- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
08 Haziran 2026- İstanbul22°C▼
- Ankara17°C
- İzmir24°C
- Konya20°C
- Sakarya19°C
- Şanlıurfa22°C
- Trabzon21°C
- Gaziantep22°C
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ "2011 MEHMET ÂKİF YILI" İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
Türkiye Yazarlar Birliği, İstiklâl Marşı’nın kabulünün 90. ve Mehmet Âkif’in vefatının 75.

“Mehmet Âkif yılı”nın sonuna geldik… 2011 Mehmet Akif yılı ilan edilince ümitlenmiştik. Büyük şairimizin, müstesna değerdeki şahsiyetimizin bütün Türkiye’de, hatta Türkiye ile ilişkili yerlerde anılmasına vesile olur diye.
Bir şeyi “ilan etme”nin yetmediğini tekraren ve bir daha gördük: Mehmet Âkif yılı bürokrasinin elinde heba oldu!
Gençlerimize örnek göstereceğimiz kaç gerçek kahramanımız var? Kahramanları savaş meydanlarında görmeye alışmış olan zihnimiz, Mehmet Âkif tarzı bir kahramanı anlamakta zorlanabilir.
O gerçek bir kahraman! Yalnız yaptıklarıyla değil, eseriyle değil, mücadelesiyle ve insanî varlığı ile de her zaman örnek gösterilebilecek bir kahraman.
Mehmet Âkif yılının sonuna geldik. Ancak yılın sonuna doğru, basın yayın kuruluşları konuyu gündemlerine taşıyabildiler ve Mehmet Âkif yılında ne yapıldığını (veya yapılmadığını) sorgulamaya başladılar.
Soru kendimize sorulmadıktan sonra, verilecek cevaplara bakarak ahkâm kesmek kolaydır. Biz bu soruyu kendimize soruyoruz. Hem şahsımıza, hem de ilgili bulunduğumuz, Türkiye Yazarlar Birliği’ne.
Türkiye Yazarlar Birliği, “Mehmet Âkif yılı”nın gönüllü kuruluş tarafını temsil eden kurum. Hem 12 Mart İstiklâl Marşı ve Mehmet Âkif’i Anma Günü kanununu çıkmasında, hem de kanunun gecikmiş yönetmeliğinin çıkarılarak uygulamadaki gecikmeyi önleme çabalarında rolü var. Aynı zamanda 2011’in Mehmet Âkif yılı ilan edilmesi yönündeki görüşünü devletin en yüksek kademelerine ulaştıran kurum.
Tevazumuz şunu söylemeye engel değil: Mehmet Âkif yılı ilan edilmesi Türkiye Yazarlar Birliği’nin düşüncesi olarak resmî zeminlerde dile getirilmiş, hükümet de yerinde bir kararla 2011’i Mehmet Âkif yılı ilan etmiştir.
Biz bu ilânın hantal bürokrasiyi, âtıl devlet mekanizmasını bir nebze harekete geçireceğini ümid ediyorduk. Bu ümidimiz ne yazık ki boşa çıktı. Bunun iki sebebi var: Birincisi, bürokrasinin bildiğimiz vurdumduymazlığı. İkincisi ise, millî günler arasındaki fark. Askerî milli günler -buna Cumhuriyet bayramı da dahildir- 12 Eylül döneminde çıkarılan bir yönetmelikle kurumsallaştırılmış, ciddî mali destekle sürdürülerken, 12 Mart İstiklâl Marşı Günü ile ilgili yönetmelik devleti gönüllü kuruluş statüsünde işin içine dahil eden bir yapıda hazırlanmıştır.
Geçen sene aralık ayı başında (14.12.2010) Muhterem Başbakanımıza konuyu yazılı olarak arz ettik. O metinde yer alan bazı görüşleri bugün kamuoyu ile paylaşmak mecburiyetini hissediyoruz:
“2011 yılı İstiklâl Marşı’nın TBMM’de kabul edilişinin 90. Yılı idi. Aynı yılın 27 aralığı ise, Mehmet Akif’in vefatının 75. Yıldönümü. İki yuvarlak yıldönümünün bir fırsat olduğunu düşünerek yaptığımız teklifler, kabul gördü. Fakat gereğinin yapılması konusunda, bürokrasinin malûm ayak sürümeleri ile karşılaştık.
