Prof. Dr. Salih Uçak: Üstad Sezai Karakoç’a Veda…

Prof. Dr. Salih Uçak: Üstad Sezai Karakoç’a Veda…

“sen gittin, sular buruştu testilerde

sen gittin, kelimeler yıkansa da  kirlidir artık

sen gittin, mahşer toplansa da tenhadır yüreğimiz…”

 

 

 

Kelimelerin Efendisi’ne hangi kelimeler kâfi gelir ki…

Şimdi hangi kelime cüret edecek fail olmaya?

Hangi kelime “ölüm”le yan yana durmaya cesaret edecek?

 

Anlatabilecek miyiz ölümünü bir sonbahar eşliğinde, ya da bir kış güneşine adayabilecek miyiz hüznümüzü? Kâinatı aşan bu kutlu dirilişi; kime, nasıl, hangi renkle anlatacağız?

Ne çok aciziz! Ne çok zayıf…

Öç müdür, göç müdür, bir yıldırımın dağa çarpması mıdır bu?

Affın mağfirete daveti midir, yaprağın toprağa düşüşü müdür?

Son mudur ilk midir bu bahar ey?

 

Anladık ölmedin, öldürerek ölümü…

Ölüm adına ölüm maskelerini takarak dönüştüğün aya ve güneşe,

İncire ve zeytine

Faninin sonsuz dirilişine andolsun ki, şahidiz…

Güzelliğine şahidiz ya Rab! 

Sen gittin, zamanın neden çabuk çabuk geçtiğini öğrendik Mona’dan.

Sen gittin, başaklar büyüdü yağmurdan sonra.

Sen gittin, ölümün gözünün içine bakarak neden yaşamak gerektiğini öğrendik.

Sen gittin, incir kuşlarının bakışlarında kaldı hayat…

Hızır’la kırk saat söyleştiğini bilirdik de,

Bilmezdik sırların sırrına vakıf olup bizi yalnız bırakacağını,

Ab-ı hayatı yudumlamak için sürgününü geri çağıran damarın şahdamar olduğunu.

Yenilgi yenilgi büyüyen zaferi bilirdik de,

Külünden yapılan bir hisarın olduğunu bilmezdik ankalaşıncaya dek.

Suçun hep bizden olduğunu bilirdik de bilmezdik seni yakıp yıkan bir nazar olduğunu.

Gün battı…

Geceyi onaran mimara andolsun ki şahidiz: şiirine özenip yazılan mısralara.

Belki yeşil sarıklı ulu hocalar öğretmedi bu kesik dansa karşı nasıl reverans yapacağımızı.

Lakin biz senden öğrendik kardeşin İbrahim gibi putlarımızı kırmayı.

Senden öğrendik kâğıda hiç yazılmamış kelimeleri silmeyi,

Karıncalardaki hikmetli susuşu,

Diriliş saatini,

Taşlardan sıçrayan kelimeleri, teslim olmuş iklim ve mevsimleri,

Dam saçaklarına tüneyen ikindi anıtlarını,

Şehir mutluluklarını,

Ümidi, en çok da ümidi öğrendik senden…

Senden öğrendik;

Batı kapılarında nurdan bir sütun olmayı,

Göğe dimdik uzanan bir acının yenilmez olduğunu.

Batının bir babanın oğulları adına verdiği şölenlerin sahteliğini söylevlerinden anladık.

Senden öğrendik yedinci oğul olmayı,

En onulmaz yaramızla, vurulmuş kalbimizle,

Senden bir iz taşıyoruz yarına.

Dirilişten bir muştu olmayı senden öğrendik.

 

Biz, “amentü”yle büyümüş diriliş erleyiz.

Gök sofrasında yer, yitik cennet’te soluklanırız.

Biz seni, Diriliş Cephesinin önderi kabul ettik.

Akla karanın savaşında senin safında yer aldık.

Donandık bütün ruhumuzla…

Diriliş sancağı altında toplanıp bir olduk, diri durduk.

Yol oldun bize, yoldaş oldun.

Varoluşun hikmetiyle sırlandık sayende.

Kaybolduğumuzda pusulamız oldun…

Şimdi toprağa düştün müstesna bir gök ekini gibi

Bire bin olmak için…

Öğretilerin ölümsüzdür, diriliş neslinin şiarıdır ebedi.

“Ve yalnızlık,

Sigara külü kadar yalnızlık!

Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi.

Sana da Monna Rosa, taş bebeği bıraktık.

Ellerinde kılçıklı balıkların bir dişi.

Senin hatıran kadar büyük, yeni ve karanlık;

Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi...”

 

Her şeyi seni anlayınca anladık vesselam…

Senden öğrendik “kaderin üstünde bir kader” olduğunu.

Sen demiştin “ölüm geldi bana, düğün armağanın gibi”

Ve işte ağuş, işte şeb-i arus…

Bize düşen şimdi yalnızca “hamuş”…

 

“innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn”

 

 

Bu haber toplam 265 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim