29 Mayıs 2026
  • İstanbul17°C
  • Ankara12°C
  • İzmir23°C
  • Konya17°C
  • Sakarya16°C
  • Şanlıurfa26°C
  • Trabzon14°C
  • Gaziantep21°C

ELİF SÖNMEZIŞIK AYDIN: SAVAŞ EDEBİYATI: AYDIN AÇMAZI

Edebiyatımızın çok yakın geçmişe kadar savaş hassasiyetinden büyük ölçüde mahrum oluşunun ve savaş edebiyatı alanında yüzlerce eser sayamamamızın sebebi, hiç şüphesiz şair, yazar ve aydın kesimin savaş mahallerinden uzak olmasıydı.

Elif Sönmezışık Aydın: Savaş Edebiyatı: Aydın Açmazı

23 Mayıs 2026 Cumartesi 11:18

Süleyman Nazif’in bu konu ile ilgili şöyle bir cümlesi var:

“...Biz bu harp ile yalnız bi-emsâl vilâyetlerimizi ve milyonlarca vatandaşımızı kaybetmedik. Biz bu harbde gençliğimizi, edebiyatımızı, ahlâk ve maneviyatımızı da hercümerc ettik...” [“Harp ve Edebiyat” Hadisat, S. 152, (2 Ramazan 1337 / 1 Haziran 1919)]

Nazif’in sözleri Osmanlı’nın son demlerini ve sonrasındaki rejim sancılarıyla yaşadığımız imtihanı anlatmaya yetiyor aslında. Bahsedilen harp, Birinci Dünya Savaşı. Savaşın can damarı olan Çanakkale Savaşlarına gidecek asker kalmayınca, hem on beşliklerihem de asırlarca savaşlardan uzak tutulan medrese talebelerini cepheye çağıran Osmanlı, geleceğini ayakta tutacak genç neslin neredeyse tamamından vazgeçmek zorunda kalmıştı. Gençlik ki, memleketin her tür fedakârlıkla ve büyük umutlarla yeşerttiği geleceğiydi. Yani geleceğinden vazgeçmişti.

Hem Birinci Dünya Savaşı, hem de Kurtuluş Savaşı boyunca, her büyük şehrin ve bilhassa İstanbul’un, yaşanan yoksulluk ve dramlardan haberi bile olmayan elit tabakaları mevcuttu şüphesiz. Üstelik savaş zenginleri türemiş, Pera’da konuşlanmış emanet hayatlarını birinci sınıf imkânlarla sürdürür olmuşlardı. Yazar ve şairler ise gazete köşelerinde hüküm sürüyordu.

Yazar ve şairlerimizin cephelere uzaklığı bilinen ve zaman zaman tartışılan bir meseledir. Zira bildiğimiz tek asker yazar Ömer Seyfeddin’di. Asker bir aileden geliyordu ve askerî okul mezunuydu. Hareket Ordusu ile Selanik’ten İstanbul’a gelip de 31 Mart Vakası yaşandıktan sonra ne kadar büyük bir yanlışın içinde olduğunu görüp ordudan uzaklaşmıştı. Sade Türkçe akımının öncüsü olarak dergi çıkartmaktayken, Balkan Savaşı’nda cepheye yenidençağırılmış, bu defa esir düşmüştü. Savaşın cephe arkasını, katliam köylerini, Rus askerinin acımasızlığını, savaş zenginlerini, halkı sömüren kansızları gözleriyle görmüş, tecrübelerini esirgememiş ve hikâyelerine konu etmişti.

Yazının devamı için:https://www.milatgazetesi.com/savas-edebiyati-aydin-acmazi

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.