• İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • Konya 15 °C
  • Sakarya 11 °C
  • Şanlıurfa 19 °C
  • Trabzon 19 °C
  • Gaziantep 18 °C
  • Bolu 9 °C
  • Bursa 16 °C

Türkoloji Söyleşileri Prof. Dr. Hayati Develi ile ikinci döneme başladı

Türkoloji Söyleşileri Prof. Dr. Hayati Develi ile ikinci döneme başladı
Doç. Dr. Salih Yılmaz yönetiminde her ay düzenlenecek olan Türkoloji Söyleşileri’nin ilk konuğu Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi idi.

Kültür Diplomasisi’ni kısaca “Kendi kültürümüzü, politikalarımızı başkalarına anlatabilme işi” olarak tanımladı. Kültür Diplomasisi’nin aslında bir iddia olduğunu,  bu alanda varlık gösterebilmenin- nasıl ki bir pazarda malını satmak için mal sahibi olmak ve yer edinmek gerekiyorsa- bir anlamda “benim dünyaya satacak bir malım var” demek olduğundan hususi bir önemi haiz olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin bu alanda yeni yeni atılımlar yapabildiğini (son 20-30 yıl), zira 70-80 yılın ancak yeni bir kimlik, yeni bir insan tipi yaratmakla geçtiğini söyledi.  Son 10 yıl içinde ise sinema-dizi dünyası, tarihi romanlar ve edebiyat eserleri ile Nijerya’dan Yemen’e kadar birçok ülkede tanındığımızı ve bu nedenle dilimize, kültürümüze olan ilginin de giderek arttığını ifade etti. Develi, “Bu alanlarda varlık göstermesi Türkiye’nin artık dünyaya satacak bir şeylerinin olması anlamına geliyor. Ayrıca Türkiye’ye olan ilginin artmasının bir diğer sebebi de daha güçlü bir ekonomi ve dış politikaya sahip olmasıdır. Türkiye tarihinden dolayı bilinen sebeplerle, 50-60’lardan beri ise Avrupa’daki işçi konumundan dolayı kötü bir imaj sahibi ve bu yüzden imaj değişimi açısından bu ilginin doğru kanallara aktarılması önemli. İşte kültür diplomasisi bu noktada devreye giriyor. Ülkeler dış politika hedeflerini oluşturmada kültürel diplomasinin önemini anlasalardı bu alana daha fazla önem verirlerdi” diyerek sözlerini sürdürdü. Türkiye’de 40.000’in üzerinde yabancı öğrenci bulunduğunu ve tüm bu sebeplerle Türkçeye olan ilginin her geçen gün arttığını ifade etti. Türki diller olarak ifade ettiği dil gurubunun toplam konuşan sayısının- farklı kaynaklarda farklı rakamlar olsa da- 150 milyon civarında kabul edilebileceğini söyledi. Ama bunun akademik anlamada bir şey ifade etmediğini çünkü birbirlerini anlamayan toplulukların aynı dil altında toplanmasının yanlış olduğunu söyledi. Sorular üzerine arapça ve çince için böyle bir sıkıntının olmadığını, çünkü onların farklı dil guruplarına rağmen anlaşabilecekleri ortak yazılı dillerinin olduğunu aktardı. “Türkçe batıda Osmanlı Türkçesi ve doğuda Çağatayca ile ortak bir dile sahipti ama batıdaki dil kültürel devrimlerle, doğudaki dil ise Sovyet politikaları nedeniyle artık kullanılmıyor” diyerek ortak bir dilimizin olmadığını aktardı.

“Bugün dünya üzerinde anadili ya da 1.dili Türkçe olan insan sayısı ifade ettiğimiz üzere 150 ile 180 milyon olarak kabul edilebilirse Türkçe en çok konuşulan dil sıralamasında 8. ya da 9. sırada yer alır. Ama 75-80 milyon insanın Türkiye Türkçesi kullandığını kabul ettiğimizde bu sıralamada ancak 21.sırada yer alabildiğimizi görürüz” dedi.

