• İstanbul 28 °C
  • Ankara 33 °C

Ramiz Gusarçaylı: "Azerbaycan Bayrağı" Şiirimi İstanbul’da Seslendirdiğim için Gurur Duydum

Ramiz Gusarçaylı: "Azerbaycan Bayrağı" Şiirimi İstanbul’da Seslendirdiğim için Gurur Duydum
Türkçenin 14. Uluslararası Şiir Şöleninde "Ziya Paşa Büyük Ödülü"nü alan Ramiz Gusarçaylı ile hayatı, sanatı ve şiir şöleni üzerine konuştuk.

Şair-yazar Ramiz Gusarçaylı  yazar dostum Selçuk Karakılıç vasıtasıyla ulaşmış, şiir şölenine davet etmiştik. Ramiz Gusarçaylı  Azerbaycan’da tanınan bir şair aktif bir şair. Şiirleri, nesirleri  yanında yabancı dilden çevirileri bulunuyor. Türkçenin 14. Uluslararası Şiir Şöleninde Ziya Paşa Büyük ödülünü alan Ramiz Gusarçaylı ile hayatı ve sanatı ve Şiir şöleni üzerine konuştuk.

-TYB’nin geleneksel olarak iki yılda bir gerçekleştirdiği Türkçenin 14. Uluslararası Şiir Şöleninde Ziya Paşa Büyük ödülüne layık görüldünüz. Biz sizi tanıyoruz ama Türk okuyucuları daha yakından tanıması için kendinizi tanıtır mısınız?

-1958-ci yıl aralık ayının 25-de Azerbaycanda Guba şehrinin Çartepe köyünde doğdum. 8 yıllık eğitimimi Gubada, lise ise Baküde fizik-matematik lisesinde, yüksek öğretimi Bakü Politeknik ve Moskova Devlet Sosial Universitelerinde aldım. 1977-1979-cu yıllarda askerlik yapdım. Ukraynada, Rusyada, Baküde çeşitli görevlerde çalışdım. Şu anda Gubada Bölgesel “Basınyayımı” şirketinin müdürüyüm. Azerbaycan Yazarlar Birliğinin ve İrak Türkmen Yazarlar Birliğinin üyesiyim. Azerbaycan Yazıçılar Birliğinin Guba Temsilçisiyim. “Ay işığı” Edebi meclisinin Kurucusu ve Koordinatörüyüm. Bizim Guba edebi mühiti ilə bağlı bir az etraflı konuşmak istiyorum. Temeli büyük mütefekkir Abaskulu Ağa Bakıhanov tarafından 1835-ci yılında kurulan Guba edebi mühitinin ahate dairesi Rusya’dan bir sıra Avrupa ülkelerine kadar  uzanmış, milli edebiyatımızın ve medeniyetimizin zenginləşdirilmesi sahesinde büyük katkılarını vermişdi.

Azerbaycanın edebiyat və medeniyet tarihinin bir sıra anlamlı və ilginç sayfaları Guba ilə bağlıdır. 1830-cu yıllarda Tiflis’de Azerbaycan türkçesinde 300 saydan ibaret “Tatar-əxbari” gazetesinin gubalılar arasında 30-a yakın abunesi vardı.

Sovetler Birliği dağıldıkdan sonra Azerbaycan bağımsız memleket olunca Guba edebi çevresinin modern sahnesi olarak 1993-cü yılda bölge yazarlarını özündə birləştiren “Ay işığı” adlı edebi meclis kurub yaratdım ve hazırda məclisin başkanıyım. “Ay işığı” edebi meclisi antik tarihi olan Gubanın zengin medeniyyetinden, büyüleyici tabiatından, Şah dağından Hazara kadar bir arazini ahate eden yeraltı və yerüstü doğal varlıklarından kaynaklanıb ülkenin çokmilletli bir arazisinde söze sadakat, edebi arkadaş canlısı və samimiyet yaratdı... 1994-cü yıldan itibaren “Ay işığı” edəbi meclisinin almanakları yayımlandı, cumhuriyetin  dergi  və gazetelerinde  bölge yazarlarının yazıları düzenli olarak yayınlandı. Meclisin görüşüne Bakü ile yanaşı Türkiyeden, Tebrizden, Derbentten, Borçalıdan, Nahçivandan və diger bölgelerden misafirler geldi. 1998-ci yılında  Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milli Sorunlar üzre Devlet Müşavirligi “Ay işığı” edebi meclisini tebrik etdi. Halk şairi Bahtiyar Vahabzade yazdı: Türkiye’ninde Azərbaycan’ında  bayraklarında  ortak bir şekil var ki,  o da Aydır. İnşaallah, bu “Ay işığı” da Türkiye-Azerbaycan dostluğunun muhteşemliyine büyük önem vermiş ve verecekdir ! Şu anda “Ay işığı” edebi meclisi Gubada Azerbaycan Yazarlar Birliğinin bir  önemli koludur, bu kol Azerbaycan Yazarlar Birliğinin Guba Temsilçiliyi gibi faaliyet gösterir ve bendeniz ŞubeninTemsilçisidir.

-Şiir başta olmak üzere edebiyatın diğer dallarında da eserleriniz bulunmaktadır. Uzun yıllar yazın hayatının içinde olan biri olarak bu sanat dalları içinde kendinizi nerede konumlandırıyorsunuz?

-Tabii ki,şiirden başka edebiyatın diğer dallarında da eserlerim var. Yabancı ünlü şairler ve yazarlardan tercümelerim var. Tercüme sanatı çok ağır sorundur, yani bunun için zengin tecrübeye, derin bilgiye, nadir yeteneğe  malik olmalısın ki, ciddi tercüme yarata bilesin. Ayni zamanda tercüme etdiğin yazarı duymağı, hissetmeyi, nefesini, ruhunu, kalp atışlarını yaşamağı bilmelisin. Aksi  halde  zahmetin boşa gidecek. Edebiyatda asıl konum şiirdir. Bir röportajımda dedim,-Peygamberimiz buyurub ki, Kiyamət kopacağını bilsen bile, elindəki fidanı torpağa basdır. Şiir kiyamət  öncesi toprağa basdırılan fidan gibidir. Şairlik elə o fidanın kiyametinden başlıyor. Şiirse kiyamətin kendisidir. Şair yüreğinde  güvercin südü var. Körpe dertleri besleyib büyütmək içindir bu. Şiir dert büyüdenlerin kiyamətidir. Ölüm öncesi yüzə oturan güzellik yeni kar gibidir. Ömrü eriyine kadardır. Sonra kiyametin güzelliği başlıyor. Şiir dut gibidir,-yetişince dibine dökülür. Dibine dökülende şair olurum. Dayazlıq,-kökü üzde olmakdı. Kökü üzde olanlar tez ele gelir. Bu,-edebiyata bir-bir gelib sürüylə gitmekdir. Çabuk ele gelenlerin kiyaməti olmaz. Şiir benim kiyamətimdir. Beni edebiyata ve şiire bağlayan bu “kiyametim” oldu.

-Şiire nasıl başladınız, şiir serüveniniz anlatır mısınız?

-7-8 yaşlarımda küçük  şiir parçaları yazıyordum, şiirlerimi ilk okul ögretmenime okurdum, ilk tavsiyelerini dinlediğimde şair olacağıma emin oldum. Yıllar geçtikce şiirlerim Baküde çıkan dergilerde görünmeye başladı. 14 yaşımda “Bağban” adlı şiirim altı yüz bin  sayda yayımlanan “Azerbaycan gencleri” gazetesinde çıkdı ve tüm Azerbaycan okucusu ismimi tanıdı. 17 yaşımda Azerbaycan Yazarlar Birliğinde büyük söz ustası şair Osman Sarıvelli ile görüştüm, şiirlərimi okudum, dinledi bilgecesine gülümsedi və dedi ki, oğul, güzel şair olacaksın, takma adın da benden gelsin və bana “Qusarçaylı” takma adını verdi, basın sayfalarında yaratıcılığım hakkında makale ilə uğurlu yol diledi. Gusarçay doğduğum köyden keçen çayın adı. 50-senedir şiir ve tercümeyle uğraşıyorum. Bugüne kadar  “Çöregim taşdan çıxır”,  “Ömür qapıları”, “Bir çiçek axşamı”, “Ne gözeldi yolun, Allah”,  “Almalı kitab”, “Gedesen dünyanın ahırınacan” və “Vatan” isimli şiir ve “Göyem ağacı” isimli tercüme kitablarım, “Guba” adlı foto-albomum, “Ay işığı” adlı beş şiir toplum yayınlandı. Şiirlerime şarkılar, marşlar yazılmış, ünlü sanatçılar tarafaından bestelenmiştir.  Azerbaycanın ünlü şair ve aydınları Profesör doktor Vagif Arzumanlı benim hayat ve yaratıcılığına “Təbiət, qeyrət, həqiqət şairi” isimli, Profesör doktor Şahin Fazil “Sözləri ecazdı Gusarçaylının” isimli, şair Zakir Mehmet  “Haqqın celalı Gusarçaylı şeirində” isimli, şair Gülare Aydın “Meni yaman tutub şeir havası” isimli və şair Garib Aşkari “Elini ver, Gusarçaylı" adlı kitaplar yayınlamışdırlar. Genel olarak benim hayat və yaratıcılığıma 700-den fazla makale, şiir, esse, ilmi ve bedii yazılar, kurs və diplom işleri, dissertasiyalar yazılmıştır. Şiirlerim ingilis, rus, ukrayna, kazak, özbek, fars və Dağıstan halklarının dillərine tərcümə olunmuş, kitaplarım Rusya, Ukrayna ve İranda yayınlanmışdır. Kendim macar, italyan, ispan, ingilis, rus, ukrayna dillerinden tercüme ettiğim şiirleri “Göyəm ağacı” adlı kitabımda yayınladım.

-Her şairin kendine has anlayışı vardır. Bu bağlamda şiirinizi ve poetikanızı öğrenebilir miyiz?

-Benim şiirlerimin ilk mevzuları Tabiat konulu olmuştur.Takiben Zahmetsever, Helal ve Vatan sevdalı insan konulu, Vatanın tarihi, Bayrak, Karabağ konulu olmuşdur. 2021 yılının sonunda yayımlanan "Vatan" destanı 30 yıllık hazırlık zamanının neticesidir. Azerbaycanın bağımsızlık yıllarından sonra Vatan hakkında eser yazmak düşüncesi beni rahat burakmadı. Bağımsızlığın ilk yıllarında ülkede dergi ve gazetelerin  sayı daha fazla oldu. Azerbaycanın tarihi, halkımızın başına getirilen müsibet ve felaketler, devrin ictimai-siyasi vaziyeti hakkında gazetelerde bol-bol makaleler yayınlanırdı, Sovyetler Birliği yıllarında ise böyle makalelerin, yazıların yazılması yasaklanmışdı. Ben o zamanlar Azerbaycanın tarihi, ilkin kaynaklar hakkında bazi nüansları daha yakından öyrenmek fursatım oldu. Öğrendiğim tüm bilgiler, Azerbaycanın arazi bütövlüğüne edilen kastler, ermenilerin və digər yabancı kuvvetlerin halkımıza karşı haksız savaşı, bu yıllar sırasında Azerbaycanın şahitlik etdiği kanlı-qadalı günler beni Vatan hakkında kamil bir bedii örnek yaratmağa sevk etdi. "Vatan" destanı yazılana kadar silsile Vətən motivli şiirlər yazırdım. Hususilə 2005-cı yılda "Azərbaycan bayrağı" şiiri de demin sadaladığım amillerin bana tesirinin neticesi olarak yarandı. O şiir büyük uğur kazandı, dersliklere salındı, çeşitli kitablarda yayınlandı, askeri ve diger devlet merasimlerinde söylenilir. 2020-ci yılda Türkiye Cumhur Başkanı sayın Recep Tayyip Erdoğanın ve Azerbaycan Cumhur Başkanı sayın İlham Aliyevin Baküde olan “Zafer” paradının Az.TV-de "Azerbaycan bayrağı" şiirim ile açılmasından gurur duydum. 2022-cı yılda Azerbaycan Yazarlar Birliğinin İstiklal şairimiz Ahmet Cavadın şerefine tasis etdigi ilk “Ahmed Cavad Büyük ödülü”ne laik görüldüm.

img_5102.jpg

-Azerbaycan’da büyük şairler yetişmiş. Örneğin Üzeyir Hacıbeyli, Samed Vurgun, Bahtiyar Vahapzade, Nebi Hazri, Ahmet İsmail, Mehmet Ardan, Şehriyar, Sehend, Ali Tebrizi gibi önemli şairler yetişmiş. Kendinizi Azerbaycan edebiyatında içinde dâhilolduğunuz bir şiirekolü var mı?

