- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
27 Nisan 2026- İstanbul15°C▼
- Ankara20°C
- İzmir25°C
- Konya21°C
- Sakarya16°C
- Şanlıurfa23°C
- Trabzon12°C
- Gaziantep20°C
TARKAN ZENGİN: 27 NİSAN E-MUHTIRASINDAN DEMOKRASİYE

27 Nisan 2026 Pazartesi 13:21
27 Nisan muhtırasının üzerinden 19 yıl geçti. 27 Nisan 2007 tarihindeki 'e-muhtıra' ve ertesi gün sivil siyasetin bu muhtıraya verdiği cevap Türk demokrasi tarihi açısından oldukça önemlidir. Çok partili hayata geçtikten sonra vesayet odakları neredeyse her on yılda bir demokrasiyi kesintiye uğrattılar. Millet iradesine dayanarak iktidara gelen siyasetçileri gayri meşru yöntemlerle iktidardan indirdiler.
27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar öyle bir sistem kurdular ki beğenmedikleri siyasetçilerin iktidarda kalmasına imkân vermediler. 27 Mayısçılar bir anlamda darbeciliğin kurumları oluşturdular. Askeri ve bürokratik vesayet odakları uzun yıllar darbeye ihtiyaç duymadan gizli iktidar oldular.
Kendini devletin tek sahibi sanan bu yapı; Menderes'i idam sehpasına gönderen, Özal'ı kuşatan ve Erbakan'a "post-modern" darbe yapan zihniyetin devamıdır. Bugün de yerli ve milli bir duruş sergileyen Erdoğan ve AK Parti, aynı kirli senaryolarla karşı karşıya kalmış; 15 Temmuz ise bu vesayetçi geleneğin en kanlı halkası olarak tarihe geçmiştir.
AK Parti'nin 2002 yılında tek başına iktidara gelmesi bu darbecileri yeniden harekete geçirdi. İktidara gelir gelmez vesayet odakları örtülü veya açık darbe tehditleri yaptılar ve yeni darbe planları kurdular. Darbeye zemin hazırlamak için 27 Mayıs darbesinin yöntemlerini uygulamalara soktular. Bu gayri meşru yöntemlerine karşı dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sert duruşuyla karşılaştılar. Tehdit ettiklerinde şapkasını alıp giden başbakanların olduğu zamanlarda işleri kolaydı. Ancak milletin iradesini korumakta kararlı olan Sayın Erdoğan'ın dik duruşuna karşı ne yapacaklarını şaşırmışlardı.
2007 yılında Türkiye, TBMM'de yapılacak seçimlerle yeni Cumhurbaşkanını seçecekti. AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayının Abdullah Gül olacağının kulislere yansıması vesayet odaklarını harekete geçirdi. Çeşitli şehirlerde "Cumhuriyet Mitingleri" düzenleyerek AK Partili birisinin ve özellikle eşi başörtülü birisinin Cumhurbaşkanı olmaması gerektiği savunuluyordu.
Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu "367 tartışması" çıkardı. Daha önce mecliste aynı şartlarda seçilen cumhurbaşkanları olmasına rağmen oylamalara en az 367 kişinin katılmaması durumunda cumhurbaşkanlığı seçiminin geçersiz olacağı iddia etti. Bu iddia meclisteki sandalye sayısı 354 olan iktidar partisinin Cumhurbaşkanı seçmemesi için ortaya atılmıştı.
Nihayet Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Abdullah Gül'ü aday olarak açıkladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu 27 Nisan 2007'de yapıldı. Gül, 361 milletvekilinin oy kullandığı ilk tur oylamasında 357 oy aldı. CHP, seçimi Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Aynı gece 23.30'da Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine, "e-muhtıra" olarak tanımlanan bildiri konuldu.
Bildiri şu ifadelerle bitiyordu: "Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, 'Ne mutlu Türküm diyene' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir."
Türk demokrasi hayatı açısından büyük bir dönüm noktası bu muhtırayı siyasetin cevap vermesiydi. İlk defa bir muhtıraya karşı darbecilere yerleri hatırlatıldı. Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, 28 Nisan'da, "Başbakan'a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez." açıklamasını yaptı.
Devamı:https://www.aksam.com.tr/yazarlar/tarkan-zengin/27-nisan-e-muhtirasindan-demokrasiye/haber-1662138
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.