Sabri Balaman: Osmanlı’dan günümüze Türk-İsveç ilişkileri

Sabri Balaman: Osmanlı’dan günümüze Türk-İsveç ilişkileri
Tarih tekerrürden ibarettir sözü, son yaşanan hadiseler bağlamında Türkiye ile İsveç ilişkilerinin tarihini incelemeyi gerektiriyor.

Osmanlı-İsveç ilişkisi nasıl başladı? İsveç Krallığı ile Osmanlı Devleti… İlk resmi temaslar, tarih kaynaklarına göre 1587’de başlıyor. Bu ilişki, İsveç Kralı III. Johann Sigismund’un, III. Murad’a kendisinin Lehistan (Polonya) tahtına adaylığının desteklenmesi talebi ile gerçekleşmişti.

Osmanlı Devleti de İsveç Kralı’nın bu isteğine kayıtsız kalmamış ve Sigismund’un Lehistan tahtına geçmesine yardımcı olmuştu. Osmanlı toprakları, İsveç Kralı’nı dört yıl misafir olarak kabul etmişti.

XII. Charles, Temmuz 1710’dan Ağustos 1714 tarihine kadar Osmanlı topraklarında (Bender ve Dimetoka’da) yaşadı.

Bu süre içerisinde İsveç Kralı, Osmanlı misafiri olarak kabul edilmiş ve tüm ihtiyaçları giderilmişti.

Ancak XII. Charles’ın ülkesine dönmek istememesi ve Osmanlı’yı, Rusya ile savaşa sürükleme arzusuyla hareket etmesi, Osmanlı devlet adamlarını rahatsız etmişti. Bunun üzerine Şubat 1713’te Bender’den Dimetoka’ya sürgün edilmiş ve verilen ödenek de azaltılmıştı.

 

Ancak öncesinde, İsveç Kralına daha önce defaatle ülkesine dönmesi için haber gönderilmesine rağmen çeşitli bahanelerle dönmek istememişti. Osmanlı Devleti, Rusya ile yapılan antlaşmanın yürürlüğe girmesi için 1 Şubat 1713’te devlet erkânını toplamış ve kralın ülkesine gönderilmesine karar vermişti. Fakat buna rağmen Kral Charles, ülkesine dönmeyince, görevlendirilen Osmanlı kuvvetleri ile XII. Charles’ın kuvvetleri arasında çatışma çıkmış her iki taraftan da zayiat verilmişti. 

Bunu yaparken Osmanlı’dan gelen ve uzun süren dostluğu devam ettirmeyi, Doğu Avrupa ve Ortadoğu ile ekonomik ilişkiler kurmayı hedeflemişti. Yunanlıların 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmesine de tepki göstermiş ve Batı Kıyısının Yunanlara bırakılmasını “son derece onur kırıcı” olarak ifade etmişti. 

Cumhuriyet Dönemi’nde ilişkiler dostluk anlaşmasıyla başlamıştı. İsveç de Türkiye’yi resmen tanıyan ilk İskandinav devleti olmuştu. Ardından Türkiye-İsveç arasında 31 Mayıs 1924’te dostluk antlaşması imzalanmış ve bu anlaşmanın metninde şu ifadelere yer verilmişti: “Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı arasında samimi dostluk ilişkileri tesis etmeyi ve artırmayı aynı derecede halisane arzu etmekteyiz.”

Bu aşamadan sonra da resmi ilişkiler dostluk çerçevesinde başlamıştı. Atatürk, dönemin İsveç büyükelçisi Gustaf Wallenberg’ı ağırladığı ve güven mektubunu aldığı Çankaya’daki törende, Cumhuriyet hükümetinin gereken yardımı esirgemeyeceğini belirtir. Wallenberg, Mustafa Kemal ile yapılan ilk görüşmeye ilişkin raporunu 5 Ağustos 1925 tarihinde yazıp, Stockholm’e göndermişti. Raporda, Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı beni resmi olarak Ankara’da Çankaya Köşkü’nde huzuruna kabul etti ve böylece bana gönderdiğiniz itimatnameyi kendilerine sundum” diye yazar.

 
Bu haber toplam 31 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim