Oysa “insan için ancak çalıştığı, emeğinin karşılığı kadarı vardı” değil mi?
Dünyaya ait işlerde bu böyle iken maalesef ahirete ait beklentilerimizi ve işlerimizi de kolaya bağlayıvermişiz. “Yaratana kulluk, yaratılana adalet, şefkat ve merhamet” üzere temellendirilmiş dinimizi bu esaslara göre yaşamak, ihlâsla, samimiyetle, sadece Hakkın rızasını gözeterek, riyadan, sümadan, ucub ve eneiyyetten arınmış bir şekilde Rabbimize kulluk etmek, kul hakkını adalet, hakkaniyet ve liyakat ölçüleri çerçevesinde gözeterek güzel bir ahlakla imanımızı tazelemek, anımızı güzelleştirmek ve hallerimizi tezyin etmek yerine çok farklı rüzgarlara selam durup, çok farklı denizlere yelken açabiliyoruz.
İşi kolaya bağlamayı seviyoruz dedik ya, Rabbimizin defalarca Kitab-ı Mübin’de “Akletmez misiniz?”, “Düşünmez misiniz?”, “Ey akıl sahipleri” hitaplarının muhatabı olan bizler maalesef iradelerimizi başkalarının iradelerinin zebunu haline getirmeye ve belki de kendi nefisleri terbiye olmamış, halen bir sürü dünyevi hırs ve heveslerle kalpleri dolu kişilere ahiret yolculuğumuzda dümenimizi ve hatta ruhumuzu teslim etmeye pek bir meraklıyız.
Devamı: https://www.maarifinsesi.com/kolay-cennet-bezirganlari-ve-musterileri/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.