16 Eylül 2026
  • İstanbul20°C
  • Ankara25°C
  • İzmir26°C
  • Konya28°C
  • Sakarya18°C
  • Şanlıurfa35°C
  • Trabzon22°C
  • Gaziantep33°C

NEHİR SÖYLEŞİ SERİSİ: FAHRİ TUNA 1

Nehir Söyleşi Serisi: Fahri Tuna 1

16 Eylül 2026 Çarşamba 13:13

Fahri Hocam, Kitaphaber olarak otuz yılı aşkın süredir edebî üretimine devam edegelen isimlerle nehir söyleşiler yapmaya karar verdik ve portre sahasında da en yetkin isimlerden biri olarak sizinle konuşmak istedik. Evvela bizi kırmadığınız için teşekkür ederiz.

Estağfurullah. Asıl ben çok teşekkür ederim. Siz 'otuz yılı aşkın süredir edebî üretime devam edegelen isimlerle' deyince, aklıma 1979 senesi geldi. 47 sene öncesine gittim. Endüstri mühendisliği birinci sınıf öğrencisiydim. Genç bir şair adayı olarak-o günkü aklımla çok değerli, bugünkü aklımla beş para etmez-şiirlerimden üçünü Mavera Dergisine göndermiştim. Kendisine çok şey borçlu olduğum merhum Cahit Zarifoğlu, Mavera'nın 35. Sayısında (Ekim 1979) -her sayıda yaptığı gibi- derginin son üç sayfasında, Okuyucularla köşesinde gönderilerimizi değerlendirmişti. Benim tabirimle bir güzel zılgıt atmıştı bana. (O eleştiri üzerine şiiri bırakmıştım ben de.) O sayıda benimle beraber fırça yiyenler arasında Biga'dan Adem Turan, Erzurum'dan Şeref Akbaba ve Bursa'dan Mustafa Armağan da vardı. O eleştiriler, daha sonra Beyan Yayınları'nca Okuyucularla adıyla kitaplaştı. (İstanbul, Aralık-2014, 464 sayfa.) Üşenmedim, saydım: Cahit Abi merhuma, 17'inci sayıdan (Nisan-1978), 61'inci sayıya (Aralık-1981), Türkiye'nin değişik illerinden, -benim de aralarından bulunduğum- 298 genç yetenek, değişik aylarda (sayılarda), tamı tamına 358 mektup göndermiş. (Bugün eposta anlayın siz onu.) Sağ olsun, bir yazarlık mektebi titizliğiyle bizlere eleştirilerini yazmıştı merhum büyüğümüz de. Bugün, tam 47 sene sonra, bu 298 gençten - seneler içerisinde, kaçı mı kalmış eleğin üstünde? Onları da üşenmedim saydım: Nurullah Genç (Erzurum), Nureddin Durman (Beylerbeyi), Dursun Ali Taşçı (Rize), Vahap Akbaş (Çorlu), Hüseyin K. Ece (Erzurum), Hasan Akay (İstanbul), Ferman Karaçam (Erzurum), Ümit Aktaş (İstanbul), Recep Seyhan (İstanbul), Fahri Tuna (Adapazarı), Şeref Akbaba (Erzurum), Mustafa Armağan (Bursa), Adem Turan (Biga), Sıtkı Caney (İstanbul), Mustafa Everdi (Niğde), Mustafa Çelik (Erzurum), Sadık Yalsızuçanlar (Ankara), Ali Osman Sali (Biga), Ömer Çaha (Malatya), Mustafa İslamoğlu (Kayseri), M. Fatih Andı (Adana), Yılmaz Daşçıoğlu (Isparta Yalvaç), Hicabi Kırlangıç (Amasya), Rıdvan Canım (Erzurum Tortum), Hüseyin Yorulmaz (Maraş); toplam yirmi beş kişiyiz. Yıllardır yazmaya devam edenler bunlar. 298'de 25. Yani 12 kişide bir. (% Yüzde 8) Çok acı. Keşke yarısı devam edebilseydi. Bu da gösteriyor ki esas olan, yetenek kadar devamlılık, kabiliyet kadar sabır ve süreklik. Ve gelişim. Bu vesile ile Mavera'nın arka sayfalarından biz gençlere, ustaca eleştirileriyle yol göstericilik yapan, bizlere -modern anlamda- ilk yazarlık derslerini vermiş olan Cahit Zarifoğlu Ağabeyi, bin rahmet ve minnetle yad ediyorum. Mekânı Cennet olsun. Bu saydığım yirmi beş şair ve yazar olarak bizler, yıllar içinde ve bugün, -hâlâ- üretmeye devam ediyorsak, bunu en çok da Cahit Ağabeyimize borçluyuz. Türk edebiyatı, Cahit Zarifoğlu'na çok şey borçlu, vesselam.

Sizi edebiyatımızda özellikle "portre ustası" olarak tanıyoruz. Bir insanı sadece fiziksel ve biyografik özellikleriyle değil, ruhu, mizacı ve gizli kalmış, görünmeyen yönleriyle kâğıda dökmek nasıl bir edebî sezgi gerektiriyor?

Tuba Hocam; bir yazarın 'bende şu tür edebî sezgiler olduğu için şöyle portreler yazıyorum' demesini elbette edebe aykırı bulurum. Bir yazarın kendisi hakkında konuşmasını doğru da bulmam. Öte yandan Şair Ercan Yılmaz, 'Fahri Abi, bir kişiye üç-beş dakika bakar, adeta röntgenini çeker, bir karikatüristin üç-beş karakteristik çizgiyle kişiyi çizdiği gibi, beş-on cümle ile de kâğıda döker' demektedir. Ben ise sizin bende olduğunu söylediğiniz 'edebî sezgi' tanımınızı, Allah vergisi bir unsur ve kazanım olarak görmekteyim. Hakkını verebiliyorsam ne mutlu bana. Yazarlık hayatım boyunca sık sık bende olduğu söylenen 'iyi bir gözlemcidir' tespiti için ise 'zaten her yazarda olagelen bir özellik değil midir?' diye cevaplar ve eklerim: Belki sayısalcılığımın (mühendis kökenli olmamın), yazacağım kişiyi kaleme dökerken önemli bir katkısı olduğunu söylemem de mümkün.

Devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/nehir-soylesi-serisi-fahri-tuna-1-k8339.html

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.