- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
MUSTAFA KARA: ZİYA GÖKALP VE VAKIFLAR
Vakıflar Haftası Münasebetiyle

04 Mayıs 2026 Pazartesi 11:05
Osmanlı Devleti’nin atardamarlarından biri de vakıflardır. Devlet çarkını döndüren ana kurumlardan biridir. Dolayısıyla konu ile ilgili tartışmalar hiçbir zaman gündemden düşmemiştir. XIX. yüzyılla birlikte Osmanlı Devlet yönetim tarzının girdiği yeni kulvarda, vakıflarla ilgili yeni düzenlemeler yapıldı. Evkaf Bakanlığı kurularak meseleleri en uygun şekilde çözmenin yolları arandı. Vakıf kurumuyla ilgili iktisadî-dinî problemler nasıl çözülecektir sorusu hep gündemin ön sıralarında yerini aldı. Kitap ve risalelerin yazımı Cumhuriyet dönemine kadar devam etti.
II. Meşrutiyet döneminin etkili yazarlarından biri olan ve Cumhuriyet dönemine de birçok konuda fikir ve yorumlarıyla ilham kaynağı olan şahsiyetlerden biri de 150 yıl önce Diyarbakır’da doğan Ziya Gökalp’tir. (ö. İstanbul, 1924) Toplumda yaşanan problemlere çözüm üretirken bazan nesir bazan nazım unsurunu kullanan Gökalp bu meseleye de kendi açısından bakmış ve Bütçe Birliği isimli şiirinde devletin biri vakıflar diğeri hazine diye iki bütçesinin olamayacağını, Evkaf Bakanlığı’nın kaldırılması gerektiğini savunmuştur.
Konu ile ilgili sert tenkitleri de ihtiva eden 1918 tarihli mısralar, vakfiyelerde yer alan bazı şartlar sebebiyle vakıfların faydadan çok zarar getirdiğini düşünmektedir:
VAKIF
Her vakıf bir Hüdaşâhi hükümet
Var kanunu, memurları, bütçesi..
Bu divanda değişemez bir hizmet
Murakıbı bir ölünün pençesi
Niçin bilmem dirilerin verilmiş
Dizginleri ölülerin eline
Neden böyle bir dur emri verilmiş
Yürümeyi seven bu Türk iline
Baba demiş “oğlum satar bu malı
Vakfedeyim kalsın daim soyumda
Çalışmasın soyumun hiçbir dalı
Yaşasınlar hep nimette doyumda!”
Bu fikirden doğmuş bütün vakıflar
Yapmış halkı tevekkülcü kaderci
Manastıra dönmüş bütün sakıflar
Ki beklerler ahiretten haberci
İslâmiyet iğrenirken ruhbandan
Vakıf ona râhipliği öğretmiş
Harâbeler mahrum kalmış umrandan
İmaretler tembelliği üretmiş..
En azimli bir milleti bu bid’at
Kılmış böyle iradesiz kötürüm
Bizi derviş yapan değil tarikat
Ben tekkede mürşid vakfı görürüm
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.