- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
20 Şubat 2026- İstanbul17°C▼
- Ankara11°C
- İzmir16°C
- Konya12°C
- Sakarya19°C
- Şanlıurfa15°C
- Trabzon10°C
- Gaziantep11°C
MUSTAFA KUTLU: KIRK YIL ÖNCE İSTANBUL GEZİ YAZILARI: DİVANYOLU ERSOY HAN
Âkif’in soyadından ötürü bu hana, görmeden ısınmıştım. Şimdi bir taraftan da “Hadi canım sen de” diyorum. Çünkü Fikir ve Sanatta Hareket mecmuası bu handaki dar pasajın içinde küçümen bir odada yayımlanıyordu. İlk 1968’de geldim oraya...

18 Şubat 2026 Çarşamba 15:09
Yazdığım ilk hikâyeyi Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde hocam Orhan Okay’a vermiştim. Memlekette meşahir-i meçhûleden ve fakat talihsiz bir şekilde düşmüş bir zatın hâllerini anlatıyordum. Orhan Bey Hareket’e gönderdi. O da Nurettin Topçu’nun talebesi idi. Hikâyem beğenilmiş ve yayımlanmıştı. Beylik bir tabir ile: “Dünyalar benim oldu”. Hareket camiasından gençlik fışkırıyordu o zaman. Nurettin Topçu Bey’in dinamizmi her temas edilen kimseye sirayet ediyordu.
Evet... O daracık koridor. Bir de Kemahlı çaycı.
Muzaffer Civelek’in Şebinkarahisar taraflarından olması. Ezel Erverdi’nin o müşfik, güven verici, heyecanlandırıcı hamleleri. Kanımızı kaynatan Anadoluculuk havası. Remzi Oğuz Bey’in “Köy kadını” parçaları. Her neyse... İşte dediğim gibi küçümen bir oda idi. Bir duvarında boydan boya hasır asılı... Bir küçük tahta masa, alçak iskemleler...
Büyük salonlar, görkemli koltuklar, uzun mu uzun toplantı masaları, kravatlar, iri dosyalar, resmî tavırlı konuşmalar hep ürkütmüştür beni. Hareket’in bu mütevazı odasına ısınıvermiştim. Kendimde olan unsurları bulmuştum orada. Bu unsurların serpilip gelişeceği bir zemin, bir dost kucağı idi.
Zaten o yıllarda keyfiyetin hâlâ geçerli olduğu dönemler yaşanıyordu. Bu hususiyete dikkat eden, sahip çıkan, saygıdeğer insanlar vardı. Kelle sayısı yapmıyorduk. İçimizi bir yoksulluk kaplamamıştı daha.
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-kutlu/kirk-yil-once-istanbul-gezi-yazilari-divanyolu-ersoy-han-4798335
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.