• İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 29 °C
  • Konya 22 °C
  • Sakarya 16 °C
  • Şanlıurfa 29 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Gaziantep 26 °C
  • Bolu 18 °C
  • Bursa 24 °C

Said Halim Paşa, şehid edilişinin 90. Yıldönümünde TYB'de anıldı

Said Halim Paşa, şehid edilişinin 90. Yıldönümünde TYB'de anıldı
Türkiye Yazarlar Birliği Şehid Sadrazam Prens Said Halim Paşa’yı vefatının 90.yılında düzenlediği bir panelle andı.

Açış konuşmasından sonra usule dair de kısa bilgi veren Doğan ilk sözü Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’a verdi. Konuşmasına Türkiye’deki İslamcılık hareketi hakkında genel bir bilgi vererek başlayan Aktay “Türkiye’de İslamcılık açısından Mehmed Akif ilk dönemin en önemli simasıdır. Necip Fazıl ise Cumhuriyet dönemindeki İslamcılığın en önemli simasıdır. Prens Said Halim Paşa ise bu iki önemli sima arasında önemli bir yer işgal etmesine rağmen ülkemizde uzunca süre üzerinde durulmamış bir şahsiyettir. Benim Said Halim Paşa ile tanışmam da 1980’li yıllarda Pınar Yayınlarında yapılan tercüme ve transkripsiyon çalışmaları esnasında olmuştur. Dikkat edeceğiniz üzere tarih epeyce geç bir tarihtir” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. İslamcılığın hep aynı özelliklere sahip olmadığını, hep bir gelişme içerisinde bulunduğunu belirten Aktay, zaman zaman İslamcılık üzerine eleştiriler yapılırken bir dönemin dondurulmuş fotoğraf karesi baz alınarak oraya yüklenildiğini, İslamcılığın yerel olup olmamasının ciddi bir eleştiri konusu yapıldığını vurguladı. İslamcılığın 1950’li yıllara kadar, tek parti döneminde bir muhalefete dönüştüğünü söyleyen Prof. Dr. Yasin Aktay, 1923’e kadar Türkiye’de İslamcılığın bir iktidar ideolojisi, bir iktidar dili olduğunu, diğer söylemler üzerinde bir hegemonya kurduğunu belirtti. Aktay, İttihatçıların Said Halim Paşa’yı başbakan yapma ihtiyacı hissetmelerini, büyük bir ihtimalle onun İslamcı söyleminden faydalanmak istemelerine bağladı. Hilafetin kaldırılmasından sonra İslamcıların açıkçası tasfiye edildiklerini ifade eden Prof. Dr. Yasin Aktay, oluşan yeni Türkiye manzarasında İslamcılığa hiçbir yer bırakılmadığına, İslamcıların bir muhalefet hareketine dönüştüklerine dikkat çekti.

Doç. Dr. Kudret Bülbül de, Said Halim Paşa’nın batı medeniyetinde çok ciddi gelişmeler olduğunu, onları eleştirilerle birlikte doğru değerlendirmemiz gerektiğini eserlerinde vurguladığını söyledi. Said Halim Paşa’nın Kanuni Esasi’ye yönelik çok yoğun eleştiriler getirdiğini ifade eden Bülbül, Said Halim Bey’in memurların ve devlet yöneticilerinin saraya karşı, kendi pozisyonlarını daha fazla güçlendirmek adına 1876 Kanunu Esasi’yi geliştirdiklerini ortaya koyduğunu söyledi. Doç. Dr. Kudret Bülbül, Said Halim Paşa’nın çağı anlamaya yönelik analizlerinin son derece önemli olduğunu da sözlerine ilave etti.

Yrd. Doç. Dr. Adnan Gül ise, Said Halim Paşa’ya bir vefa borçlarının bulunduğunu ifade ederek onun keşfedilmemiş bir fikir deryası, tam olarak anlaşılmamış bir deha olduğunu belirtti. Said Halim Paşa’nın İslamcılığı 100 sene evvelinden sistemleştirdiğini vurgulayan Gül, onun fikirlerinin daha yeni yeni anlaşıldığına dikkat çekti.

Son olarak kürsüye gelen Yrd. Doç. Dr. Ferhat Ağırman da, Said Halim Paşa’nın en ilgi çekici yönlerinden biri olarak, yaklaştığı sorunlara, o günkü siyasi şartlar ve yönetimle ilgili aksaklıklar da dahil olmak üzere, realist bir pencereden bakmasını gösterdi.

saidhalim2saidhalim3

Bu haber toplam 1050 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim