- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
02 Mayıs 2026- İstanbul13°C▼
- Ankara8°C
- İzmir16°C
- Konya10°C
- Sakarya13°C
- Şanlıurfa21°C
- Trabzon12°C
- Gaziantep19°C
SİBEL ERASLAN: EVE DÖNEMEYEN ÇOCUKLARIN COĞRAFYASI…

12 Mart 2026 Perşembe 12:31
Amerika'nın, Tahran'da küçük kızların gittiği ilkokulu iki kere vurduktan sonra, insanlık tarihine söyleyecek bir sözü kalmamıştır. Hele yan yana açılmış o 168 tane küçük kabri gördüğünüzde, insan hakları söylevinin boş bir tantana hatta İsrail'in haklarından ibaret olduğunu anlıyor insan. Gazze'deki soykırımdan itibaren o kadar çok çocuk öldü ki buralarda, evlerine geri dönemedi onlar, geride ne evleri, ne tarihleri kaldı!
Oysa evlerine dönemeyen çocukların da bir tarihi vardır. Biz onları Suriye'de, Irak'ta, Lübnan'da, Yemen'de, Gazze'de, Batı Şeria'da, Ramallah'ta gördük. Evleri, okulları yıkılmış, anne-babaları öldürülmüş, paramparça edilmiş çocuklardı onlar... Kimsenin sizi merak etmediği, kimsenin sizi özlemediği bir çocukluk düşünün, coğrafyamızdaki en ağır sonuçlar tek başına bırakılmış çocuklarındır, çünkü onların ne dönecek evleri, ne dönecek anneleri vardır... Onların tarihlerini kim yazacak?
Oysa sıradan insanların da bir tarihi vardır... Kâtiplerin çokça önemsemeyerek, hatta ikincil bile bulmadığı, kayda geçmemiş, belgelenmeye layık bulunmamış veya unutulmuş, bulutsu, bir başka tarihtir o... O bulutsuluğun içinde milyonarca çocuğun anlatılmamış ve kayda geçmemiş hayat hikayeleri var...
Her çocuk evine dönmek ister. Ev ise annedir her zaman. Kız kardeşimle birlikte musalla taşına yatırdığımız annemin saçlarını son kez yıkarken, o veda gününde, küçük birer kıza dönmüştük sanki... Annemizin son yüzünü hiç unutmamak için, sınavdan önce dersini bir kere ve bir kere daha ezberlemeye çalışan hafızlar gibiydik... Az evvel yağmurda ıslanmış buğday başaklarının üstünden neşeli çocuklar geçiyormuş gibiydi sanki her yanı sarmış o koku, annelerin son kokusu... O koku uçarsa şayet, yitip giderse, bir daha yolumuzu bulamayacağımızdan korkuyorduk üç kardeş... Çünkü anne, ev demekti...
Ne düşünüyorlar, Gazze'de enkazların altından çıkartıldıklarında tiril tiril titreyen çocuklar. Ne düşünüyorlar, yıkıntıların arasında nereye koştuklarını bile bilmeyen savaşın o küçük mağlupları. Anne yok, ev yok, bombardıman var, ateş var, kan var...
Yazının devamı için:https://www.star.com.tr/yazar/eve-donemeyen-cocuklarin-cografyasi-yazi-2002285/
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.