Program tekliflerimiz yanında, iki temel teklifimiz vardı: Birincisi, 2011 yılının Kültür Bakanlığı tarafından İstiklâl Marşı ve Mehmet Âkif yılı ilan edilmesi. Böylece faaliyetler bütün yıla yayılabilecekti.
İkincisi, İstanbul Boğazına yapılacak 3. Köprüye bir köprü şahsiyet olan Mehmet Âkif’in isminin verilmesi.
Bu toplantıda alınan kararların uygulamasını takip etmek ve 12 mart kutlamaları ile ilgili çalışmalar yapmak üzere, (2010) Ekim ayı başında toplanılması kararlaştırıldı.
Maalesef, ekim ayı başında yapılması gereken toplantı 7 aralıkta yapılabildi. Yani kutlamalardan sadece 3 ay önce.
Toplantının başında iki aylık zaman kaybının önemini vurguladık. Bundan sonra zaman daraldığı için çok daha seri hareket edilmesi gerektiğini belirttik.
Toplantı ile ilgili değerlendirmemiz ne yazık ki, olumlu değildir. 12 Mart kutlamaları konusunda bürokrasi ayak sürçmeye devam ediyor. Toplantıya devlet kurumlarının yetkili temsilcileri katılmıyor, rastgele isimler gönderiliyor. Sekretaryayı yürüten bakanlık, bu konuda gereken hassasiyeti ve dirayeti gösteremiyor.
12 Mart 2011 İstiklâl Marşı ve Mehmet Âkif’i anma kutlamalarının akibetinden endişe duyuyoruz. Yasak savma kabilinden kutlamaların ise, amaca uygun olmadığı görüşündeyiz.”
Sayın Başbakan, Mehmet Âkif’in 74. Vefat yıldönümü olan 27 aralık akşamı, partisinin gençlik kollarının toplantısında Mehmet Âkif yılını ilan etti. Şimdi yılın sonundayız. Maalesef, tahminlerimize uygun bir yıl geçirdik.
2011 Nazım Hikmet yılı mı?
Sonuna yaklaştığımız yıl, “Mehmet Akif yılı” olarak ilan edildi, bundan şüphe veya tereddüt yok. Fakat bazı kurumlar bu yılı “Nazım Hikmet yılı” olarak değerlendirmeyi tercih ettiler.
5-6 yıl önce inşasına başlanan Ankara Yenimahalle belediyesine ait bir yapı tamamlanıp “Nazım Hikmet Kültür Merkezi” olarak açıldı.
Binanın yapılış safhaları hakkında bilgi sahibiyiz. Bir önceki belediye başkanı, Mehmet Âkif Mahallesinde muhtemelen onun adını taşıyacak bir kültür merkezi inşaatından bize söz etti. Biz de binanın adının vakit geçirmeden konulması gerektiğini hatırlattık.
Tabii devran döndü, o başkan gitti, yerine CHP’li bir başkan geldi. Buraya kadar söylenecek bir şey yok. Yeni başkan, Mehmet Âkif adı verilmesi düşünülen binayı Nazım Hikmet’e tahsis etti!
Bu 2001’de, “Mehmet Âkif yılı”nda oldu! Demek ki, Yenimahalle belediye başkanı için Mehmet Âkif yılı yok, belki de Mehmet Âkif de yok!
Belki de başkanın adına park yaptığı İstiklâl Mahkemesi reisi “Kel Ali”nin sahasına giren bir adamdı Mehmet Âkif! İstiklâl Marşı şairi 1925’te Mısır’a gitmese idi, İstiklâl Mahkemesi’ne düşeceğinden şüphe yoktu. Kel Ali için Mehmet Âkif potansiyel suçlu idi ve cezası da Âtıf Hoca’dan az olmazdı!
O sıralar Mehmet Âkif’i asacak suç mu bulunmazdı? Hem de asılır, ondan sonra en âlâsı bulunurdu!
2011 Mehmet Âkif Yılı ve Mehmet Âkif’in hatırasına yapılan kültür merkezi Nazım Hikmet Kültür merkezi olarak açılıyor…
Devlet Tiyatrolarının 2011-2012 oyun düzeninde de Nazım Hikmet baş köşede.
Nazım Hikmet’i büyük çoğunluk şairi olarak tanır ve esasında öyledir. Onun bazı oyunları da var. Peki Nazım Hikmet tiyatro tarihimize girebilecek kıratta oyunlar yazdı mı? Bu soruya “evet” demek zor. Devlet Tiyatroları Nazım Hikmet’in muhtemelen Moskova’da para kazanmak için yazdığı oyunları kim bilir kaç kere sahnelemiştir. Bu yetmiyor, bu sene “Memleketimden İnsan Manzaraları” bu devlet bütçesinden beslenen tiyatromuzun baş oyunu.
Peki “Memleketimden İnsan Manzaraları” bir tiyatro oyunu mu? Değil! Nazım Hikmet’in Millî Mücadele’yi kendi ideolojik zaviyesinden resmettiği uzun bir şiir. Nazım Hikmet’in Millî Mücadele anlatımında Kocatepe’de Mustafa Kemal Paşa’ya atfen yazdığı mısralar, bir meşruiyet sağlama çabası olarak okunmalıdır. Yoksa Milli Mücadele’nin gerçeğe en uzak yorumu, Nazım Hikmet tarzı “sınıfsal” yorumdur. Ölü bir ideolojinin şablonları ile Milli Mücadele’nin tanımlanması da yapılabilir. Fakat bunu tek ve geçerli doğru gösterme anlamına gelecek uygulamalardan kaçınmak lazımdır.
Nazım Hikmet yorumunda, Mehmet Âkif’le ilgili mısralar da var. Onun önemini, değerini inkâr edemeyen, fakat İstiklâl Marşı’nı bir mısraını tahrif ederek eleştiren bölüm:
-bizim istiklâl marşı’nda aksayan bir taraf var
bilmem ki nasıl anlatsam
âkif, inanmış adam,
fakat onun, ben,
inandıklarının hepsine inanmıyorum
mesela bakın: “gelecektir sana vaat ettiği günler hakkın”
hayır,
gelecek günler için
gökten âyet inmedi bize,
onu biz, kendimiz
vaad ettik kendimize
Millî Mücadele’nin Nazım Hikmet yorumu, şiirden tiyatrolaştırılıyor ve devlet ödeneği ile sahneleniyor. Asıl Çanakkale’nin destani şiirini ve İstiklâl harbinin marşını yazan Mehmet Âkif bugüne kadar Devlet Tiyatrolarının kapısından adımını içeri atamıyor.
Mehmet Âkif yılı bunun için iyi bir fırsat değil miydi? Tabii bir çok resmi kültür kurumu gibi, Devlet Tiyatroları için de Mehmet Âkif yılı yok! Varsa yoksa Nazım Hikmet. Peki bu yılı Nazım Hikmet yılı sanıyor olmasınlar? Bazıları için her yıl Nazım Hikmet yılı!
Mehmet Âkif yılında ne yaptık?
Mehmet Âkif yılı 2010’un 27 aralığında ilan edildi, fakat fiilen 12 Mart 2011’de başladı.
12 Mart İstiklâl marşı günü ile ilgili Kurul, merkez için geniş katılımlı resmî bir açılış programı kararı alamadı. Türkiye Yazarlar Birliği’nin 30 küsur yıldır Taceddin Dergâhı’nda yaptığı faaliyet böylece “Mehmet Âkif Yılı”nın açılış faaliyeti oldu. TYB ve gönüllü kuruluşların 12 Mart faaliyetine Ankara vilayet erkânı, müsteşar dışında Milli Eğitim üst bürokrasisi ve Kültür Bakanı katıldı.
Türkiye Yazarlar Birliği, iki gün önce, 10 Martta Mehmet Âkif bilgi şölenlerinin beşincisini başlatmıştı. “Millî Mücadele ve İstiklâl Marşı” ana konulu bilgi şölenine 36 ilim ve fikir adamı tebliğle katıldı. Azerbaycan, Kosova, Makedonya ve Sancak’tan katılımcılar olmasına rağmen “milletlerarası” veya “uluslararası” olarak adlandırılmayan şölen 12 martta tamamlandı.
Mehmet Âkif Millî Mücadele ve İstiklâl Marşı bilgi şöleninin 416 sayfalık kitabı bugün, büyük şairimizin vefatının 75. Yılında yayınladı. TYB’nin yaptığı 5 Mehmet Âkif bilgi şöleninin kitapları, bugüne kadar Mehmet Âkif’le ilgili benzeri olmayan bir külliyat olarak kültür hayatımıza armağan edildi. Yaklaşık 2 bin sayfalık bu külliyatta 84 ilim ve fikir adamının 131 bildirisi yer alıyor.
12 Mart akşamı, TYB’nin ilk defa 1998 yılında başlattığı “Safahat okumaları”nın yeni bir dönemi başlatıldı. Dr. Nazif Öztürk, Dr. Necmeddin Turinay, Ercan Yıldırım ve D. Mehmet Doğan münavebe ile salı akşamları katılımcılarla Safahat okuduk ve halen üçüncü kitaptan okuma devam ediyor.
Yine aynı gün, Ankara’da Müdafaa Caddesi 10/13’te TYB’nin eski genel merkezinde, yeni TYB Vakfı ve Mehmed Âkif Araştırmaları Merkezi’nde “Mehmet Âkif Eserleri Kütüphanesi”, Mehmed Âkif Bilgi Şöleni’ne katılan ilim ve fikir adamlarının iştiraki ile hizmete açıldı. Kütüphanede eski ve yeni harfli, Mehmet Âkif’e ait veya Mehmet Âkif’le ilgili kitapların büyük bir çoğunluğu bir araya getirildi, ayrıca, pul, para, afiş, broşür, maket, kabartma, küçük büst vb. malzemeler derlendi ve ilgililerin istifadesine sunuldu.
Yıl içinde bütün TYB şubelerinde Mehmet Âkif’le ilgili faaliyetler yapıldı. Son olarak Polatlı Temsilciliği aralık ayın başında, Safahat okumalarını başlattı.
Aynı süre içinde, TYB merkezine ulaşan konuyla ilgili taleplere cevap verilmeye çalışıldı. Yurdun her tarafında konuşmalar, konferanslar ve açık oturumlara konuşmacı temin edildi.
Bu çerçevede yaptığımız faaliyetler içinde Kastamonu Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirilen “91 yıl sonra Mehmet Âkif Kastamonu’da” panelini bilhassa zikretmek istiyoruz. Mehmet Âkif’in Kastamonu Nasrullah Camiinde verdiği Milli Mücadele’nin önemli metinlerinden olan vaazın 91. Yıldönümü dolayısı ile Kastamonu Üniversitesi ile ortaklaşa 18 Kasım 2011 Cuma günü Kastamonu Halk Eğitim Merkezi salonunda gerçekleştirilen toplantı şehrin hafızasında yerini aldı.
Yılın sonunda, Mehmet Âkif Yılı’nın en önemli faaliyetlerinden biri olarak anılacak Türkçenin 9. Uluslararası Şiir Şöleni’ni Kosova’da yaptık. Kosova’da, yani Mehmet Akif’in baba memleketinde yapılan şölen “Mehmet Âkif’in aziz hatırasına” ithaf edilmişti. Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun desteği ile iki yılda bir ve her defasında dünyanın başka bir ülkesinde düzenlenen Şiir şölenlerinin 9. su 24-27 Kasım 2011 tarihlerinde Kosova’nın Prizren şehrinde 23 ülkeden altmışa yakın şairin katılımı ile gerçekleştirildi ve son gün Mehmet Âkif’in babasının doğduğu köy ziyaret edilerek ailenin halen köyde yaşayan ve hayatta olan bazı mensupları ile görüşüldü.
Bazı yurtdışı faaliyetlere de yurt içinde olduğu gibi destek sağlandı. Bunlar içinde bilhassa bugünlerde Azerbaycan’da yayınlanan "İstiklâl Şairi Mehmet Akif Ersoy" kitabını zikretmek istiyoruz. Kafkas Araştırmalar Enstitüsü ve Türkiye Yazarlar Birliği yayını olarak neşredilen kitap, Azerbaycan’da yayınlanan Mehmet Âkif’le ilgili ilk çalışma olma özelliğini taşıyor.
Evet, yılın sonuna geldik… Yılın son faaliyeti, Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1978 yılından beri aksatmadan sürdürdüğü Taceddin Dergâhı’ndaki anma programı olacak (tı).