-1974-1976-cı yıllarda Baküde fizik-matematik lisesinde öğrenci olduğum zaman halk şairi Söhrab Tahirin rehberlik etdiği, daha sonralar ise Mehmet İsmailin başkanı olduğu edebi birliklerin üyesi oldum. Yakın olduğum halk şairleri Bahtiyar Vahabzadeden, Mehmet  Arazdan, Nabi Hazridən, Hüseyn Arifden, Neriman Hasanzadeden və başka söz ustalarından faydalandım. Muhammed Füzuli,  Seyid Azim Şirvani, Mirze Alekper Sabir, Hüseyn Cavid ve Samed Vurğun benim manevi ustalarım olmuş.

-Türkiye Yazarlar Birliği’nin İstanbul’da yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’nde Ziya Paşa Büyük ödülünü aldınız. Bu konuda neler söylersiniz?

-Türkiye Yazarlar Birliği’nin İstanbul’da yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’nde Ziya Paşa Büyük ödülünü almağım hayat ve yaratıcılığıma verilen en muhteşem değer gibi kabul etdim.  Daha önce Azerbaycanda Şahmar Akberzade Uluslararası Büyük ödülü, Aşık Alasgar-200  Büyük ödülü  ve Ahmet Cavad Büyük ödülü aldım. Ziya Paşa Büyük ödülü ise benim için unutulmayacak sürpriz gibi hafızamda ebedi yaşayacak.

-Bu ödülü almadan önce Ziya Paşa’yı biliyor muydunuz? Onun şiiriyle kendi şiiriniz arasında bir değerlendirme yapar mısınız?

-Türkiye Yazarlar Birliği’nin İstanbul’da yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’nde Ziya Paşa Büyük ödülünü almamışdan önce Ziya Paşanı- Abdülhamid Ziyaeddini XIX asrda yaşamış-yaratmış yeni Divan edebiyatının banilerinden biri, Hacı Bektaş’ın ve Hazreti Mövlanenin manevi devamçısı gibi, ayni zamanda o devrin seçilen ünlü şairi gibi tanımıştım. Hatta bir müddet mühacir hayatı yaşadığını da duymuşdum. Öyle bir şairin ismini taşıyan ödülü almak büyük şereftir. Eğer ömür vefa etse büyük Turan, Türk dünyası, bütöv Azərbaycan hakkında bir eser yazmağı planlaşdırıyorum, hatta derdim ki, yazmağa başladım. Bu Şahmar Akberzadenin, Ahmet Cavadın, Aşıq Alasgarın, ayni zamanda büyük Ziya Paşanın ruhuna sayğı borcum olur. "Azerbaycan bayrağı" şiiri ve "Vatan" destanı benim kaderimin şah eserleridir. "Azerbaycan bayrağı" şiirini yazdığımda Arif Nihat Asyanın şiir Bayrağını, Mehmet Akif Ersoy’un mühteşem İstiklalını nasıl öpüb gözümün üstüne basdımsa "Vatan" destanını yazdığımda da Necip Fazil Kısakürek’in ulu Sakarya’sını ve Ziya Paşa’nın uca Zafernamesi’ni öpüb yüreğimin başına koydum.

-Türkiye Yazarlar Birliği’nin iki yılda bir yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’ hakkında neler söylersiniz?   

