"Nedir o?" diye soracak olursanız...
Elbette, "memurlar, emekliler, asgari ücretliler" başta olmak üzere dar ve sabit gelirli kesimleri, gençleri, ekonomik açıdan risk grubundakileri ve toplumun genelini doğrudan ilgilendiren bir dizi düzenlemeden bahsediyorum.
Neler yapılmadı ki?
Memura 1 derece ilavesi, 3.600 ek gösterge, taşeronların kadroya geçmesi, sözleşmelilere memuriyet hakkı, asgari ücrete yıl ortasında ek düzeltme, memur ve emekli aylıklarında iyileştirme, gıda ve temel tüketim mallarında KDV indirimi, alt gelir gruplarına elektrik ve doğalgaz desteği, yükseköğrenim kredi borçlarının silinmesi ve nihayet EYT ile ilgili köklü çözüm kararı...
***
Şimdi deniliyor ki...
"Bütün bunlar, seçim ekonomisi!"
Bunu kim diyor?
Maalesef muhalefet partileri...
Bir yandan alınan tedbirlerin gerekliliğini savunurken diğer yandan toplumun beklentileri yönünde atılan her adımı da seçim yatırımı olarak nitelendirme çelişkisine düşüyorlar. Tabii, enflasyonist ortamda gelir dağılımını dengelemeye yönelik her kararın vatandaşın soluklandırdığını bildikleri için tabiri caizse "hükümete kafadan çakamıyorlar!"
Bunun yerine...
"Biz söyledik, hükümet verdi. Ama iktidara gelirsek biz daha fazlasını vereceğiz" türünden siyasi popülizm malzemelerine sarılıyorlar.
İster o, ister bu gerekçe ile olsun... Ekonomik huzuru tahkim eden önlemlerin başımızın üstünde yeri var. Kuşkusuz, bunun bir hesabının olduğunu, her müjdenin eş zamanlı olarak farklı kesimlerden veya bütçenin farklı kalemlerinden fedakârlıklar gerektirdiğini de unutmadan!
Devamı: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/muderrisoglu/2023/01/05/oyunu-degistirmek-mi-oyunu-degistirmek-mi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.