• İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Konya 0 °C
  • Sakarya 10 °C
  • Şanlıurfa 5 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Gaziantep 3 °C
  • Bolu 4 °C
  • Bursa 7 °C

Ramazan Yelken: Cemaatlerin Krizi: Sivilleşememe Sorunu

Ramazan Yelken: Cemaatlerin Krizi: Sivilleşememe Sorunu

"Cami cemaati" kavramı ve nitelediği toplumsal kesim çok önemli. Cemaat çalışmalarımda hep cemaatin sosyolojik bir olgu olduğunu, herkesin aslında aile dediğimiz bir cemaatin içine doğduğunu ve bu nedenle hepimizin bir yanımızla sosyolojik varlıklar olarak cemaatsel varlıklar olduğumuzu ifade ettim.

Cemaatler, kan bağı ile mekan bağı ile ve fikir/inanç/ideoloji bağı ile oluşur veya kurulur. Günümüzde tüm cemaat kavramını gündelik dilde bütün çeşitleriyle eşitlemeye çalıştığımız "dini cemaatler", aslında fikir cemaatleri grubuna dahildir.

Her sosyolojik olgu gibi cematler de amaç, hedef, örgütlenme, iç hiyerarşi, liderlik, inanç ve ilkeleri açısından topluma açık/sivil bir oluşum veya topluma kapalı yıkıcı, totaliter bir yapıya sahip olabilir.

Tıpkı aile gibi...

Bütün aileler sıcak sevimli bir mutluluk, şefkat yuvası değildir. İçinde şiddet, ensest, istismarın yaşandığı korkunç, kapalı bir suç kazanı da olabilir, mafya gibi bir suç örgütüne de dönüşebilir. Bu bakımdan aile kutsal ve dokunulmaz değildir, olmamalıdır ve suç sözkonusu ise hukuka uygun bir şekilde aile içine de müdahale edilebilmelidir.

Bugün aile kutsal ve dokunulmaz sayıldığı için aile içi şiddet ve suçlarla mücadele iki katı daha zorlaşmakta ve aile içi şiddettin önü bir türlü alınamamaktadır.

Benzer bir durum aslında sosyolojik olarak bir cemaat türü olan dini cemaatler için de söz konusudur. Dini cemaatler tam anlamıyla kutsal sayıldığı ve her cemaat kendisini dinin merkezi ve adeta sahibi olarak gördüğü için sorgulanamaz bir noktada durmaktadırlar.

Türkiye'de dini cemaatlerle ilgili bir kriz yaşandığı ortadadır. Bu krizi "cemaatin sivilleşememe" problemi olarak ifade ediyorum. Cemaatler sosyolojik olarak olması gereken "sivil alanda" bir sivil toplum kuruluşu olarak var olmak yerine buradan "siyasal alana" geçmekte o alanda iktidar için mücadele etmekte, ayrıca "ekonomik alana" el atarak holdingleşmekte ve bu alanlardaki rekabet dengesini ve hukuku bozarak gizli açık hegemonya oluşturmaktadırlar. Bu durum her görüşten politikacıların ilgisini çekerek onları çeşitli cemaat mensuplarıyla hukuksuz ilişkilere, işbirlikliklerine yönlendirmektedir. Buradaki zaaf ve kirli ilişkiler, ülkemizde toplumsal alanın her yanına yayılan, yakın zamanda yaşadığımız -uzun bir süre de yaşayacağımız- bir cemaat krizine dönüşmüş, nihayet darbe teşebbüsüne kadar uzanmıştır.

Devamı: https://fikircografyasi.com/makale/cemaatlerin-krizi-sivillesememe-sorunu

Bu haber toplam 361 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim