- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
06 Mayıs 2026- İstanbul18°C▼
- Ankara15°C
- İzmir23°C
- Konya13°C
- Sakarya18°C
- Şanlıurfa17°C
- Trabzon13°C
- Gaziantep16°C
İSLAM VE İFTİRA: FIKHIN SOSYOLOJİSİ

06 Mayıs 2026 Çarşamba 12:59
Sosyal ilişkileri düzenleyen "ahkâm" değişir ama onları ortaya koyan fıkıh değişmez. Bu genel geçer kaide toplumsal unsurların değişen ve değişmeyen unsurları arasında büyük öneme sahiptir. Geçmişten günümüze fıkıh; sosyal ve beşeri ilişkileri düzenlemede ve anlamın sağlanması hususunda temel bir vazife üstlenmiştir. Fıkıh, toplumsal anlamda itirazsız kabul edilen ve Şentürk'ün ifadesiyle "asgari müşterek" (Şentürk 2000) sağlayan bir toplumsal uzlaşı biçimi olarak anlam kazanır.
İslam toplumunda geçmişten günümüze zorunlu bir bilgi türü olarak kabul edilen fıkıh, sosyal entegrasyon-uyum sağlama hususunda sosyolojinin de temelini ortaya koyar. Toplumsallıklar sergilenmesinin temeli olan bu entegrasyon, birliktelik olarak okunmakta, bu durum da toplum olma durumuyla, toplumsallıklar sergilemenin ilk koşulu olarak okunmaktadır.
Birey, toplumsal bir olgu olarak toplumbilimlerin temelini oluşturur. Onun toplum içinde yapıp ettikleri – faaliyet alanları- etkileşime geçtiği, eylemde bulunduğu habitus, onun tanımlanması açısından da önemli veriler sunmaktadır. Örneğin Goffman'ın çalışmaları bu alanda yapılmış önemli veriler sunmaktadır. Özellikle damga üzerine çalışması (Goffman 2014) ele alacağımız bu eser bağlamında da önemli doneler içermektedir.
Toplum çok katmanlı, sayısız eylem ve hareket alanı içeren unsurlarla kaplıdır. Yalan, şaka, acı çekme, sevme bununla birlikte evlenme, bayramlaşma, sünnet-düğün merasimleri, gezek kültürü, eğlenme biçimleri, iyilik, kötülük gibi eylemler toplumsal anlamda ilgiyle karşılanmasa bile üzerinde durulması gerekli ortak bir payda da insanlığı toplayan eylem alanlarıdır. Bu alanlardan biri de hem sosyolojik hem de teolojik bir inceleme alanı olan "iftira" dır.
İftira, insanoğlunun "kötülük problemi" kapsamında olumsuz etkisi neticesinde alevlendirilen "bir insanlık suçudur". İftira bir kötülüktür. İnsanın başa bir insanla yaşadığı sorunlar hukuki bir alana sıkıştırılmaya çalışılsa da iftira, kötülüğün bir kişiden başka bir kişiye çarpmasıdır. Sözsel etkininin kötü yolda kullanılması olarak anlam bulmaktadır. Çünkü iftira sözsel bir aktarımla gerçekleşmektedir.
İslam Hukukunda "iftira" kavramı farklı tanımlarla yer bulmaktadır:
İftira: "firye" kökünden türetilmiştirç İhtilâk, uydurma, yakın ithamda bulunma, kara çalma anlamlarına gelir.
Kazf: kalbe korku düşürmek, ilkâ etmek, atmak, bir şeyi atmak, bırakmak, üstüne atmak anlamlarına gelir.
Şetm: sövgü – sövmek ile birlikte içinde iftira bulunan kötü söz anlamlarına gelir.
Sebb: Sövmek, yalan söz, asılsız iddia taşıyan, incitici kötü söz anlamlarına gelir.
İfk: Türkçe'de olmamış bir şeyi yakıştırma, doğruyu yalan, yalanı doğru gösterme.
Buhtân: iftira ve yalan demek.
Hasan Doğan, İslam ve İftira (Doğan 2025) adlı eserinde, "iftira" olgusunun arkeolojisine girişerek, insanlık tarihindeki izlekleri üzerinden iftirayı açıklamaya, bu kötü eylem karşısında toplumların almış olduğu önlemleri, hukuk sistemleri içerisinde cezalandırma yöntemlerine değinerek genel bir değerlendirmede bulunmaktadır.
Devamı:https://www.kitaphaber.com.tr/islam-ve-iftira-fikhin-sosyolojisi-k7954.html
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.