• İstanbul 27 °C
  • Ankara 32 °C

Ömer Erdem: Kışsız kış

Ömer Erdem: Kışsız kış
Şaşırıp duruyoruz işte. Ömrümüzün büyük kısmı şaşırmak ve hayret etmekle geçiyor. Nasıl, nasıl olur diyoruz.

Oysa dün, daha dün, böyle değildi. Hiç böylesi görülmemişti. Sanki dün öyle olan, öyle olup gelen, kendiliğinden öyleymiş, üzerinde hiçbir kimsenin emeği, niyeti, gayreti, dikkati, rikkati, fikri, hayali yokmuş gibi, şimdi oturuyor, olana hayret ediyor, şaşırıyoruz. İşte, kış gitti. Nicedir kış gitti. Giden kışlar gelmiyor. Ne eski soğuklar, ne eski havalar var. Aralık sanki sonbaharın ilk ayıymış gibi bir köşede büzülmüş duruyor. Ne yaprakları dökecek cesareti var, ne hışımlı bir yağmurla inip denizin aklını karıştıracak güce sahip. İtilmiş bir eski zaman parçası gibi olduğu yerde kımıldamadan bekliyor. Eski kışların kemik delen soğuklarını hatırlayanlar, onun tatlı zulmünü yakından bilenler Aralığın bu haline içten içe üzülüyor olabilirler. Hatta kimisinin aklına, kapısına ılık süt koymak bile geçiyordur. Öyle ya, mevsimler gibi ayların bir şahsiyeti var. Kişilerden sayılırlar.

Şaşırıp duruyoruz işte, şaşırıp kalıyoruz. Kışsız geçen kışa, şaşırıyoruz. Sanki bu, kendiliğinden böyle olmuş, sanki kış kışlığını yapmaktan kendi iradesiyle vazgeçmiş gibi. Gerçi alttan alta, havalar oh ne iyi, günlük güneşlik gidiyor diye sevinenler, olup bitene şaşırıp hayret etmeyenler de vardır. Toprağın, ağacın, kurdun kuşun, denizin, balığın, bağın bahçenin, salyangozun böğürtlenin hakkını gözetmeyen böylesi çaresizlere, hatta bencillere her zaman rastlanır. Ama mesele o değil. Belki de asıl şaşırılıp hayret edilmesi gereken başka başka şeyler. Asıl asıl, onlara bakmak, göz dikip kulak vermek, akıl yürütüp düş kurmak gerekiyor. Kışsız kışlar gelmeden, kışsız kışlar eşiğimize serilmeden önce, onlar olmuştu. Yazarın dediği gibi ‘önce ekmekler bozulmuştu.’

O sebepten ekmeksiz ekmeğe, domatessiz domatese, karpuzsuz karpuza, susuz suya, denizsiz denize, çaysız çaya, fikirsiz kitaba, şiirsiz şiire, dilim kurusun insansız insana, ona, onlara şaşırıp hayret etmemiz gerekirken, şu her adımında insanın, her gününde yine insanın bir payının mutlaka bulunduğu kışa, mevsime şaşırıp duruyoruz. Sanki bahar vaktinde baharlığını yapabiliyor, yaz yazlığını bütün saltanatıyla önümüze seriyor, sonbahar, o, hele o, bütün renkleriyle dökülüp bayram ediyormuş gibi, kışa bakıyor, bir onu taşlıyor, bir ona gönül düşürüyoruz. Ekmekleri ekmekmiş gibi yerken, karpuzu karpuzmuş gibi keserken şaşırıp kalmıyoruz, o iştahtan bu iştaha savruluyoruz da, kışın hesabını barajlardaki doluluk seviyelerinden, hava tahmin raporlarından görüyoruz. Vay ki bize, hepten vay.

Devamı: https://www.karar.com/yazarlar/omer-erdem/kissiz-kis-12157

Bu haber toplam 203 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim