• İstanbul 19 °C
  • Ankara 12 °C

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan: Covid-19 Unuttuğumuz değerleri hatırlattı

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan: Covid-19 Unuttuğumuz değerleri hatırlattı
Baruch Spinoza Felsefesi çok büyük oranda Fârâbî’ci bir etkiyi gösterir.

Onun Cevher-Modus ayrımları Fârâbî’nin Vacib’ül Vücud, Vacib’ül Mümkün ayrımlarına; Tractatus’taki peygamberlik ve vahiyle ilgili düşünceleri Fârâbî’nin Nübüvvet konusundaki yaklaşımlarına benziyor.

Fârâbî’nin bize ilimler sınıflaması yaptığını ama bu ilimler sınıflamasının bütünlüklü bir ilim anlayışı sunduğunu ki bugün artık dünyanın da 19. yy.’da parçalanan o bilim anlayışından mantıkçı pozitivizmin kompartımanlara ayırdığı bilim paradigmasından daha sonra multi disiplinler, disiplinler arası ilişkiler kurarak bunu aşmaya çalıştığını görüyoruz.

Fârâbî, medeni ilimlerde; ahlaktan, fıkıhtan ve kelamdan söz ediyor

Ama son yıllarda artık Pandisiplin denilen ve tamamen tüm disiplinleri bir arada değerlendirmeye çalışan yaklaşımların olduğunu görüyoruz.  Fârâbî, İḥṣâ’ül-ulûm’da diyordu ki: “İlimler bir merdiven gibi bir yükseliş bir bütünlük arz eden alanlardır. Fârâbî, medeni ilimlerde de siyasetten, ahlaktan fıkıhtan ve kelamdan söz ediyordu.

“El Fusûlü’l- Medeni”, “Es- Siyasetü’l Medeniyye”si gibi Fârâbî’nin hep medeniyet vurgusu taşıyan eserleridir. Tabii bununla beraber yine çok çok önemli eseri, “Tahsil’üs Saâde” (Mutluluğun Kazanılması).  Şimdi burada dikkatimizi çeken bir şey var; Fârâbî’nin bu ilimler sınıflamasında en zirve en tepe noktada adlandırdığı ve aslında bizim dille mantıkla başladığımız yükseliş, merdivenle çıktığımız yatay ve dikey çizelge gibi düşündüğümüzde aslında Fârâbî bize bir ilimlerde ilerleme bir de ilimlerde yükselişten söz ediyor.

Fârâbî medeniyet filozofudur

Fârâbî’nin medeni ilimler dediği ahlak, siyaset, fıkıh ve kelam. Aslında medeni ilim tanımlaması bile başlı başına çok değerli ve bu anlamda Fârâbî’yi bir medeniyet filozofu olarak da tanımlayabiliriz. Ben naçizane Fârâbî’yi bir medeniyet filozofu olarak tanımlıyorum. Çünkü tüm vurgusu medeniliktir. İşte “Es- Siyasetü’l Medeniyye” ideal devlet diye çeviriyoruz ama medeni toplumdur o. Tabii medeniyet kelimesinin geldiği bir kök var, kavram var. Şimdi bugünle ilişkisini kuracağım. Yani medeniyet filozofu Fârâbî’nin düşünceleriyle; bugün pandemiyle, Covid-19 ile nasıl bir ilişkisini kurabiliriz?

Dilimizdeki medeniyet, batıdaki civilization, civil, civitas kelimelerinden geliyor. Aslında bizde de Medine, şehirden geliyor. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye geldiğinde Yesrib’ti adı, buraya Medine diyor. Diyor ki “adını Medine diyeceksiniz”. Şehir ama Medine,  Arapça açısından bakarsak din, Medine, dinin mekânlaştığı yer demektir.

Allah’a ve tüm insanlara borcumuz var

Dinin hem bir aşkın varlığa Allah’a olan bir bağlılık, borçluluk O’nun bizi var etmesinden kaynaklı O’na olan bir borcumuz, ödevimiz, sorumluluğumuz var. Bir de insanlara olan sorumluluğumuz var. Ünlü düşünür Martin Buber’in “ben ve sen” diyor ya işte orada olduğu gibi benim yaşadığım şehre, siteye, mekâna bir borcum var, ödevim var, yükümlülüğüm var.

Din aslında borçlanmak demek. Birbirimize borçluyuz, size merhaba demek benim bir borcum. Selamlaşmak bir borç. Sıkıntıya, dara düştüğünüzde yardımınıza koşmam bir borç. Bu benim borcumdur, insanlık borcumdur. Medeni olmak, medeniyet, şehirli olmak insanla ilişkili.