Kullanılan dilin öneminin sadece konuşan sayısında aranamayacağını bunu değerlendirmenin başka kıstasları da olabileceğini aktaran Develi, dilin uluslararası ticarette, bilimde, uluslararası diplomaside ne kadar etkin olduğunun önemli olduğunu söyledi. Bu alanlarda etkin olmadığımızı ama küçük çaplı değişimlerin olduğunu aktaran Develi, bunun yanında yazılı geçmişi 1000 yılı aşmış diller alanında Türkçe’nin 1500 yıllık bir geçmişe sahip olmasından dolayı en önemli dillerden birisi olduğunu ifade etti.

Türkçe’nin dünya dilleri arasındaki yeri hakkında önemli bilgiler veren Develi, dil eğitiminin faaliyetlerindeki ağırlığını yüzde kırk olarak ifade etti. Yüzde atmışlık kısmı ise kültürel faaliyetlerin ağırlığı… Sanat ve zanaat ürünlerimizin tanıtımı, soyut ya da somut her türlü kültürel mirasımızın tanıtımı çalışma alanlarının içine giriyor. Kültür diplomasisinin önemini kavramış olmaları onları kültürel faaliyetlere daha fazla yönlendiriyor. Kültürel faaliyetleri gerçekleştiren kurumların önemini anlatmak için verdiği örnek ise çarpıcı. “Mısır ile ilişkilerimiz bozulmuş olsa da bizim kuruluşumuza yönelik her hangi bir tepki gelmedi ve hatta kuruluşlumuzun orada her zaman bulunmasını istediklerini ifade ettiler.” diyen Develi, bu gibi kuruluşların bu nedenle daha fazla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının ardından sorulara cevap veren Develi, Türkoloji Söyleşileri’nin açılışını ufuk açıcı bilgiler vererek noktalamış oldu.

 

 

Prof. Dr. Hayati Develi kimdir?

1962 yılında Uşak’ın Ulubey ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Ulubey’de, liseyi İzmir Atatürk Lisesi’nde okudu. 1983 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1985-1986 öğretim yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde lisansüstü eğitimine başladı. 1993 yılında doktora derecesini alan Hayati Develi, 1998 yılında doçent, 2004 yılında profesör oldu.

 1984 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde araştırma görevlisi olarak akademik hayata başlayan Hayati Develi 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi kadrosuna geçti. 19931994 öğretim yılında Rusya Fedarasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin Çallı şehrinde bulunan Pedagoji Enstitüsünde Türk Dili dersleri okuttu. 2001-2002 öğretim yılından itibaren İstanbul Kültür Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde çalışmaya başladı. Çalışma alanı esas olarak çağdaş ve tarihsel Türkiye Türkçesi olan Hayati Develi'nin tarihsel dilbilimiyle ilgili kitap ve makaleleri, tarihsel metin yayımları ve Türkçenin çağdaş sorunlarıyla ilgili kitap ve denemeleri yayımlanmıştır. 


 Eserleri: 

 Azeri Türkçesi Lügati (Atatürk Üniversitesi Yay. Erzurum 1993), Evliya Çelebi Seyahatnamesine Göre 17. Yüzyıl Osmanlı Türkçesinde Ses Benzeşmeleri ve Uyumlar (Doktora tezi, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1995), XVIII. Yüzyıl İstanbul Hayatına Dair ‘Risâle-i Garîbe’, (Kitabevi, İstanbul 1998), Ahmed Yesevî (Şule Yayınları, İstanbul 1999), Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1-2 (İstanbul 2000-2001), Sâî Mustafa Çelebi, Yapılar Kitabı, Tezkiretü'l-Bünyân ve Tezkiretü'l-Ebniye (Mimar Sinan'in Anıları),

Çeviriyazı ve notlar: Hayati Develi, Sadeleştirme: Hayati Develi - Samih Rifat (Koçbank, İstanbul 2002), Dil Doktoru: Dile ve Türkçeye Dair Yazılar (3F, İstanbul 2006), Osmanlının Dili (3F, İstanbul 2006).

 

Haber: Dilara Coşkun 

DSCF4905

Bu haber toplam 2242 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim