Nitekim sûret kelimesine sözlük esasında Arapça gibi Semitik bir dil olan İbranca’dan baktığımıza da idrak cihetinden aynı sonuç ortaya çıkmaktadır. Örneğin Maimonides, tamuna: şekil ile tavnit: suret kelimelerinin aynı anlamda sanılmalarının doğru olmadığını belirterek şu üç ayrıma dikkat çekmiştir:
“…Tavnit kelimesi İbranicedeki bana fiilinden türetilmiştir, bunun anlamı bir şeyin bünye ve heyeti olup bununla bir şeyin kare, üçgen, daire vb. şekli kastedilir. Tevrat taki ‘Mişkan’ın (Çadır Tapınak) yapısı (tavnit) ve eşyalarının şekli (tavnit)..’ (Yaratılış: 3:2); “sana dağda gösterilen şekle (tavnit) göre...” (Çıkış, 25:40); ‘Kuş şeklinde (tavnit)...’ (Yasanın Tekrarı, 4:17); ‘el şeklinde (tavnit).’ (Hezekiel, 8:3); ‘Tapınağın giriş şekli/portresi (tavnit)..’ (Tarihler, 28:11)… pasajlarında tavnit kelimesi şekil anlamında kullanılmıştır. Bu anlamı sebebiyle İbranicede tavnit kelimesi herhangi bir sûrette Tanrı’yla ilgili nitelemelerde kullanılmamıştır.
Temuna kelimesi ise İbranicede teşkik yoluyla üç anlamda kullanılmaktadır. Birinci anlamı, zihnin dışında var olan ve duyu organlarıyla idrak edilen şeyin sûreti yani şekil ve şemailidir. Tevrat’taki ‘bir şeyin sûretini (temuna) yaptınız...’ (Yasanın Tekrarı, 4:16); ‘Bir sûret (temuna) görmediniz.’ (Yasanın Tekrarı, 4:15) pasajlar(ın)da bu anlamıyla kullanılmıştır.
İkinci anlamı bir şeyin, duyu organlarından uzak olması durumunda, o şeyin, kişinin zihninde mevcut olan hayali sûretidir. Bu anlamıyla Tevrat’ta ‘Gece rüyaların doğurduğu düşünceler içinde...’ (Eyüp, 4:13) pasajında ve bunun devamında ‘Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir sûret (temuna) duruyordu gözümün önünde...” (Eyüp, 4:14) şeklinde geçmektedir ki burada uykuda göz önüne gelen hayal anlamında kullanılmıştır.
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-lekesiz/musluman-sanatlarinda-tevhit-hedef-mi-sonuc-mu-4775793































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.