- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
16 Eylül 2026- İstanbul20°C▼
- Ankara25°C
- İzmir26°C
- Konya28°C
- Sakarya18°C
- Şanlıurfa35°C
- Trabzon22°C
- Gaziantep33°C
MUSTAFA TEKİN: KÜLTÜRÜN TABİATI MASKELEMESİ

16 Eylül 2026 Çarşamba 12:58
Aslında bir düşünsel problem olarak konuşulması gereken ancak üzerinde paradigma olarak durulmayan sorunlar seti insanları kuşatmış bulunmaktadır. Hem de bireyselleşme ve öznelleşmenin zirvesine ulaşıldığını iddia edilen bir noktada. Kitleselleşme şeklinde de adlandırabileceğimiz bu problem, kültürün tabiatı maskelemesi şeklinde de işlemektedir.
Bugünün dünyasında özgür hareket ettiğini/edeceğini iddia eden insanların büyük oranda yaratılan trendler çerçevesinde bir kültürü takip ettikleri, trendin belirlediği rotadan ayrılamadıklarını farklı tartışma konuları eşliğinde sürekli belirtmekteyiz. Sosyal medya üzerinden takip edilen ve insanların kendilerini göstererek yürüdükleri bu yolda artık kendileri olduklarını iddia etmek oldukça zorlaşmaktadır.
Modern dünya üzerinde yükseldiği kavramlardan birisi de hiç kuşkusuz bireyselleşmedir. Aydınlanma düşüncesi premodern dönemde dinlerin insanı kendisine bırakmadan özgürlüğünü elinden aldığı iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Bu bağlamda bireyselleşme insanların dinden azade kılınması gibi bir içerik de kazanmıştı. Bu içeriğin alt yapısı bir şekilde Tanrı’nın insana fazlaca müdahale ettiği üzerinde durmaktaydı. Bireyselleşme bu özgürlüğü sağlayacak bir mekanizma olarak hep vurgulandı.
Bireyselleşme kavramının bu içeriği aslında gelinen noktada hala anlaşılabilmiş değildir. Elbette insanın iradesinin özgürleştirilmesi, önüne gelen seçenekleri değerlendirmesi, seçim yapması ve seçimlerinin sonuçlarına katlanması gereklidir ve esasen peygamberlerin insanların iradesinin özgürleştirilmesi misyonuna öncelik tanıdıklarını söyleyebiliriz.
Postmodern durumda ise teorik olarak bizzat somut insanın kendisini mutlaklaştırdığı bir duruma ulaşılmıştır. Esasen “mutlaklık” ve “postmodernlik” arasında bir tezat ilişkisi bulunmaktadır. Zira postmodernlik bütün mutlaklıklara karşı çıkarak göreliliği temel zemin olarak belirlemiştir. Buradaki mutlaklık bizzat insanın bilmesinin sınırlarının süjenin sınırlarına dayandırılması sebebiyledir. Sonuç olarak “öznel ben” kendisini mutlaklaştırmaktadır. Öznel ben kendisinden hareket ederek doğru ve yanlışa dair yargılarda bulunmaktadır.
Burada görelilik ile mutlaklık arasındaki ilişkiyi belirtmek gerekmektedir. Görelilik tüm insan ve toplumlar düşünüldüğünde, insan tekinin durduğu yeri gösterir. Fakat insan tek başına ele alınırsa kendi düşünceleri, duyguları ve yargıları artık tek geçerli doğrular haline gelmektedir. Bunun toplumsal hayatta her bir insanı kendisine güvenli ve birey halinde yaşayan varlıklar haline getirmesi beklenir.
Fakat postmodern durumda sonuç böyle olmamıştır. İnsanlar özellikle sosyal medya araçlarında varolan trendleri sürekli bir moda olarak takip etmekte ve ona uymaya çalışmaktadır. Bu trendleri takip ettiğine dair paylaşımlar yapmakta, takipçilerinden ve iletişimde olduğu insanlardan onay beklemektedir. Böylece kitle dediğimiz artık birbirinden farkları kalmayan insanlar ortada görünür olmaktadır.
Devamı: https://www.milatgazetesi.com/kulturun-tabiati-maskelemesi
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.