19 Ağustos 2026
  • İstanbul29°C
  • Ankara32°C
  • İzmir36°C
  • Konya30°C
  • Sakarya31°C
  • Şanlıurfa37°C
  • Trabzon27°C
  • Gaziantep34°C

İSMET ÖZEL, ŞECAAT ARZ EDERKEN MERD-İ KIPTÎ

İSMET ÖZEL, ŞECAAT ARZ EDERKEN MERD-İ KIPTÎ

13 Ağustos 2026 Perşembe 12:32

1928 Hıristiyan yılında başlayan Türkçeyi Lâtin alfabesi uyarınca yazma hevesi ve mecburiyeti Türk milletini bozuk bir dil ile koyun koyuna yaşamağa mahkûm etti. Artık Türk milletinin okur-yazarları “şecaat arz etmek” tabirine yabancı kalarak yaşamak durumundadır. Mahkûmiyetimiz bozuk bir dille yaşamaktan ibaret değildir. Türkler dilin doğuş yani aruz veznine uyum sürecinde kazandığı organik hususiyetini de feda etme dalgasına kapıldılar. Müslüman olmadan önce Türklerin burunları ve kulakları yok muydu? Hayır, yoktu. Çünkü ortalıkta Türk yoktu. Bütün dünya Türk’le Müslüman olmuş, giderek yaşama sebebini Allah’ın askeri olmakta bulmuş bir kavmi tanıyarak karşılaştı. Arap elifbasında Ö harfi bulunmadığı için biz Macarlar gibi Török demiyor, Türk diyoruz. Farsça birun: dış, dışarı kelimesinden burun yapmışız. Yine Farsça gu: söyleyen kelimesinden kalkıp kulak kelimesine ulaşmışız. Bunların yanı sıra mide gibi birçok organımızı doğrudan Arapçadan dilimize aktarmışız. Öteden beri söylediğim gibi işin içine Arapçayı ve Farsçayı katmadan damıtılmış bir Türkçeyle konuşmaya kalkarsanız hiçbir şey diyemezsiniz. Çünkü hiç Farsça, şey ise Arapçadır.

Latin harfleriyle okuyup yazmağa icbar edilmek Türk milletine yapılmış en büyük kötülüktü. Her alanda gerçekleşen inkılaplar suretiyle Türk milleti geçmişinden uzaklaşmakla kalmadı, kendi varoluş şartlarıyla savaşmağa itildi. Türk milletinin kendini kendisiyle savaşır halde bulması Türk toplumu içinde huzursuzluk doğurmadı. İnkılâplar İstiklâl Harbi’nin ateşli silâhlarla yürütülen kısmı geride bırakıldıktan sonra topluma kendini Türk ve Müslümanmış gibi tanıtan Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin desteğini aldı. İslâm düşmanları muteber makamları işgal ve hatta gasp ettiler. Daha korkuncu geçmişinde Rumluk, Ermenilik, Yahudilik olanlar gerçek Türklerden ve gerçek Müslümanlardan müttefikler edindi. Bu sebeple 27 Mayıs 1960 askeri darbesi bürokrasinin tamamı tarafından memnuniyetle karşılandı. Suat Taşer şiirinde “Yaşamak zor, ölmek kolay” derken Adnan Menderes’in başvekil olduğu yılları işaret ediyordu. Türk milletinin çoğunluğu vakıayı farklı biçimde ve tersi istikamette algıladı: Milletin cebinin para gördüğü yıllar Demokrat Parti’nin hükümet ettiği yıllardı.

Modernleşme bilimin deneye dayalı yanından destek aldığı için yayılmasına bir türlü engel olunamamış âlemşümul bir vakıadır. Modernleşmeden en çok zarar gören milletin Türkler olmasının sebebini de Türklerin Avrupa’nın ötekisi oluşunda bulabiliriz. XVII. Hıristiyan yüzyılının başında Türk vatanı mamul madde ihraç eden ve ham madde ithal eden bir ekonomiye sahipti. Kısa sürede durum tersine döndü. Niçin? Çünkü Türkler Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren kendi öz güçlerine kıskançlıkla sarılma tavrına uzak durmuşlardır. Türklerin Batı ile münasebeti Rusların matruşkasına benzer. Büyük bebeğin kapağını kaldırdığınızda karşınıza daha küçük; ama öncekine tıpatıp benzeyen bir bebek çıkar. Avrupalı modern çağa geçerken Makyavel ile birlikte Türklerin iktidar bilmecesini çözmüştür: Merkezî iktidarı elinde tutan millet çoğunluğunun yönünü belirler.

Devamı: https://www.izdiham.com/ismet-ozel-secaat-arz-ederken-merd-i-kipti/

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.