TSK olarak şimdiye kadar bu 5 bin sayısını defalarca sıfırladık ama terörün sıfırlanması için örgüte katılımın durdurulması gerekir. Bu da bizim değil; siyasî iradenin işidir." mealindeki sözleri çok dikkatimi çekmişti.
Gerçekten o yıllarda PKK'ya yoğun bir katılım vardı. Kürt çocukları, çok farklı yöntemlerle kandırılarak örgüte peşkeş çekiliyordu. Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük 10 Haziran 2015'te, sadece o bölgeden 6 ayda 3 bin çocuğun dağa kaçırıldığını açıklamıştı. Batıda da özellikle üniversitelerde yoğun kampanyalar yürütülüyordu.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun geçen hafta yaptığı "Terör örgütüne 2015'te 5 bin 584 kişi gitmişti bu yıl ise şu ana kadar 30 kişi gitti" açıklaması, bu konudaki çarpıcı değişimi net olarak ortaya koymaktadır.
Hakeza, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın birkaç gün önceki "2015'ten bu yana 35 bin 656 terörist etkisiz hale getirildi" sözü de, Büyükanıt'ın, "Öldürdüklerimizin yerine sürekli yenileri geliyor" tespitini teyit ederken, yine Soylu'nun; "100 terörist kaldı" ifadesi, eski kısırdöngünün bugün artık geçerli olmadığını gösteriyor.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?
Terörle mücadelede ulaşılan başarıda, istihbarat birimlerimiz arasındaki işbirliğinin ve yetenekli askerî mücadelenin tabii ki büyük önemi var. Ancak, en tepedeki sorumlu "Sadece askerî mücadele ile olmuyor" dediğine göre, demek ki; başka şeyler oldu.
"Demokratik Açılım"ın sabote edilmesine rağmen inatla sürdürülen adımlar neticesinde mağduriyetler büyük ölçüde giderildi, istismar alanları yok edildi. Ama bu güzel noktaya gelmemizi sağlayan sebepler bunlarla da sınırlı değildi...
Devamı: https://www.star.com.tr/yazar/org-buyukanitin-ilginc-sozleri-ve-diyarbakir-anneleri-yazi-1731308/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.