1 Mayıs 'Emek ve Dayanışma Günü' etkinliklerine sayılı günler kaldı. Emekçinin bayramı olan 1 Mayıslar ülkemizde uzun yıllar kavga ve şiddet görüntülerinin olduğu bir gün olarak akıllarda kaldı. Güvenlik güçleriyle çatışma görüntüleri, kaldırım taşlarıyla işyerlerinin tahrip edilmesi, marjinal sol örgütlerin flamaları nedeniyle emekçilerin önemli bölümü ve milletimizin kahır ekseriyeti 1 Mayıs'a mesafeli durdular. Oysa 1 Mayıs tüm dünyada emekçilerinin beklentilerin ve taleplerinin dile getirildiği, dayanışmanın yaşandığı, insana yakışır işlerin ve insan onuruna yaraşır bir hayatın talep edildiği bir gündür.
1 Mayıs'ın tarihsel arka planına baktığımızda emekçilerin çalışma şartlarının zorluklarına ve çalışma sürelerinin uzunluğuna yaptıkları itirazlar sonucu başlayan mücadeleleri görürüz. Amerika'da işçilerin, günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma süresinin, günlük 8 saate indirilmesi talebiyle 1 Mayıs 1886'da iş bırakmaları sonrası polisle çatışmalar yaşanmıştır. Çatışmalarda 6 işçi ölmüş, 50 işçi ise yaralanmıştır. Eylemlerin büyümesiyle can kayıpları artmış ve işçi liderleri tutuklanmıştır. Bazı işçi liderleri ise idam edilmiştir. Bu olaylar nedeniyle 1 Mayıs önce 2. Enternasyonal'de ve zamanla BM ile ILO tarafından da kabul görerek uluslararası nitelik kazanmıştır.
Yazının devamı için:https://www.aksam.com.tr/yazarlar/tarkan-zengin/2026-yili-1-mayisina-giderken/haber-1660189































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.