Merkezinde Allah olmayan bilim ve ilim eğik ve şaşı olacaktır. Dünyevileşme veya sekülerleşmenin tavan yaptığı dönemlerde bilhassa günümüzde ise hadis diliyle insanlar ilmi dünyevi gayeler için tahsil etmektedirler. İlim din için değil dünya için öğrenilecektir. Nitekim öyle de olmaktadır. Hatta ahiret ilimleri veya ilahiyat ilimleri bile din için değil dünya için öğrenilecektir. Bunun sonucunda kimse hasbi olarak konuşmayacak belki hesapçı şekilde davranacaktır. Hakkı söyleyenler azalacaktır.
Kitap tomarları arasındaki kalan ilim veya malumat atıl bilgi türündendir. Onu aktif hale getiren ve toplumun hizmetine sokan ve sunan ise alim kişidir. İlim ancak alim kişi ile canlı hale gelir. İlim alimle buluşmazsa faydalı olamaz, teorik ve potansiyel düzeyde kalır. Burada ilim ile alimin etkileşiminden söz ediyoruz. Bu etkileşim sağlanamazsa ilim zayi olur. Kıyamet öncesinde okuma yazma bilenler ya da kurra çok olsa da ulema kibrit-i ahmer hükmünde olacaktır. Nitekim kimi hadisler bu konuda uyarıcı mesajlar vermektedir. Bunlardan birisi şudur: Allah ilmi insanlardan çekip almaz. Ancak alimleri kabzederek ilmi çekip alır. Alim kalmayınca insanlar cahil başlar edinirler dinlerini onlardan sorarlar onlar da bilmeden fetva verirler. Bu veçhile hem sapıtır hem de saptırırlar. Atıl ilim alim ile buluşunca aktif hale gelir. Aksi halde raflar arasında tozlanır gider. Alim arılar gibi aşılama yapar ve ilmi birbirine bağlar. Arılar gibi kitapların aromalarını toplar ve insanlar için bal kıvamında ilim üretir.
Devamı: https://www.maarifinsesi.com/ilmin-merkezine-seyahat/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.