22 Ekim 2026
  • İstanbul22°C▼
  • Ankara16°C
  • İzmir22°C
  • Konya16°C
  • Sakarya21°C
  • Şanlıurfa23°C
  • Trabzon19°C
  • Gaziantep21°C

HÜDAYİ VAKFI NE DEMEK İSTİYOR?

Mahmut BIYIKLI

19 Ekim 2026 Pazartesi 10:53

Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’nın yayımladığı bildiri epey ses getirdi. Bildiri, bir cemaat tarafından kaleme alınmasına rağmen İslami camianın bütün renkleri tarafından sahiplenildi.

Vakfın vermek istediği mesaj, muhafazakâr kesim tarafından doğru anlaşıldı Camilerde, mescitlerde, vakıflarda, derneklerde dillendirilen meseleler metne dökülmüş oldu.

Bildiriyi en yanlış okuyanlar muhalif kesim oldu. Türkiye’yi doğru okuyamadıkları gibi verilmek istenen mesajı da doğru okuyamadılar. Bildiriyi iktidara karşı bir başkaldırı olarak görecek kadar uçtular.

Hüdayi Vakfı’nın böyle bir derdi olmadığı gayet açık. Vakıf, hakikati en yalın şekliyle söyleyip sorunları resmetmiş. Emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğunu yerine getirmiş.

Hüdayi Vakfı’nın ne demek istediğini anlamak yerine sosyal medyada vakfı tartışmaya açanlar da oldu. Bazıları adını ilk defa duydukları vakfa sürü psikolojisiyle saldırıya geçti.

Bu sebeple önce Hüdayi Vakfı ve camiası hakkında sonra bütün tasavvufi oluşumların toplumdaki karşılığı hakkında birkaç kelam etmek isterim.

SAMİ EFENDİNİN ÇİZGİSİ

Türkiye’de onlarca vakıf ve camia varken Hüdayi Vakfı’nının neden öne çıktığını soranlar olmuş.

Böyle bir bildiriyi en önde Hüdayi Vakfı’nın yazması gayet doğaldır. Çünkü bunu, izini takip ettikleri ve yolunu sürdürdükleri Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun sevaplar gibi tertemiz hayatına ve sahih tasavvuf anlayışına uygun bir hamle olarak değerlendirmek gerekir.

Sami Efendi Hazretleri, kendisine ailesinden çok büyük mal ve arazi miras kalmasına rağmen kendisine düşen, maddi değeri çok büyük serveti almamıştır.

Helal lokma dikkati ve kul hakkı hassasiyeti o kadar yüksektir ki yan tarladaki bir buğday tanesinin kazara kendi tarlasına düşmesinin hesabını düşünerek servetinden vazgeçmiştir.

Bu hassasiyet, hukuk diplomasına sahip olduğu hâlde avukatlık mesleğini icra etmekten uzak durmasına da vesile olmuştur. Çok sayıda varlıklı müridinin olmasına rağmen kendi emeğiyle geçinmeyi seçmiş; bir ticarethanenin muhasebesini tutarak maişetini temin etmiştir.

Günümüzde şeyhlik iddiasında bulunan nice insanın mali durumuna bakınca Sami Efendi Hazretlerinin büyüklüğünün derecesini daha iyi anlıyoruz.

İşte böylesine büyük bir öncünün manevi mirasının üzerinde oturan Hüdayi Vakfı’nın bu açıklamayı yapması gerekirdi.

SAHİH BİR TASAVVUF ANLAYIŞI

Hüdayi Vakfı’nı uzun yıllardır takip ediyorum. Mübalağalı menkıbelerden ve keramet pazarlamasından uzak durarak şeriatın ölçülerine bağlı sağlam bir tasavvuf anlayışını muhafaza ettiklerini biliyorum.

Cemaatin önderi Osman Nuri Topbaş’ın bu husustaki ikazlarını da son derece kıymetli buluyorum.

Nitekim bir sohbetinde, şeyhinin mahşer yerinde elinden tutup kendisini cennete götüreceğine dair sözleri bir felaket olarak değerlendirmiş; gerçek mürşitlerin, müritlerinin kendilerini kutsallaştırmasına asla müsaade etmeyeceklerini vurgulamıştır. İnternetteki konuşmalarında buna benzer uyarılarını görmek mümkün.

