“Benim rızam uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin
ve şehitlerin bile imreneceği nurdan minberler/köşkler vardır.”
(Tirmizi, Zühd, 53)
Müslümanın sevgisi de nefreti de Allah içindir. Genel olarak sevgiyi, şefkat ve merhameti esas alır. Kin değil din esastır. Din de bize sevgiyi önemsememizi öğütler. Ancak bu lafta olan, teorik olarak lafızlarda geçen ve insanları aldatmak için kullanılan bir argüman değildir. Çünkü sevgi ile buğz da vardır, öfke, kızgınlık, nefret de vardır.
Bu bir çelişki midir?
Tam aksine bir zorunluluktur. Saf sevgi cennette, sadece korku ve öfke de cehennemdedir. Dünya ise bir denge üzeredir. Allah’ın hedefi bütün insanlığın huzur ve saadetidir. Kurallar bunun içindir. Bu kurallara uyanlar, uymaya gayret edenler sevilir, çiğneyip nefsine ve şeytana uyanlar da sevilmez.
“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.” (Ebu Davud, Sünnet)
Müslüman, Allah için sever. Maddi bir çıkar, makam mevki elde etmek için sevmez. Allah’a iyi bir kul olmaya çalışanları sever. İsyan edenleri sevmez.
Zalimleri sevmez Müslüman. Masum çocukları acımasızca öldüren, garibanların üzerine çöreklenen, düzeni bozan, huzuru kaçıran, kötülüğün sembolü olan zalimleri, ahlaksızları niçin ve nasıl sevsin? Onlara buğzeder, kahreder, öfkelenir, mücadele eder, yok etmeye çalışır. Bunu yaparken de adalet ve hakkaniyet üzere yapar.
İşte Müslümanın sevgi ve buğz ölçüsü…
Yazının devamı için: https://www.yenisafak.com/ramazan/musluman-allah-icin-sever-ve-allah-icin-bugzeder-4801274































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.