-Bana göre Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni Türk Dünyası adına mükemmel ve gururverici bir kültür hadisesidir. Festivalın teşkilinde Şiir Şöleninin Daimi Heyet Başkanı sayın Mehmet Doğanın ve Türkiye Yazarlar Birliğinin Genel Başkanı Musa Kazım Arıca’nın zahmeti misilsizdir. Onların çabaları neticesinde türk dünyasında sözün asl manasında şiir şöleni düzenlendi. Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleninin Atatürk Kültür Merkezindeki  açılış merasiminde Dr. Mehmet Doğan’la, TYB Genel Başkanı Musa Kazım Arıcanla, Kültür ve Turizm Başkanı Yardımçısı Ahmed Misbah Demircan gibi çok hürmetli aydınlarla bir sırada bana da söz  söylemek nasip oldu, bunun için zahmeti geçen her kese teşekkür etmek isterim. Dr. Mehmet Doğanla, Musa Kazım Arıcanla yüz-yüze, göz-göze, yürek-yüreke şiirin düşüncenin duygusal ifade biçiminden, sözün gücünden ve şiirin sabahlarımıza ışık olmaya devam edeceginden, farklı lehçelerde zengin eserlere sahib  Türk dünyasından, yaşadığımız coğrafiyada şiir varlığının dostluğun, barışın ve sevginin evrensel sesi olduğundan konuşub gönül söhbeti etdik, sayğılı yazarlarımız Nurullah Genç’i, Mahmud Bıyıklı’nı, Metin Önal Mengüşoğlu’nu, Bestami Yazqanı, Mehmet Kurtoğlu’nu ve başka Türkiyeli şairleri yakından tanıdım, Eşkabil Şükürle, Altunbek İsmaille ödül aldım, Kırğızistan, Üzbekistan, Kazakistan, Kıbrıs, Türkmenistan, Tebriz, İrak, Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Doğu Türküstan, Tatarıstandan, Başgırdstan ve Yunanıstanda şölene katılmış yazarlarla Türk Dünyasının mühteşem manavi  birliğinden bahs etdik. İstanbulun şiirini, Şiirin İstanbulunu yaşadım, Türkcemizin ebedi yaşarılığına emin oldum. Sevindim ki, hakiketen Turana gedən yol artık görünmeye başladı.O yolun kurucularından biri de yaratıcı insanlardır, şairlerdir. İstanbuldakı şiir şöleninde bir daha emin oldum ki, büyük Turan yaranacak.

-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

- Tabii ki, "Azerbaycan bayrağı" şiirimi İstanbul’da seslendirmeğimden gurur duydum. "Azerbaycan bayrağı" şiirini söylerken karşımda 14-15 ülkenin şairleri olduğundan kendimi Tebrizde, Urmiyada, Borçalıda, Derbentte, Kerkükde, Doğu Türküstanda, Kıbrısda, Türkiyenin tüm bölgelerinde hiss ettim. Misraları okudukca tüm şairlerin gözlerinde işık görüyordum, ayni zamanda kendime yönelen sevgili, duyğulu yüzlerdeki ihtiramı, itimadı, inamı yaşadım.Çünki  "Azerbaycan bayrağı" şiirini galip halkın şairi gibi okudukca gözümün önünde Büyük Türk Dünyasının tüm haritası canlandı. Bu kendim adına  büyük gururdu.

img_5113-001.jpg

Bu haber toplam 421 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Berat Bıyıklı: Neden Bilmiyorum?13 Ağustos 2022 Cumartesi 09:30
  • Sümeyra Yaman: Halsiz Düşen Güvercin12 Ağustos 2022 Cuma 09:30
  • Yusuf Dursun: Zamandan Öteye11 Ağustos 2022 Perşembe 09:30
  • M. Sadi Karademir: Pişmanlık Yasası10 Ağustos 2022 Çarşamba 09:30
  • Meryem Kılıç: Tahmini Varış Süresi09 Ağustos 2022 Salı 09:30
  • Bilal Can: Taşın Kederi08 Ağustos 2022 Pazartesi 09:30
  • Mehmet Kurtoğlu: Çağa Küsen Leyla07 Ağustos 2022 Pazar 09:30
  • Nazım Payam: Kusurlu Sevmeler06 Ağustos 2022 Cumartesi 09:30
  • Ali Bal: Soğuk05 Ağustos 2022 Cuma 09:30
  • Ünsal Ünlü: Gitmek04 Ağustos 2022 Perşembe 09:30
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim