- Hakkımızda
- TYB Ödülleri
- Genç Yazarlar Kurultayı
- Kitaplık
- Ahlâk Şûrası
- Yazar Okulu
- Mehmet Âkif Ersoy
- Türkçe Şûrası
- Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
- Yayınlar
- Söyleşi
- Şube Haberleri
- Salgın Edebiyatı
- Şiir Şölenleri
- Haberler
- Kültür Kervanı
- Mesnevi Okumaları
- Kültür & Sanat Haberleri
- Kırklar Meclisi
- Duyurular
- Biyografiler
USULÜ İLE TARİHİ BİR DERS

30 Ocak 2026 Cuma 18:14
Kum taneleri sorar mıydı haznesine düşme zamanı geldiğinde; yoksa usulca akıp giderler miydi saatlerinin içinden? Zaman gamlı bir kırlangıç sanki hiçbir yerde durmuyor. En çok tramvay duraklarında kovalıyorum onu. Okulun haftalarını devirdik sayılır; günler su gibi akıyordu sanki.
Ağaçtan takvimlerim vardı bahçede; gün geçtikçe sararıyor, ağaçtan düşüyordu. Günleri mevsimlerinden tanıyordum. Tramvaya bir de yükselmekte olan güneş refakat ediyordu; sahi, bu yarışı kim kazanırdı? Sabahın nurunda yola revan oluyorduk; ufkundan çekip çıkardığımız güneş ile derse giren her hoca sınıfı aydınlatıyordu.

Hâsılı, insan yolda en çok kendine rastlıyordu. Yol bu ya, hep aynı yerde bitiyordu.
Fakültemizin dev kolonları andıran yapısı her zamanki heybeti ile duruyordu işte. Islak avlu, tüm kışın ayak sesleri ile karşılıyordu bizi.
Büyük ana giriş kapısından girer girmez fark ediyorum asansör önünde bekleyen bir hocamızı. Onu bir sempozyumdan tanıyordum; naif duruşu, mütebessim çehresi ile ömrü boyunca gül derlemiş bir bahçıvan olgunluğu vardı üstünde. Dersime girmeyen bu hocaya beni fark ettirmesi ve sempozyumdaki sözlerine yorum yapmak için tam sırasıydı. Belli ki trafik yoğun… Araya sıvıştım. Asansöre birlikte binip binmemek arasında tereddütte kalan iki kız öğrenci vardı; ben de hemen katıldım aralarına. Bir anda doluşuverdik kabine. Kızların mahcup edası az sonra anlaşılacaktı.

Haberin devamı için:https://www.insaniyet.net/usulu-ile-tarihi-bir-ders/
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.