33 yıl önce, 1978 yılının 27 aralık sabahı Taceddin Dergâhı’nı ziyarete giden yazarlar üç dört sene evvel “Mehmet Âkif müze evi” olarak düzenlenen yapının perişan halini gördüler. Harab olmuş bina temizleniyor, Üniversite’nin deposuna kaldırılmış müze malzemesi alelacele taşınıyordu. Bir sonraki yıl Taceddin Dergâhı’nın ayakta kalabileceğinden emin değildik…
33 Yıl sonra: Vakıflar tarafından tepeden tırnağa ciddi bir onarımdan geçilmiş Taceddin Dergâhı’nın çevresi park olarak düzenlenmiş. İstiklâl Marşı şairine adanan Mehmet Âkif Ersoy sokağındaki binaların çoğu elden geçirilmiş, etraftaki mezbelelik manzarası ortadan kaldırılmış…
Milletler,Mehmet Âkif gibi eseri, mücadelesi, hayatı ve ahlâkıyla örnek olan büyük şahsiyetlere bakarak yönünü tayin eder. Böyle büyük insanları hatırlamayı bir yılla sınırlamak elbette mümkün değildir. Mehmet Âkif yılı resmen bitse de gönüllerimizde yaşayan Mehmet Âkif, önümüzdeki yıllarda da anılmaya, hatırlanmaya devam edecek. Milletimiz ve dilimiz var oldukça bunun böyle olacağından şüphe etmiyoruz.
Mehmet Âkif yılına gönüllü katkılar
“Mehmet Âkif yılı”na gönüllü katkılardan bir kaçı üzerinde durmak istiyorum. Bunlardan biri, Konya’da basılmış olan “Hakikat Adamı Mehmet Âkif” kitabı. Bilinen tabiriyle bu “prestij kitabı” Kombassan şirketler grubu tarafından desteklenmiş. Kitap, fiziki görünümüyle, sayfa düzeni ve resimleriyle dikkat çeken, büyük kıt’ada bir eser. Destek verenlere, emeği geçenlere teşekkür ediyor, tebriklerimizi sunuyoruz.
Mehmet Âkif Yılında iki önemli yayın Zeytinburnu Belediyesi tarafından yapıldı. “Sessiz Yaşadım-Matbuatta Mehmet Âkif 1936-1940”, denilebilir ki bugüne kadar yayınlanan en geniş hacimli Mehmet Akif kitabı. 1930’larda ebedileşmeyi, yani rahmetle anılmayı uman fakat, o günün şartlarında meyus olan şair “sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir” der. Vefatından bir gün sonra Mehmet Âkif, Türkiye’nin üzerinde en çok yazı yazılan, kendisinden bahsedilen şahsiyeti olarak adeta bir öldükten sonra dirilme hali yaşar. İsmail Kara ile Fulya İlbanoğlu’nun hazırladığı kitap sadece metinleriyle değil, tertibi, düzeni ve resimleriyle de güzel.
Zeytinburnu Belediyesinin Mehmet Âkif yılına armağanı diğer eser, “Vefatının 75. yılında Mehmet Akif Ersoy”. Vahdettin Işık’ın yayına hazırladığı kitap, esasen 12-13 Martta yapılan sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor. Aynı günlerde Türkiye Yazarlar Birliği de Mehmet Âkif’le ilgili 5. bilgi şölenini Ankara’da yapıyordu. Kitapta 30 kadar tebliğ yer alıyor. Zeytinburnu Belediyesi, Büyükşehir belediyelerinin uykuya yattığı bir dönemde Mehmet Akif yılının şanına yakışır iki eser yayınlayarak güzel bir mesaj veriyor.
Yıl içinde iki Safahat sözlüğü yayınlandı. Dr. Cevdet Şanlı’nın Safahat Sözlüğü ve Talip Mert’in Açıklamalı Safahat Lügati. Bu kitaplar ancak başlangıç yaptıkları için zikredilmesi gereken türden. Maalesef her iki kitapta da Safahat’ın bütün kelimelerini, terkiplerini, kavramlarını bulmak mümkün değil.
Gerçek bir Safahat sözlüğünde Mehmet Akif’in bütün kelimeleri, hem de örnek mısralar, beyitler verilerek açıklanmalı. Her iki kitapta da Türkçe asıllı kelimelerle herkesçe bilindiği farz edilen kelimelere yer verilmemiş. Açıklamalar, tarifler her zaman yerini bulmuyor. Talip Mert’in kitabının farkı, “Safahat’ta geçen kişi, yer ve müesseseler” bölümünde yer alan bilgiler.
Kültür Bakanlığı ve Mehmet Âkif yılı
2011 “Mehmet Âkif yılı”nın asıl taraflarından biri de Kültür ve Turizm Bakanlığı idi.
Bakan Ertuğrul Günay, İstiklâl Marşı'nın kabulünün 90. yıl dönümü olan 12 Mart’ta Taceddin Dergâhı'nda Merkez Kutlama Kurulu’nun kararı üzerine TYB tarafından düzenlenen programa katıldı. Burada, bu yılın en iyi şekilde değerlendirileceğinin müjdesini verdi.
O gün orada Altındağ İstiklâl Marşı Parkı'ndaki İstiklâl Marşı Anıtı'nın ve aynı semtte Mehmet Âkif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi’nin açılışı yaptı.
Yıl içinde Bakanlığın kamuoyuna mal olmuş Mehmet Âkif’le ilgili başka bir faaliyetinden haberdar olamadık. Bu arada, yıl sonuna doğru, basın yayın araçları tarafından Mehmet Âkif yılında yapılanlar sorgulanmaya başlandı. Kültür Bakanlığından da merhum şairimizin vefat ettiği İstanbul Beyoğlu’nda Mısır Apartmanındaki dairenin neden hâlâ müze yapılmadığı soruluyordu. Bakanlık cihetinden verilen cevap ilgi çekici idi: “O katta iki daire var, Mehmet Âkif’in hangisinde kaldığını araştırıyoruz!”
Bir ay önce, Taceddin Dergâhı’nda 1978’den beri her 27 aralıkta düzenlediğimiz Mehmet Âkif’i anma programını duyurmaya başladık. On beş gün kadar önce Kültür Bakanlığı’nın Ankara il müdürü bizi aradı ve sayın Bakan’ın bu toplantıya katılmak istediğini beyan etti. Biz de bundan memnuniyet duyacağımızı belirttik. Sadece şunu hatırlattık: Sayın Bakan 12 Mart’ta yapılan programa da katılmıştı, her şeye müdahil olmak istedi, bunu doğru bulmuyoruz. Bilhassa konuşma kürsüsüne bayrak astırdı, orada bir rezalet çıkmaması için bunu görmezden geldik. Bayrak Kanunu’na göre, Türk bayrağı masalara, kürsülere asla örtülemez.
Bir şey daha hatırlattık: Bu toplantının resmî bir mahiyeti yoktur. Türkiye Yazarlar Birliği, 32 yıldır yaptığı gibi, büyük şairimizin düşünce muhtevasına uygun şekilde, onun “Kur’an şairi” sıfatını dikkate alarak toplantılara Kur’an-ı Kerim okuyarak başlar ve bitirir. Maksat, kendi ifadesiyle “rahmetle anılmak” isteyen şairimizi onun arzusu ve rızası doğrultusunda anmaktır.
Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma
Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir…
Ondan sonra ne olduysa oldu, üç beş gün önce Kültür Bakanlığı’ndan bir davetiye geldi. Toplantı Kültür Bakanlığı tarafından düzenleniyordu! Türkiye Yazarlar Birliği de katılımcılar arasında gösteriliyordu.
Bizimle ilk temas kuran ilgiliyi aradık ve bizim böyle bir iştirakten haberdar olmadığımızı, en azından nezaketen sorulması gerektiğini belirttik. Konuya ilgililerin dikkatinin çekilmesini ilettik. Bir haber çıkmadı.
Bu tavrı, 33 yıllık bir gönüllülük geleneğinin Kültür Bakanlığı tarafından hiçe sayılması olarak değerlendiriyoruz. Bu ancak tek parti döneminden kalma kötü bir alışkanlık olabilir.
Bir gönüllü kuruluş Mehmed Âkif’le ilgili 30 yılı aşan bir faaliyeti aksatmadan sürdürüyor. Bunun en çok Kültür Bakanlığı’nı memnun etmesi gerekirken hangi düşünce ile olursa olsun engellenmesi kabul edilemez.
Diğer taraftan da Kültür Bakanlığı’nı tebrik ediyoruz! Türkiye Yazarlar Birliği’nden 32 sene sonra Taceddin Dergâhı’nda Mehmet Âkif’i anmayı akıl edebildiler. Peki bu Bakanlık için sürdürülebilir bir faaliyet midir? Bu faaliyetin 2., 3., 4.’sü olacak mıdır?
Bunu bekleyip göreceğiz!
Kültür Bakanlığı’nın bu davetiyesine rağmen, Mehmet Âkif anmaları ile ilgili gerçek adresi bilen devlet erkânı mesajlarını Türkiye Yazarlar Birliği’ne göndermişler, katılıp katılmayacaklarını da yine kuruluşumuza duyurmuşlardır. Bunlardan sadece iki tanesini zikretmekle yetiniyoruz: Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ve TBMM Başkanımız Cemil Çiçek…
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.