- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
12 Ekim 2026- İstanbul19°C▼
- Ankara13°C
- İzmir19°C
- Konya15°C
- Sakarya11°C
- Şanlıurfa19°C
- Trabzon19°C
- Gaziantep18°C
YAPTIĞI AŞILARDAN TUTMAYANLAR OLMAZDI
Kendi şiirlerini okumasında, konuşmalarında, nüktelerinde bile her şeyi yerinde güzel kılan bir kudretin sahibiydi. Erdem Bayazıt’ı yazdı Mehmet Aycı.. Klasik şiirimizden gazeller okuyordu.

Kendi şiirlerini okumasında, konuşmalarında, nüktelerinde bile her şeyi yerinde güzel kılan bir kudretin sahibiydi: Harfler mısralarda “harp düzeni” alması gerekirse harp düzeni alıyor, bir bahçede gülleri budaması gerekirse gülleri buduyor, bir tekkede boynu bükük sessiz anma ayine katılması gerekirse katılıyor, yılkılar gibi koşması gerekirse koşuyordu.
Çorak yıllardan geçmiş çok yağmurlu bir gönlü vardı. Sele vermeyen, küçücük koyaklara usulünce, büyücek kentlere bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmur. Kendi insanını, kendi gökyüzünü, kendi toprağını, kendi ağaçlarını tanıyarak, insanına, gökyüzüne, toprağına, çiçeklerine göre yağan, incitmeden yağan bir yağmur.
Bir de duruşu: Bunu anlatmak biraz zor: Hani, hiçbir şeyin yılıştıramayacağı, yoldan çıkaramayacağı, en mezbelelik yerde bile safi soyluluktan yontulmuş bir heykel gibi dolaşmanın verdiği sağlamlık… Dostuna düşmanına, kanlısına hırlısına bile güven veren bir sağlamlık bu… Sadece beylikle, sadece saygınlıkla, sadece ağırlıkla, sadece adamlıkla tarif edilmeyecek bir duruş.
Adı dilimizde bir olgunluk aşısı
Yol arkadaşlarının en “bey” olanı, en “ağabey” olanıydı.
Gülümserken de bir rahmet tufanı gibi gülümserdi. Yüzündeki bulutların yerine göre Ömer, yerine göre Hamza figürleri çizmesi de rahmete bağlı öfkesindendi.
Dünyaya karşı açlığı yoktu. Açken bile aç olduğunu belli etmeyecek bir gözü tokluk, gönlü tokluk halindeydi.
Her şeye hakkını veren, layıkıyla mukabele eden peygamberimsi bir eda taşırdı. Çocukla çocuk, büyükle büyük olmuyordu elbette. O andaki, o mekândaki varlığıyla çocuğa da büyüğe de bir sağalma, bir büyüme bağışlardı. Asaleti konuştuğu insanlara, baktığı ve kullandığı eşyalara sirayet ederdi.
Yaptığı aşılardan tutmayanlar olmazdı.
Adı dilimizde bir olgunluk aşısı…
Erdem Bayazıt bu… Şairimiz, ağabeyimiz.
Yedi Güzel Adam’ın yağızı…
“Sebep Ey” ve “Sana Bana Vatanıma Ülkemin İnsanlarına Dair” şairi…
Az yazdı, çok yaşadı.
Yüzü erdemden mamul…
Böyle biliriz.
Mehmet Aycı yazdı
www.dunyabizim.com
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.