ANADOLUDAN TÜRKİSTAN’A HAYIR KÖPRÜLERİ

Bazı kesimlerin adını mezkur bildiriyle duyduğu Hüdayi Vakfı, hayırlı çalışmalarıyla her daim gündemimizde yer buldu.

Bazı cemaatlerin sürekli alan konumunda kalmasına karşılık Hüdayi camiası, Osmanlı vakıf geleneğinin ruhuna sadık kalarak veren el olmayı sürdürmüştür.

Merhum Emin Saraç Hoca’nın, Topbaş ailesinin Osmanlı bakiyesi pek çok âlime sahip çıktığına dair anlattıkları, bu hayır geleneğine dair güzel bir şahitliktir.

Özellikle Türkistan’da katı Selefi örgütlerin yayılmacı faaliyetlerini sürdürdüğü bir dönemde, coğrafyanın tarihî ve manevi dokusuyla uyumlu, sahih tasavvuf anlayışını muhafaza eden Hüdayi Vakfı’nın o topraklardaki varlığı çok kıymetlidir.

Keşke devletlilerimiz, Türkistan ve Balkanlar’da örtülü faaliyetler yürüten Şii ve Selefi yapılara karşı, irfan geleneğimizin ölçüleriyle hareket eden müesseselerin bu coğrafyalardaki varlığını güçlendirmeyi bir devlet politikası olarak benimsese.

TOPTANCI TUTUM

Devletine bağlı, milletine sevdalı sufi oluşumları doğru bir zeminde değerlendirmek gerekir. FETÖ örneğinden hareketle diğer camialara da sert tavır takınan bazı ulusalcı isimler, meseleyi toptancı bir yaklaşımla ele alıyor.

FETÖ, başından beri ABD’nin bir aparatıydı. Türkiye merkezli, dış bağlantısı bulunmayan yapılara bakışımız ise bu ayrımı gözetmeli.

Bu topraklardan doğan, Türkiye ekseninden sapmayan ve emperyalist güçlerin kendisini kullanmasına müsaade etmeyen oluşumların taşıdığı sivil birikimden devlet istifade etmelidir.

Hüdayi Vakfı’nın gönül coğrafyamızda yürüttüğü çalışmalar güzel örnekler arasına yazılmalıdır.

Katı Selefilerin her şeyi “tağut” kavramıyla yaftalayarak zihinlerde ve gönüllerde bıraktığı zehri, ancak itidali esas alan sufi oluşumların irfanıyla temizleyebiliriz.

ÖZELEŞTİRİ VE ŞEFFAFLIK

Eleştiri yapanlar da özeleştiri yapabilmelidir. Tarikatlar toplumda karşılıkları olup olmadığını görmek için sahaya kulak vermeleri iyi olur.

15 Temmuz, bütün tarikat ve cemaatlere kendileriyle yüzleşme ve özeleştiri yapma imkânı sunmuştu.

Ne var ki bu yapıların hâlâ esaslı bir iç muhasebeye yöneldiklerini söylemek güç. Ülkemiz ve insanlık adına üstlenmeleri gereken misyonun çok uzağındalar.

Değişen dünyayı okuyamayan, kendi içine kapanmış yapılar, zamanla toplumsal karşılıklarını yitirerek kepenk kapatmak zorunda kalacaktır.

Bu sebeple söz konusu yapıların kendilerini yeniden yapılandırmaları kaçınılmazdır.

İçinde yaşadıkları topluma kendilerini açık ve şeffaf biçimde anlatabilmeleri de bu yenilenmenin olmazsa olmazlarındandır.

Zira FETÖ ve benzeri olumsuz örnekler sebebiyle Türkiye’de tarikat ve cemaatlere ilişkin toplumsal algı ciddi biçimde zedelenmiştir.

Bazı yapılar, gaflet içerisinde bu algıyı beslemeye devam ederek tarikat düşmanlarına koz vermektedir.

Devamı: https://m.haber7.com/yazarlar/mahmut-biyikli/3669094-hudayi-vakfi-ne-demek-istiyor

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.