- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
22 Ekim 2026- İstanbul23°C▼
- Ankara19°C
- İzmir26°C
- Konya19°C
- Sakarya25°C
- Şanlıurfa27°C
- Trabzon19°C
- Gaziantep24°C
HÜSEYİN ÖZTÜRK: GEVHER NESİBE ŞİFAHANESİ
Tıp ilminin kurucusu İbn-i Sina’yı, günümüzde Batılı ülkeler çok iyi anlamakta ve yazdıklarını hayata geçirmektedirler.

22 Ekim 2026 Perşembe 15:58
Bugün bizde sadece İbn-i Sina ismiyle yetinilse de Beylikler, Selçuklu ve Osmanlılar, İbn-i Sina’yı anlayarak şifahaneler kurmuş ve tedavi yöntemlerini geliştirmişlerdir.
Mesela Batı’da İbn-i Sina tıp fakültelerinde okutulurken, bizde İbn-i Sina’nın eserleri sahaflarda satılmaktadır. Niye ders olarak okutulmaz hala anlaşılmış değildir.
Tarihimize dönelim. İşte İbn-i Sina merkezli tıp müesseselerden birisi de Kayseri’de bulunan Gevher Nesibe Şifahanesidir.
13 ve 14. yüzyıllarda meczuplar, cüzamlılar ve tedavisi imkânsız hastalar Avrupa’da yakılırken, Selçuklu ve Osmanlı ülkesi Anadolu’da bu hastalar tedavi edilmekteydiler.
Gevher Nesibe Şifahanesinin çok ilginç bir hikâyesi vardır. Mevzu uzun özetleyelim:
•
Kaynaklara göre Selçuklularda şifahaneler için; “Maristan, Bimaristan, Darü’l-Sıhha, Darü’l-Merza, Darü’l-Afiye” veya “Darü’ş-Şifa” isimleri kullanılmıştır.
Kayseri’de kurulan üniversite merkezli ilk şifahane ise Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kız kardeşi, Gevher Nesibe Sultan adına inşa ettirdiği “Çifte Medresedir” ve Anadolu’da bir ilktir.
Dört eyvanlı, avlulu ve avlusu revaklı medrese planına sahip olan ve hem tedavi hem eğitim-öğretim külliyesi vazifesi gören şifahanede, bir yandan hastalar tedavi edilirken, diğer yandan tıp eğitimi verilmiştir.
Darü’ş-Şifa’nın kitabesine göre; Sultan II. Kılıçarslan’ın kızı Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyetiyle, ağabeyi I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ikinci saltanatında (M.1205-1211) inşa ettirilmiştir.
•
Özellikle akıl hastalarının tedavi edildiği şifahanenin acı hikâyesine geçelim:
Rivayet odur ki, Gevher Nesibe Sultan, saray harici bir komutana gönlünü kaptırır. Ağabeyi I. Gıyaseddin Keyhüsrev, bu hususun Selçuklu töresi ve devlet geleneğine ters düştüğünü söyleyerek razı olmaz ve Sultan’ın sevdiği komutanı savaşa gönderir.
Komutan savaşta şehit düşer ve haliyle Gevher Nesibe Sultan üzüntüden verem olur. Kardeşinin halini gören I. Gıyaseddin af dileyerek bir isteği olup olmadığını sorar.
Gevher Nesibe Sultan, ağabeyinin sorusuna; kendisi gibi dermansız dertlere duçar olanların tedavi edilecekleri bir şifahane yapılmasını, babası II. Kılıçarslan’dan şahsına kalacak bütün malların bu vakfa, takılarını da Darü’ş-Şifa’nın yapımında görev alan kişilerin kızlarına bağışladığını söyler.
Devamı:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/gevher-nesibe-sifahanesi-54151.html?page=3
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.