- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
21 Eylül 2026- İstanbul25°C▼
- Ankara22°C
- İzmir25°C
- Konya24°C
- Sakarya23°C
- Şanlıurfa29°C
- Trabzon23°C
- Gaziantep27°C
GÖKHAN ÖZCAN: TÜKENİR KALEMLER
Modern çağı, ‘tüketmek’ gibi esasta negatif muhtevaya sahip bir fiili allayıp pullayarak insanlara iyi bir şey gibi yutturma çağı olarak da tanımlayabiliriz.

21 Eylül 2026 Pazartesi 10:12
Dolandırıcılık, insanları kandırmak için laf kalabalığı ile muhatabını gerçekliğinden kopararak afallatan bir illüzyona sokmak ise eğer; bir yerinden durmadan trendler uydurarak para kazanmakla maruf modern küresel bezirganların çektikleri numaraların bundan bir farkı olduğunu söylemek çok mu abes olur?
Bugünün azalmayan borç yükü, tüketilmiş dünün sırtımıza yüklediği kamburdur.
Kredi kartı bir uyuşturucudur; bir şey ödemediğimiz hissiyle zihnimizi uyuşturur ve bize içimiz rahat bir şekilde yarınlarımızı harcatır.
Yeni çıkan çok özellikli yeni araba modelinin aşırı havalı reklamı, aynı zamanda bal gibi ihtiyacınızı gören mevcut arabanızı gözden düşürme kampanyasıdır.
“Reklam reklamcıların utanma eksikliğinden daha çok, bizim aldatılma arzumuzdan gelir. Reklam, kendi baştan çıkarma arzularından değil, bizim baştan çıkarılma arzumuzdan kaynaklanır. Reklamcıların dehası kamuoyunu kandırmanın ne kadar kolay olduğunu değil, kamunun aldatılmayı ne kadar çok sevdiğini keşfetmeye dayanır” diyor Jean Baudrillard, ‘Tüketim Toplumu’ kitabında.
Gece gündüz çalışarak elde ettiği bütün kazancını tüketmek için harcayan zamane insanı, eğer bu bir başarıysa sevinebilir; çünkü sandığından çok daha fazlasını tüketmeyi başarıyor.
“Neler aldın bakalım?” diye sordu kapıyı açan. “İnanmayacaksın ama hatırlamıyorum!” dedi elinde poşetler olan.
Evlerimiz alıp bir köşeye attığımız, sadece birkaç kere kullandığımız, bazen hiç kullanmadığımız ‘ürünler’ ile dolu… Bazılarını neden aldığımızı bile hatırlamıyoruz muhtemelen. Bazıları daha yeni versiyonları çıktığı için güzümüze artık cazip gelmiyor. Bazılarını ise sırf para verip aldığımız için memnuniyetsizce kullanmak zorunda hissediyoruz kendimizi.
Tüketim çağının duruma en uyan mottosu belki de şu: Çarşıdan aldım çok moda! Eve geldim demode!
Erich Fromm, ‘Sahip Olmak ya da Olmak’ isimli kitabında modern insanı tüketen çaresizlik döngüsüne dikkatimizi çekiyor: “Her tüketilen şey, tüketildiği andan itibaren, tüketiciyi tatmin edemez hale geldiği için, insanlar yeniden ve daha fazla tüketime yönelmek zorunda kalırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modern tüketiciler, kendilerini şu formülle ifade etmek durumunda kalırlar: Ben, sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim!”
Modern zamanların en ironik icadı herhalde tükenmez kalem! Neyse ki o da isminin yalancısı, bal gibi tükeniyor!
Devamı: https://www.yenisafak.com/yazarlar/gokhan-ozcan/tukenir-kalemler-4857532
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.