- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
20 Ağustos 2026- İstanbul28°C▼
- Ankara32°C
- İzmir37°C
- Konya31°C
- Sakarya29°C
- Şanlıurfa38°C
- Trabzon26°C
- Gaziantep35°C
TOROSLARDA KÜÇÜK BİR EV

Ahmet Tâlib ÇELEN
20 Temmuz 2026 Pazartesi 11:27
Tebdîl-i mekânda sıhhat vardır derler. Tebdîl-i mekân sâdece mekânın değişmesi değil, mekânla birlikte ister istemez sosyal çevremiz de değişiyor. Gerçi günümüz teknolojisi sâyesinde dünyânın neresine gitsek sosyal çevremizi de yanımızda götürüyoruz ama… Bir cep telefonumuz varsa bütün dostlarımız yanı başımızda sayılır. Yüz yüze görüşmek dâhil…
Her şeye rağmen mekân değişikliği çevremizdeki insanların da değişmesini sağlıyor. Daha önce tanımadığımız insanlarla tanışıyor, tanıyıp da fazla görüşemediklerimizle daha sık görüşüyor/konuşuyoruz. Bu da hayâtımızda farklı bir sayfa oluyor elbette. İşte tebdîl-i mekânın sıhhat vermesinin bir yönü de bu olsa gerek.
Uzunca bir süredir devâm eden küçük bir prefabrik kulübenin yapımı nihâyet bitti. Bu işler ne zormuş meğer. Allah ciddî ciddî ev yaptıranlara yardım etsin. Usta bulursun malzeme bulamazsın, malzeme gelir usta bulamazsın. Usta da çeşit çeşit. Çatıcısı ayrı, elektrikçisi ayrı, sucusu ayrı, marangozu ayrı, fayansçısı ayrı… Hepsinin bir sürü işi var ve bizim iş onlara göre çok küçük bir iş. Nazlanarak geliyorlar. Bir usta bir gelişte işini bitirip gidemiyor. Bir safhaya getirip başka bir ustanın yapması gereken işleri bekliyor. O usta işini bitiriyor, öncekini kovalamaya başlıyorsun.
İşte biz bu koşuşturmaca içinde hem mekân değiştirdik hem sosyal çevre… Ustaların hepsiyle ahbap olduk. (Bu kelime de ürkütür oldu artık ama…) Şimdi sık sık telefonlaşıp hâl-hatır sorarız birbirimize. Tabiî insanlar. İşleri güçleri ile meşgûller ve mutlular. İş bulma sıkıntıları yok, havada kapılıyorlar. Kazançları da iyi. Kullandığı malzemenin iki-üç katı kazanıyorlar. Emek piyasası çok yükselmiş.
Küçük kulübemiz bitti. Burası dedemin, babamın köyü. Dedemden kalan küçük bir arâzi üzerindeyiz. Önümüzdeki sene ceviz, kiraz, elma, erik, şeftâli dikmeyi düşünüyoruz. Köyümüzde kivi de gâyet güzel oldu. Belki onu da dikeriz.
Akdeniz sahilleri bu mevsimde yanar. Bizim köy Toroslar’a doğru 39 kilometre. Sâdece bu kadar mesâfede bile geceleri üşüyoruz. Güneş batar batmaz tatlı bir serinlik başlıyor. Akşam namazına doğru hafif üşümeye başlıyorsunuz. Ama rahatsız etmeyen tatlı bir üşüme bu.
Biraz önce bir köylümüz arabasıyla evin önünden geçerken durdu, “Kar ister misiniz?” dedi. Karlığa gitmişler, dönüyorlar. Âdettendir, karlıktan kar getiren kişi karı dağıtarak gider. Biz de küçük bir leğen kar aldık. Köy yapımı vişne suyu ile karıştırıp içtik. Evi yapan çatı ustası çıkageldi, ona da ikrâm ettik. Karın fazlasını köy muhtarı emmioğluna gönderdik.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.