• İstanbul 23 °C
  • Ankara 24 °C

Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı: Türk Asrında Eğitim - II

Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı: Türk Asrında Eğitim - II
Bir önceki yazımızda Türk asrına başlarken eğitimin nitelik tarafında çareler bulması gereken önemli meseleleri olduğundan bahsetmiştik.

 Bunların odak noktasını “eğitimde bir istikamet sorunu” olarak gördüğümüzü ve “Bu sorunu, Türk - İslam kültür ve medeniyetinden köklerini alan ve bu çerçevede serpilip gelişen bir ideale veya günümüzün meşhur deyişiyle “kızılelma”ya sahip olmama olarak da tanımlayabiliriz.”  demiştik. Daha da önemlisi, burada esas problemin bunun henüz “mesele” dahi edilmemesi diye de eklemiştik.

Türkiye’de özellikle birinci asrın sonlarında eğitimle ilgili çözüme kavuşturulan önemli problemler (eğitim kurumlarının sayısal olarak artırılarak yapısal ve fiziksel olarak iyileştirilmesi ve öğretmen istihdamındaki artışların sağlanması, ders kitaplarının yenilenerek ücretsiz olarak öğrencilerle buluşturulması, tekli öğretime geçilmesinde önemli mesafelerin kaydedilmesi, sınıf mevcutlarının uygun seviyelere çekilmesi vd.) vardı. Yapılanları küçük görmemekle birlikte, bunlar büyük ölçüde hemen her ülkede karşılaşılan / karşılaşılabilen problemlerdir. Nihayetinde belli bir ekonomik güce sahip olan her ülkenin bu sorunları çözmesi gerekir. Ancak meseleye “bütüncül” bakınca ülkemiz için öncelikli olarak ele alınması gereken problemlerin farklı olduğu görülecektir.

Hemen belirtelim, Türk eğitim sisteminin temel meselesi “özgün” olmamasıdır. Biz buna “kendine ait olmama” veya “millî bir sistem olmama” da diyebiliriz. He ne kadar adına sonradan “ön ad” olarak eklense bile eğitimimizde bu “sıfatın” henüz esamesi okunmuyor. Hâlbuki bir eğitim sisteminin temel gayesi, kendi toplumunun düşünce dünyasına uygun insanlar yetiştirmektir. Bu insanı, başka toplumların kendileri için ortaya koydukları modelleri devşirerek, yetiştirmemiz mümkün görünmüyor.

“Kaldırımlar” şairinin ifadesiyle bu durum “Güneşi ceketinin astarında kaybedip” başka yerde aramaya ya da daha açık bir ifadeyle “evimizde” kaybettiğimiz bir eşyayı “evimizin dışında” aramamıza benziyor. Ancak “İsyan Ahlakı” yazarının ifadesiyle “Kendimiz dışında nereye koştuysak, gurbette kaldık.”

Devamı: https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/turk-asrinda-egitim-ii-68/

Bu haber toplam 281 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim