(Bu makâlenin beşinci bölümü geçen hafta neşredilmiştir)
Vâlide Çeşmesi. 1255/1839'da Bezmiâlem Vâlide Sultan'ın yaptırmış olduğu bu çeşmenin birkaç adım arkasında, etrafı parmaklıkla çevrili ve civâr halkının desteği ile ma'mur bir hâlde duran geniş namazgâh sofası da zikre değer (Resim 1). Yine bir gravürden, Taşkışla ile stadyum arasında kalan sâhada bir fevkānî namazgâhın mevcûdiyetini öğreniyoruz, fakat bugün yoktur (Resim 2). Kabataş'a gelince, İstanbul'un en eski namazgâhlarından birinin yerini göreceğiz (Resim 3). Fatih Sultan Mehmed'in Çizmecibaşısı Mahmud Bedreddin Ağa'nın 904/1498 târihinde vakfetdiği namazgâh ve kendi kabri, yolun genişlemesi için daraltılarak bırakılmış, bugün sâyebân ağacı ve kabri duruyor. "Tîz-reftâr olanın pâyîne dâmen dolaşır" mısraının bugün geçerli olmadığını isbât için, eskiden birkaç günde dolaşılabilecek yerleri bir saat içinde gezmiş olduk! Şimdi bir netîce çıkarmağa gelelim: Bugün namazgâhların gerek ibâdet, gerekse istirâhat yeri olarak kullanılma devri geçmiştir. Şu hâlde kültür tarîhimizin mühîm sayfalarından biri olarak; bu son kalanların, asıl sâhibi olan Vakıflar İdâresi'nce tâmir ve muhafazasını istemek hakkımızdır. Tesbît ettiğim bütün namazgâhlardan bahsetmeğe sahîfelerimiz kâfi değildir. Bu konu, bir kitap olacak kadar geniştir. Bahsimizi, İstanbul'daki namazgâhların –ki bugün çoğu mevcûd değildirVakıflar İdâresi'nden alınan bir listesini takdîm ederek kapatıyorum: İSTANBUL NAMAZGÂHLARI 1. Âdile Sultan (Koşuyolu) Namazgâhı 2. Âdile Sultan Namazgâhı (Dudullu) 3. Ahmed Efendi (Kuzguncuk-Beylerbeyi) Namazgâhı
Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/ugur-derman/2022/11/04/namazgahlara-dair-6






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.