Dünyanın hemen her yerinde eğitim sistemleri sorunlu. Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da eğitim, sanılanın aksine ne eşitliği ne adaleti sağlayabiliyor ne de muhteşem. Japonya gibi Amerikan uydusu ülkelerde yahut Çin gibi eşitlik adı altında sürdürülen endoktrinasyon eğitiminde veya Afrika ülkelerinin eğitimlerinde okullar, “düzene uygun insan” yetiştirmekten başka bir işe yaramıyor. Mesela Fransa, okullar arası eşitlik sıralamasında son sıralarda yer alırken, Alman okullarında tuvalet başta olmak üzere ciddi bir temizlik sorunu yıllardır varken, Amerika’da okullar adeta bir banka gibi çalışırken, bu ülkeler diğer ülkelere hayal ve gelecek satmaktan geri durmuyor. Bizim ülkemizde dillerden bir türlü düşmeyen Finlandiya’da eğitim, sanılanın aksine, toplumsal huzuru sağlayamıyor.
Şu bir gerçek ki modern eğitim sistemleri insanların hayrına tasarlanmış ve donatılmış değil. Daha çok devletlerin hatta sermayelerin istekleri doğrultusunda ihtiyaç duyulan insanları seçme işlevi görüyor. Spencer’in (biyolojinin ilkeleri) ve Darwin’in (türlerin kökeni) temellerini attığı evrim teorisinin toplumsal hayatta yansıması olan liberalizmin seçme alanları olan okullar, hemen hiçbir yerde, gerçek bir eğitim yapmıyor. Bu nedenle hemen her ülkede eğitimin temelinde rekabet var. “Bırakınız yapsınlar”ın ruhu rekabet üzerine olduğundan ahlak, dilek ve temenniden ibaret kalıyor sadece.






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.