- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
19 Mayıs 2026- İstanbul15°C▼
- Ankara8°C
- İzmir14°C
- Konya11°C
- Sakarya6°C
- Şanlıurfa14°C
- Trabzon14°C
- Gaziantep13°C
ÖZGE KORKMAZ TYB’DE OKURLARIYLA BULUŞTU
Yazar Özge Korkmaz, Türkiye Yazarlar Birliği’nde düzenlenen “Kağıt Ev Yazar Söyleşileri” programında okurlarıyla bir araya geldi.

18 Mayıs 2026 Pazartesi 12:22
D. Mehmet Doğan Divanı’nda gerçekleştirilen ve "Öyküde Bellek ve Zaman" başlığıyla düzenlenen söyleşinin yönetimini Cansu Dolar üstlendi.
Korkmaz, çocukluğundan bugüne uzanan yazı yolculuğunu, edebiyatla kurduğu bağları ve ilk kitabı Sular Rüyalarını Hep Bana Anlatır’ın beslendiği kaynakları içtenlikle paylaştı.
Konuşmasında çocukluk anılarına ve kitaplarla ilk tanışma anlarına değinen Özge Korkmaz, doğup büyüdüğü evdeki kütüphanesini ailesinin maddi ve manevi destekleriyle bizzat kendisinin kurduğunu belirtti.

Kitaplarla kurduğu ilk bağı şu sözlerle aktardı:
"Kitapla ilk bağım bana çocukken hediye edilen, okumam için alınan masallar ve hikayelerle oldu. Genelde okuduğum kitapların çoğunu da ödül törenlerinde hediye ediyorlardı, o şekilde elime geçmiştir. Onlarla kurduğum bağ benim için çok kıymetliydi. Hatırlıyorum, matbaada çalışan bir komşumuz vardı. Çok kısa dönem komşuluk yaptık ama o bana bir öykü kitabı hediye etmişti ve bu bir taşra öyküsüydü. Oradan beridir ilgimi çeker; taşra öyküleri okumaktan da yazmaktan da çok keyif alırım."
Lise yıllarında okumaya olan ilgisinin arttığını ve ufak ufak yazmaya başladığını belirten yazar, üniversitede Türkçe Öğretmenliği bölümünü tercih etmesiyle okuma listelerinin zenginleştiğini ve nihayetinde kendi kütüphanesinin tam anlamıyla oluştuğunu ifade etti.
Yazmanın kendisi için şifalandırıcı bir sığınak olduğunu vurgulayan Korkmaz, "Belli bir süre sonra bu hüzünle birlikte yaşayamayıp artık dile gelmek istiyorsunuz. Ben kendimi bu alanda rahat ifade edebildiğimi düşündüğüm için yazdım. Ama bunu yapamasaydım sanıyorum müzikle yapardım; bir şarkı, bir beste olarak yine ortaya bir üretim çıkardı. Biz her fırsatta, her bulduğumuz boşlukta yazıya kaçıyoruz. Demek ki bizi orada iyileştiren, yaramıza merhem olan şeyler var" dedi.
Kitabını Türkçe’ye ithaf etmesinin kendisi için yıllardır kurulan bir hayal olduğunu dile getiren Korkmaz, dil hassasiyetini ve ana diline olan sevgisini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı:
"Türkçenin içindeki matematiği çok seviyorum. O matematik, dilin imkanlarını kullanırken yazara geniş pencereler aralıyor. İnsan zihninde ve ruhunda yankı bulan her şeyin Türkçeyle ifade edilebileceğine inanıyorum. Ben bu dilin her devrine, her haline karşı kendi içimde bir vefa borcu hissediyorum. Bize bu lezzeti tattıran ana dilimizin güzelliğidir ve dili iyi kullanmak her yazarın boynunun borcu olmalıdır."
Büyük bir ilgiyle takip edilen program, salonu dolduran edebiyatseverlerin alkışları ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Haber: Mahmut Erdemir &Fotoğraf: Mustafa Ekici
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.