06 Mayıs 2024
  • İstanbul9°C
  • Ankara3°C

CİHAN AKTAŞ'TAN: GELENEKSEL MEVZİ KONFORUMUZ

Her şey yeniden “İslamcılık”la, İslamcılığa yorulan niteliklerle açıklanmaya başlandı.

Cihan Aktaş'tan: Geleneksel mevzi konforumuz

cihan-aktas-4

Her şey yeniden “İslamcılık”la, İslamcılığa yorulan niteliklerle açıklanmaya başlandı. Ama gerçekte öyle mi? İslamcılık bir çıkarılan bir giyilen Mili Görüş gömleğinden ibaretmiş gibi…

Herkes İslamcılığı kendine göre tanımlıyor gerçi. Bana göre ise İslamcılık, kaynaklardaki bilgilerle mevcut hayatın ritmi arasında gidip gelen dönemsel bir tecrübenin birikimidir ve ayrıca  modern dünyada dini uygun bir şekilde yaşama ve temsil etmeye ilişkin kaygının da adıdır. İslam tektir, İslamcılık ise dönemsel cevaplar aramaya yoğunlaştığı kadarıyla muhtelif. Bir gelir, bir geri çekilir.

Bir dönem öncesinin yaygın sıfatı “muhafazakârlık”tı. Kimse de bu sıfatın doğru kullanıp kullanmadığıyla pek ilgilenmiyordu. Yeni bir sınıf, toplum, anlayış ortaya çıkıyordu sanki. Dar bir kadroya, etkin olsa bile sınırlı sayılan ve yanlış anlamalarla yüklendiği için de yıpranmış sayılan bir harekete özgü sıfat, statüko ile uzlaşmanın süreğinde layıkıyla taşıyıcı güce sahip görülmüyordu. Oysa tam da İslamcılığın yarım asrı bulan soruları ve cevaplarının sağladığı bir enerji ve birikimle, teşvikle mümkün olan bir tazelenme dönemine uzanıyordu Türkiye. Buna karşılık İslamcılığa ilişkin popüler olumsuz yargıların gücü her zamanki kadar baskındı. Böylelikle kimi İslamcılar bağlam değiştirirken muhafazakârlığı uygun bir maske olarak benimsediler ya da muhafazakârlığa karşı çıktıkları zannıyla muhafazakârlaşmaya başladılar.

Esasında postmodern söylemlere özgü dalgalı bakış açısı hâkim siyasete: Bir şeylerin değişmesi gerekirdi, başka da çaresi yok, öyleyse her şey gider. Yoğun hareketliliğin düşünsel rehaveti örtbas ettiği ve eleştirinin davaya ihanetle bir tutulduğu dönemlerden geçiyoruz.

Sert kavga diline, tartışmalara, kutuplaşmaya karşılık İslami kesim bir tür rehavet hali içinde, günübirlik laf yetiştirmelerle vakit geçiriyor. En az kırk- elli yılın eleştiri ve teklif birikimi, sivil toplum örgütleri, cemaat ve vakıfların bin bir mahrumiyet ve baskı altında geliştirdiği dil ve söylemler Hükümet’le Gülen Hareketi arasındaki kavganın dili tarafından yutuluyor..

Yazının devamı için: http://www.dunyabulteni.net/yazar/cihan-aktas/19646/geleneksel-mevzi-konforumuz

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.