09 Mayıs 2026
  • İstanbul22°C
  • Ankara18°C
  • İzmir26°C
  • Konya20°C
  • Sakarya20°C
  • Şanlıurfa26°C
  • Trabzon16°C
  • Gaziantep23°C

CEMİL KOÇAK'TAN: NAZIM HİKMET MAHKÛMİYETİNDEN SONRA NEDEN YURT DIŞINA ÇIKMADI?

Bu öyküyü ilk kez ne zaman duydum ya da okudum, öğrendim; şimdi tam olarak hatırlayamıyorum. Demek ki, aradan hayli uzun zaman geçmiş olmalı… Pek az kişinin öykünün farkında olduğunu anladığımda da, paylaşmaya karar verdim.

Cemil Koçak'tan: Nazım Hikmet mahkûmiyetinden sonra neden yurt dışına çıkmadı?

08 Ağustos 2015 Cumartesi 14:35

Herhalde Nâzım Hikmet’in de içinde bulunduğu 1938 yılının ünlü donanma davasını duymayan kalmamıştır. Ama biraz hatırlatmak isterim: Nâzım Hikmet, 1938 yılında iki ayrı suçtan tutuklanmış ve hakkında dava açılmıştı. İlk davanın konusu, Deniz Harb Okulu’ndaki bazı öğrencilerle birlikte orduyu isyana teşvikti. Şair, bu davada on beş yıla mahkûm oldu. Ama iş bununla da sınırlı kalmadı.

Orduyu isyana teşvik

Kısa bir süre sonra da donanmadaki bazı astsubayların da içinde bulunduğu bir başka dava daha açıldı. Şair de bu davaya eklenmişti. Bu kez sanıklar arasında Dr. Hikmet Kıvılcımlı ile Kemal Tahir de bulunuyordu. İddia yine aynıydı; donanmayı isyana teşvik… Davalar askerî mahkemede görülüyordu. Son dava, Erkin gemisinde görülmüştü. Belki de asıl yıkıcı karar, bu davanın sonucunda açıklandı; şair, zaten on beş yıla mahkûmdu. Mahkûmiyeti dolayısıyla cezaevinden alınmış ve askerî mahkemeye çıkarılmıştı. İkinci dava da mahkûmiyetle sonuçlandı. Neredeyse bir bu kadar daha ceza kesildi ve nihayetinde iki davanın ceza toplamı, 28 yılı aşkın bir hapis cezası oldu. Ve karar temyizde de onaylandı. Kıvılcımlı da on beş yıla mahkûm olmuştu.

Elbette Nâzım Hikmet, karara itiraz etti. Bu sırada gündeme gelmiş olan bazı yasa değişikliklerinin cezasının süresini kısalttığını ileri sürüyordu. Fakat bu itirazlar da reddedildi. 1939 yılının yaz aylarına gelindiğinde şair için bütün hukuk yolları kapanmış görünüyordu. Her iki ceza da temyizde onaylanmıştı çünkü…

Nâzım Hikmet açısından yapılabilecek hiçbir şey kalmamıştı artık… Otuzlu yaşlarının daha ilk yarısı bitmişken; önünde otuz yıla yakın sürmesi beklenen bir hapis hayatı açılmıştı. Bu basit hesaba göre, eğer ömrü yeterse, hapisten çıktığında 64 yaşında olacaktı! Bir affın çıkmasının dışında şairi özgürlüğüne kavuşturacak hiçbir başka çare görünmüyordu.

Tebdili hava kararı

Şimdi yazacaklarım ise, muhtemelen pek çok kişinin dikkatinden kaçmış ‘minik; minicik’ bir ayrıntı olarak da görülebilir. Ama bir kitabıma da adını verdiğim gibi; “Geçmiş Ayrıntıda Saklıdır” Nâzım Hikmet için olsun, Hikmet Kıvılcımlı için olsun, hiçbir umut kalmamış gibiydi. Her ikisi de İstanbul’da Sultanahmet cezaevinde idi. Tam bu sırada adeta mucize kabilinde bir gelişme oldu. Şimdi sıra öykünün bu ‘küçük’ ayrıntısına geldi.

Devamı için: http://haber.star.com.tr/yazar/nazim-hikmet-mahk-fbmiyetinden-sonra-neden-yurt-disina-cikmadi/yazi-1048754

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.