06 Mayıs 2024
  • İstanbul9°C
  • Ankara3°C

MEHMET ALİ TEKİN: MOSTAR ŞEHİTLERİ…

Sevgili okuyucularım ‘Mostar Şehidleri’ diye bir deyim söylesem, çoğunuzun garip garip bakacağını sanıyorum. Hele hele yaşı 40’ın altında olanların, ne demek bu yani, diye taaccüp edeceklerini sanıyorum.

Mehmet Ali Tekin: Mostar şehitleri…

19 Eylül 2019 Perşembe 12:18

Evet… Taaccüp etmekte haklısınız… Haklısınız çünkü bizler, değerlerimizi ve yakın geçmişimizi, hele hele biraz daha uzak geçmişimizi, sizlere anlatmadığımız veya anlatamadığımız için haklısınız.

Haklısınız çünkü bizler, değerlerimizi ve yakın geçmişimizi, hele hele biraz daha uzak geçmişimizi, sizlere anlatmadığımız veya anlatamadığımız için haklısınız.

Özellikle genç kuşaklar ile çocuklar ve babaları arasında, uçurum diyecek kadar bir açıklık var. Babalar ve çocukları, ayrı dünyaların insanları sanki. Babalar dostluk, yardımlaşma, fedakârlık, diğerkâmlık, şehadet derken… Çocukları aval aval bakıyorlar ve…

Bazıları pervasızca şöyle bile diyebiliyorlar: ‘Sen hâlâ oralarda mısın baba, geç bunları, kendi hayatını yaşa, dünyanın tadını çıkarmaya bak…’

Daha dün denecek kadar az bir zaman öncesinin gençleri hiç tanımadıkları, hiç görmedikleri Bosnalı Müslüman kardeşleri için canlarını feda etmekten kaçınmıyordu.

Bosnalı Müslüman kardeşlerinin acılarını paylaşmak ve bir nebze olsun dindirebilmek için, ölümün kucağına seve seve atılıyorlardı…

Sitemim tüm gençlere değil, bazılarına…

Evvel Allah bizim memleketimizin gençleri, mukaddes değerler uğruna kendilerini feda edebileceklerini, 15 Temmuz’da bir kere daha gösterdiler Elhamdülillah!

Evet…

Ne demiştik?

Mostar Şehidleri…

Kimdir bilir misiniz onlar?

Adil, Ebubekir, Edip ve daha fazlası…

17 Eylül 1992 tarihinde Mostar’da şehid oldular!

Anadolu’nun pırıl pırıl gençlerinden üçü…

İkisi Kürt biri Türk…

Ne fark eder ki dedelerimiz de Çanakkale’de, Kurtuluş savaşında birlikte savaşmadı mı? Laik Kemalistler, ‘Kürt yoktur’ diye dayatsalar da Kürt, Türk, Laz, Çerkez bu toprakların insanıyız ve Müslümanız!

‘Boşnak Kardeşlerimiz zor durumda, dertlerine nasıl ortak olabiliriz’ diye Adil ve Edip Bingöl’den, Ebubekir de Aksaray’dan kalkıp İstanbul’a gelmişler. Müslüman Kardeşlerinin derdi, Yeryüzü Dergisi’nin İstanbul’daki ofisinde buluşturmuş onları.

Yolunu yordamını öğrenmişler Bosna’nın… Önce Viyana’ya oradan da Hırvatistan’a ve Zagrep’e ulaşmışlar. Yolda küçük bir çocuğun selamıyla, Zagrep Camisi’ni öğrenmişler. Orada Avrupa’dan gelen ve Travnik’e insanî yardım götürecek bir grupla tanışmışlar ve birlikte düşmüşler yollara…

Split’e ve oradan Bosna topraklarına geçmişler…

Devamı: http://www.gercekhayat.com.tr/yazarlar/mostar-sehitleri/

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.