- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
GÖKHAN ÖZCAN'DAN: HER YERDE AĞIR BİR FESTİVAL HAVASI
Malum hava sıcak, akşamları pencereler, balkon kapıları sonuna kadar açık... İftar sonrasının rehaveti ve açık olan kapı pencereden gelecek hafif esintinin umuduyla kanepeye ilişiyorum.

Bir anda bütün mahalleyi saran bu gürültü, belediyelerden birinin Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlediği konserden geliyor. Konserin yapıldığı noktada nasıl bir ses kalitesi var bilemiyorum ama mahalleye yayılan şeye müzik demek zor. İşitebildiğim kadarıyla popüler olmuş "parça"lardan oluşuyor konserin repertuarı... Sahnedeki kimdir, hiçbir fikrim yok. Ama bu hadisenin Ramazan'la bir bağlantısı olmadığı kesin... Belli ki dostlar alışverişte görsün mantığı işletilmiş, Ramazan'ı boş geçmeyelim, insanları bir araya toplayalım, eğlence olsun, şenlik olsun diye düşünülmüş. Günün şartlarıyla hafiften güncellenmiş bir tür direkler arası yani!
Belediyelerimizin kültür sanat etkinlikleriyle maddi bakımdan imkânları kısıtlı kalabalıklara hoş fırsatlar hazırlamasına asla karşı değilim. Konserler, gösteriler, sergiler ve konferanslar kısır kültürel hayatımıza belli bir ivme de kazandırıyor doğrusu. Ve fakat her şeyin ruhuna, tabiatına, manasına uygun olarak yapılması şart... Ramazan etkinliği diyerek, Ramazan'ı vesile ederek, insanları popüler müzik cıvıklıklarıyla buluşturacaksanız, hiç yapmayın daha iyi... Hem Ramazan akşamlarının huzurunu kaçırıyor, hem de âlemin garkolduğu manevi "musiki"ye ihanet ediyorsunuz.
Oysa bu işin hakkını veren belediyelerimiz de var. Yaptıkları etkinliklerde hem kaliteyi, hem alakayı, hem de ahengi kollayabiliyorlar. Özel bir mekânda, muhiti yüksek wattlı ses bombardımanlarına tutmadan, içinde bulunduğumuz iklimin maneviyatına uygun olarak fikredilmiş bütün o temaşa buluşmaları izleyenlerin gönüllerindeki Ramazan hissiyatıyla da gayet güzel birleşiyor. Doğrusu da bu!
"Ramazan geldi, hoş geldi" diyerek her yanı şenlik alanına döndürmenin, insanlarımızın zihinlerine Ramazan'ı ucuz bir eğlence kültürüyle kazımanın gereği yok. Belediyelerimiz, bir görünür hizmet olması münasebetiyle fazlaca abanılan bu festivalleştirme furyasını yeniden gözden geçirmelidir kanaatimce. Yanlıştan kazanılan "aferin" bereketsizdir, buna şüphe yok. Ramazan'ın kendi maneviyatına, hissiyatına, mana ve ahengine uygun yollarla ihya edilmesi o kadar da zor değil. Bu etkinlikler rahatlıkla birer ilim irfan meclisine da dönüştürülebilir ve insanlara da feyiz verebilir.
Bu sayede hiç olmazsa ben televizyonun sesini duyabilir, kırk yılda bir yakaladığım o ilim irfan sohbetlerinden birkaç kırıntıyla sebeplenebilirim.
08.08.2011 Yeni Şafak
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.