• İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Konya 2 °C
  • Sakarya 7 °C
  • Şanlıurfa 6 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Gaziantep 4 °C
  • Bolu 2 °C
  • Bursa 7 °C

​Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı: Göz Gördü Gönül Sevdi

​Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı: Göz Gördü Gönül Sevdi
Teoman Duralı bundan yaklaşık on yıl önce “Sorun nedir?” diye sormuş ve bu soruya “Sorun, insandır.” cevabını vermişti.

Evet, merhum hocamızın da belirttiği gibi günümüzde insan yaşamı ve bununla ilişkili bütün müesseseler göreceli olarak karmaşık ve sorunlu hâle geldi. Özellikle teknoloji ve dijital dünya her ne kadar fertlere yeni iş ve iletişim imkânları vadediyor gibi görünse de aslında insanların ifşa ve tüketim isteklerini kamçılayarak onların “gördükleri her şeye sahip olma hevesi”ne kapılmalarına sebep oldu. Böylece eskilerin “göz gördü, gönül sevdi” deyimi günümüzde ekranlar üzerinden de olsa yeni bir anlama kavuştu.

Atalarımızın bu veciz tespiti artık bireysel olmaktan öte; küresel bir meseledir. Çünkü insan gözü şimdilerde sadece 1 metre uzağındakini değil bununla birlikte binlerce km ötelerdekini de görerek ona sahip olmak istiyor. Tıpkı yaklaşık iki asır önce yüzlerce metre yerin altındaki varlıkları (petrol, altın, mücevher vb.) gören pragmatist / menfaatperest gözlerin onları görüp haddinden fazla severek barbarca ve zorla kendine yar etmesi gibi. Kaderin cilvesine bakın ki bu sefer “Senin süslü dünyanda benim de payım var!” dercesine, o gün sömürülenler artık “gördüklerini çok severek” ona kavuşmak istiyor. 

Bu amansız istek İngiliz yazar Aldous Leonard Huxley’in bundan yaklaşık 90 yıl önce (1932) bir kehanet ortaya koyarcasına kaleme aldığı kitapla ilişkilendirilebilir. Türkçeye “Cesur Yeni Dünya” diye çevrilen kitabında Huxley, insanlığın belki de tarihte eşine az rastlanır bir şekilde “kendi hazzının kurbanı” olacağını dile getirmiş ancak bu konuda adeta “sükût suikasti”ne uğramıştı. Ayrıca Huxley’den 17 yıl sonra (1949) başka bir İngiliz yazar, George Orwell tarafından mezkûr konuda hedef saptırılmış (1984 romanı) ancak sonuç değişmemiştir. 

2000’lerin başında “dünyanın çivisinin çıkması” şeklinde önce Cengiz Aytmatov tarafından adı konan ve daha sonra Amin Maulouf tarafından tekrarlanan bu durum aslında Aytmatov’un “Dağlar Devrildiğinde” (2007) romanıyla yeni dünyada hüküm süren haz ve tüketim odaklı küresel adaletsizliği dile getirmişti. Benzer şekilde Maulouf da “Çivisi Çıkmış Dünya” (2009) adlı deneme kitabında sömürülen Kuzey Afrika halklarının çaresizliğini ortaya koyarak toplumun artık patlamak üzere olduğunu dile getirdi. Ve çok geçmeden olan oldu. Çünkü asırlardır binlerce km uzaktakileri sömürerek kendine eskilerin ifadesiyle “yalancı cennet” inşa eden Batılıyı / Avrupalıyı “gören gözlerin sevme zamanı” gelmişti. 

İsmet Özel’in ifadesiyle “sevmek mübalağa sanatı”ydı. Sevenler de öyle yaptı. Bir taraftan Afganistan’dan yalınayak yola çıkılıp sevgiliye doğru koşulurken Kabil’den havalanan uçaklar kamyonlar gibi hizmet gördü. Öbür taraftan Akdeniz’in güneyindekiler kuzey batıdaki sevgililerine sandallarla, botlarla hatta boş su şişelerini vücutlarına bağlayarak ulaşmaya çabaladılar.

Devamı: https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/goz-gordu-gonul-sevdi-204/

Bu haber toplam 568 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim