- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
BERİL DEDEOĞLU'NDAN: BRİTANYA’DAKİ İSYAN ÜZERİNE
Britanya’daki olaylar dünyanın birçok yerinde şaşkınlıkla karşılandı.

Madalyonun bir yüzü
Britanya’daki sosyolojik ve siyasi ortam, aslında birçok toplumda var olan bir duruma dikkat çekiyor. Kendisini ülkenin sahibi, kurucusu olarak görenler ile kendilerine benzemeyenlerin, sonradan gelenlerin arasındaki duvarlara ilişkin bir dışa vurum söz konusu. Ülke demokratikse bu duvarlar sosyal ve ekonomik ilişkilerde, değilse devlet-toplum ilişkilerinde örülüyor; sonuçta birileri merkezde yoğunlaşırken birileri hep kenarlarda yaşıyor. Zenginlik ve düzen merkezde olduğundan da kenardakiler merkezin surlarını yıkıp yakarak aşmayı deniyorlar.
Şiddetin hiçbir türünün makul bulunması söz konusu olamaz, ancak şiddete yol açan ortamların üzerine gidilmedikçe de tedhişlerle baş edilemez. Bu açıdan Britanya hükümetinin en az Esad hükümeti kadar sıkıntılı bir dönemden geçtiği söylenebilir. Zira şiddete başvuranlar şiddetle karşılık görüyorlar ve bir süre sonra da her iki tarafça da kullanılan şiddetin dozu, niteliği, etkinliği, becerisine ilişkin tartışmalar, sorunun özünün önüne geçiyor. Sokaktakilerin Tahrir Meydanı’ndaki gibi meydanlarda toplanmak yerine lüks malları yağmalamış olmaları ile polisin geç harekete geçmesi, 11 yaşındaki çocukları tutuklaması ya da müdahale sırasında insan hakları ihlalleri yapıp yapmadığı daha fazla ele alınan konular oluyor. Çözüm arayışları da “yağma ve kundaklama”lar karşısında nasıl önlem alınacağı konusuna kilitleniyor.
Diğer yüzü
Sorunun toplumsal boyutları mutlaka tartışılacaktır, zira konu sadece isyankar gençler etrafında yoğunlaşmıyor. Başka gençler de sanal ortamda örgütleniyor, ellerine süpürgeler alıp sokakları temizliyorlar ve bunun aynı zamanda bir mesaj taşıdığını da söylüyorlar. Bu mesaj, kalpleri Britanya sevgisiyle dolu aklıselim “iyi” gençlerin gurur verici toplumsal tepkisi olarak da görülebilir, yabancıları çöp gibi görüp onları süpürmek isteyen “vatanseverler” olarak da. Muhtemelen ilk görüşün öne çıkması isteniyor, zira radikal ırkçı grupların sokağa dökülme ihtimalinden söz edilerek beter durumların yaşanma riskine dikkat çekilip süpürgeli grupların makul bulunması sağlanabiliyor.
Bu hengamede öne çıkan Türkiye kökenliler ise, ayrıca ele alınabilir. Türkiye kökenlilerin sadece Almanya’da yaşamadıkları öğrenilmiş olmalı. Ancak bundan önemlisi, kişilerin kendi adaletini kendisinin sağlamak zorunda kaldığı bir ülkeden gelme refleksinin bir uzantısı söz konusu ve bu her durumda “kahramanlık” anlamına gelmeyebilir. Eli sopalı Türkler görüntüsü, gerekçesi malı-canı koruma olsa bile, o kadar da övünülecek bir duruma işaret etmeyebilir.
12.08.2011 Star
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.