Üç ay önce siyanürlü çözelti sızıntısı ile gündeme gelen Erzincan'daki altın madeni, gerekli temizlik ve güvenlik iyileştirmeleri yapıldıktan sonra geçen hafta yeniden üretime başladı.
Madende neler olup bittiğini, sosyal medyadan 'muhalif' medyaya, partilere yansıyan iddialara ilişkin bulguların neler olduğuna bakarken, bir hafta önce AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 'kritik hammaddelere' ilişkin açıklamalarını hatırladım.
İkisini bir arada değerlendirmek için çok ciddi sebeplerimiz var.
Sırasıyla gidelim...
Von der Leyen, 14 Eylül'de 'Avrupa Kritik Hammadde Yasası' önereceğini açıkladı. Twitter mesajlarıyla da 'gerekçelerini' paylaştı, "Nadir toprak elementlerinin neredeyse yüzde 90'ı ve lityumun yüzde 60'ı Çin'de işleniyor" uyarısında bulundu. İsim vermeden Rusya ve Çin'i işaret ederek, "Hammadde geleceğimize güç verecek. Ama şu anda üretim birkaç ülkenin kontrolünde. Eski bağımlılıklara düşmemeliyiz. Madencilik, arıtma, işleme ve geri dönüşüm üzerine stratejik projeler üreteceğiz. AB için stratejik rezervler oluşturacağız" dedi.
Avrupa, petrol ve doğalgazda Rusya'ya bağımlılığın faturasının ne kadar ağır olduğunu ancak fark etti.
Bunun bedelini fabrikalarının üretimini durdurarak, halkını üşüterek, bulabildiği gazı da fahiş fiyata ithal ediyor.
Aynı hatayı 'geleceğin hammaddeleri' sayılan kritik madenler konusunda yapmak istemiyor.
Bu madenlerde hem kendi rezervini güçlendirmeye hem de 'yakın coğrafyada' stratejik ortaklar bulmaya çalışıyor.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.