Covid-19 karşısında medeni dünya aciz kaldı

Covid-19 denilen dünyayı saran bir salgın var. Bu salgının bize gösterdiği birkaç husus var: Medeni dünya aciz kaldı. Batı hep medeniyetin merkezi olarak görülür ya, ben bunu politik bir eleştiri anlamında söylemiyorum. Salgın, beklenmedik bir şekilde geldi, çok hızlı yayıldı. İngiltere’de, İtalya’da, İspanya’da, Amerika’da, Çin’de zaten durum çok vahim.  Detaylarını çok bilmiyoruz ama insanlar çok ciddi mağdurlar. Çocuklar, yaşlılar, kadınlar, kronik hastalıkları olanlar bundan daha fazla etkileniyor.

Tüm insanlık birbirine muhtaç

Aslında bir insanlık krizi yaşanıyor. Pandeminin bizlere hatırlattıkları oldu. Fârâbî üzerinden bir okuma yaptığımızda aslında 19. yy’da tamamen deneye ve gözleme konu olan bilimin, bilimsel çabanın çare olmadığını görmüş olduk.

İnsanı yok eden, insanı görmezden gelen, insanların birbirlerine muhtaç olduğunu, dili, rengi, inancı ne olursa olsun tüm insanlığın aslında birbirine muhtaç olduğunu bize gösterdi. Onun için Fârâbî’nin “Medine’tül Fazılası”nı, “Es- Siyasetü’l Medeniyyesi”ni, “El Fusûlü’l- Medeni”sini ben çok değerli görüyorum. Bunu kesinlikle hiçbir politik, hiçbir ideolojik bir saplantıya girmeden, çok objektif olarak aslında değerlendirmek durumundayız, zorundayız.

İlimler Sınıflamasının en zirve noktası; Fârâbî’nin “Medeni İlimler” dediği sistem tüm insanlığa huzur getirecek, barış getirecek, yaşanabilir bir dünya kuracak bir ilimden söz ediyor.

Bugün bilim ne işe yarıyor? Michio Kaku’nun “Geleceğin Fiziği” ve “Zihnin Geleceği” kitaplarında vurguladığı bir şey var ve bize şunu söylüyor, diyor ki: “Geleceğin anahtarı bilgelik” devam ediyor: Bilgelik, bilgiye erişmek değil diyor, bilgi sahibi olabilirsin, bilgiye erişilebilir hiç sorun değil, ama bu bilgi bir bilgeliğe dönüşüyor mu, yani bize, insanca yaşamın ya da insanın insani değerlerin yaşatıldığı bir imkân da sunuyor mu? Son kısımda da şunu söylüyor, “Bu yüzyılın insanlarının akıllıca ve merhametle bilimin kılıcını kullanacağını umalım. Lakin bir gezegensel uygarlıkta nasıl yaşayabileceğimizi daha iyi anlamak için 2100 yıl içinde bir gün yaşamak öğretilir olabilir. Böyle bir teknolojinin kariyerimiz, umutlarımız ve hayallerimizle birlikte günlük hayatımızı nasıl etkilediğini görebiliriz.” Ve bize “bilimsel merhametten” söz ediyor. Merhametle bilimin aslında beraber düşünülmesi bilimle ahlakın, bilimin ahlakiliğini, bilimin merhametliliğini, bilimin vicdaniliğini bize hatırlatıyor.

Fârâbî de Medeni İlimlerle aslında ahlaki ilimden, merhametli ilimden söz ediyordu. Dolayısıyla Michio Kaku da bugün “Toplum 5-0” dediğimiz Japonların 2018’de dile getirdiği artık süper akıllı bir toplum hayal edilirken, konuşulurken “bilimin merhametini, bilimin vicdanını unutmayalım” diyor. Michio Kaku bunu bugün söylüyor. 2020 yılındayız ve Fârâbî yüzyıllar öncesinden söyledi “Medeni İlimler” dedi. Bugün pandemiyle, küresel salgınla İtalya’da günlük artık ölümler binleri buluyor. İspanya’da, İngiltere’de, Amerika’da. Biz bu duruma çok üzülüyoruz. Evet, bir kriz yaşanıyor ve bizim bu insanlara olan bir borcumuz var. Yani hiçbir şey yapamıyorsak bile empatiyle onların acılarını paylaşıyoruz. Eğer imkânımız varsa destek olarak kurumlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, yardım kuruluşlarımızın hatta Devletimizin buralara yardım etmesini bekliyoruz. Nitekim işte İtalya’ya ve İspanya’ya maske ve sağlık malzemeleri gönderildi. İşte Fârâbî’nin Medeniyet kavramına dönersek, birbirimize borçlu olma, insanca, insani erdemlerle beraberce yaşayabileceğimiz bir dünya kurmak ve burada insanın merkezde olduğu ve insanların birbirlerine rengi, dili, inancı ne olursa olsun birbirlerine muhtaç olduğu gerçeği var.

Bu haber toplam 568 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim