• İstanbul 9 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 13 °C
  • Konya 4 °C
  • Sakarya 10 °C
  • Şanlıurfa 10 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Gaziantep 7 °C
  • Bolu 9 °C
  • Bursa 12 °C

TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Milli Gazete'ye konuştu: "Kültür, Kökü mazide olan bir ati”dir

TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Milli Gazete'ye konuştu: "Kültür, Kökü mazide olan bir ati”dir
Ülkemizdeki kültür, sanat, edebiyat ve düşünce dünyası faaliyetleri denilince ilk akla gelen sivil toplum kuruluşlarından biri şüphesiz Türkiye Yazarlar Birliği (TYB).

Röportaj: Adnan Öksüz

Kültür, edebiyat, sanat ve düşünce alanında ülkemizin önemli sivil toplum kuruluşlarından Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, kültür dünyamızla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. En çok merak ettiğimiz husus, ileri teknolojinin kültür dünyamızda meydana getirdikleri! Arıcan, bu konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu...

TYB, 1978 yılında merhum D. Mehmet Doğan öncülüğünde kuruldu.

Kurucuları arasında Milli Gazete yazarı Zeki Ceyhan ve Yeni Devir Gazetesi yazarı Erdem Bayazıt'ın da yer aldığı TYB'nin diğer kurucu isimleri şöyle: Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Necmettin Turinay, Alper Aksoy, Saadettin Elibol, Ahmed Günbay Yıldız, Yahya Akengin, Yavuz Bülent Bakiler, Mustafa Yazgan, Beşir Ayvazoğlu, Hasan Kayıhan ve Hüsnü Aktaş.

1980'li yıllarda İmam Hatip Lisesi'nden Edebiyat öğretmenim merhum Rıfkı Kaymaz'ın tanıştırdığı ve vefatına kadar da zaman zaman TYB'nin programlarında, faaliyetlerinde bir araya geldiğimiz rahmetli D. Mehmet Doğan, uzun yıllar TYB'nin Genel Başkanlığını deruhte etti.

D. Mehmet Doğan'ın dönem dönem Millî Gazete ile yollarının kesiştiğini de ifade etmeliyim.

***

Milli Gazete Pazar Sohbetinin bu haftaki konuğu Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan.

Arıcan'ın, özellikle içinde bulunduğumuz teknoloji çağındaki kültür dünyasının, geleneksel kültür anlayışıyla farklı yanlarını ortaya koyması çarpıcıydı.

Arıcan, Türkiye'nin Türk Dünyası kültür gelişimine özel önem verdiğini, devletin en üst düzeyde konuya büyük ihtimam gösterdiğinin altını çizdi.

***

Milli Gazete Yazarı Adnan Öksüz sordu, TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan cevapladı;

SORU: Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB), kültür, edebiyat ve sanat dünyamızda nasıl bir etkisi var? TYB hakkında bilgi verir misiniz?

MUSA KAZIM ARICAN: Türkiye Yazarlar Birliği 1978 yılında merhum D. Mehmet Doğan ağabeyimizin öncülüğünde kuruldu. 1991 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Çalışan Kuruluş” statüsü kazanmıştır. Bugün büyük şehirlerimizde 16 şubesi ve 15 temsilciliği ile Türkiye genelinde kültürel bir direnç ve inşa merkezi olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Faaliyetlerimizin önceliğini; ülkemizin kültür, sanat ve düşünce tarihine ışık tutacak olan “Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı”, “Türkçenin Uluslararası Şiir Şölenleri”, kısaca “Yazar Okulu” olarak şöhret kazanan “Yazarlığa Hazırlama Seminerleri”, “Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Değerlendirmeleri”, “Korsan Kitapla Mücadele Çalıştayları”, “Genç Yazarlar Kurultayları”, “Temel Metin Okumaları”, “Türkçe Şûrası”, “Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongreleri”, “Ahlâk Şûraları”, “Tarihi Roman ve Romanda Tarih Bilgi Şölenleri”, “Ankara Edebiyat Festivalleri” oluşturmaktadır. Bunların her biri, tek başına bir etkinlik değil; kültür hayatımızda süreklilik, nitelik ve hafıza üreten uzun soluklu bir çizginin parçalarıdır.

Şunu özellikle vurgulamak isterim: TYB; bu ülkenin ruhudur, vicdanıdır ve kalemidir. Bizim için kültür, “kökü mazide olan bir âti”dir. Biz, “yazarlarımızın haklarını, eserin niteliğini ve milletin değerlerini” savunmaya devam edeceğiz. Ankara’daki merkezimizden Türkiye’nin dört bir yanındaki şubelerimize kadar tek bir derdimiz var: Bu toprakların hikâyesini en güzel şekilde dünyaya anlatabilmektir.

Bildiğiniz üzere 2025 yılı, birliğimiz için tarihi bir yıl oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın “Özel Ödülü”ne layık görülmemiz, 48 yılı aşan emeğimizin devlet nezdinde en yüksek seviyede tescilidir. Ancak bu ödül bizim için bir varış noktası değil; yeni bir şahlanışın başlangıcıdır.

KAVRAMLARINI KAYBEDEN BİR MİLLET, DÜŞÜNCE ÜRETEMEZ!

SORU: Kadim bir medeniyetin mensubuyuz. Kültür ve edebiyat-sanat alanında nasıl bir yerdeyiz? Sizce yapılması gerekenler nelerdir?

MUSA KAZIM ARICAN: Bugün geldiğimiz noktada, kültürel bir uyanışın arifesinde olduğumuzu söyleyebilirim. Ancak dürüst olmalıyız: Modernleşme sürecinde yaşadığımız “kültürel kopuşlar”, bizi kendi köklerimizle arasına mesafe koyan bir taklitçilik sarmalına itti. Edebiyatta ve sanatta uzun süre “başkalarının hikâyesini onların diliyle” anlattık. Hamdolsun, son yıllarda bu havza yeniden dolmaya başladı. Yerli ve millî bir sesin dünyada yankılanması için ciddi bir gayret var.

TYB olarak her zaman vurguladığımız birkaç önemli temel husus var. Onlardan biri: Türkçemiz bizim vatanımızdır. Edebiyatımızın kalbi Türkçenin zenginliğinde atar. Dilimizi ideolojik kısır döngülerden kurtarıp, kavramlarımızı yeniden ihya etmeliyiz. Kavramlarını kaybeden bir millet, düşünce üretemez. İkincisi; sanatı ve edebiyatı sadece bir “boş zaman aktivitesi” olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Gençlerimizin Itrî’yi duyduğunda ruhunun titrediği, Tanpınar okuduğunda ise kendi iç dünyasına yolculuk yapabilmesi önemlidir.

Bugün yapmamız gereken en temel şey, kendimize dönmektir. Ama bu dönüş, sırtını dünyaya dönmek değil; kendi merkezini bulup pergelin bir ucunu buraya sabitlemektir. Türkiye Yazarlar Birliği olarak bizler, yarım asra yaklaşan tecrübemizle bu köprüyü kurmaya devam ediyoruz. Gelecek; kalemi kılıçtan keskin kılanların, gönül dilini estetikle birleştirenlerin olacaktır.

SORU: Yapay zekâ, ChatGPT vd. gibi teknolojinin geldiği yeri hesaba kattığımızda, “ileri teknoloji”nin kültür hayatımızda nasıl bir konumu var sizce? Kaybettiklerimiz var mı?

MUSA KAZIM ARICAN: Güzel bir soru, teşekkür ederim. Aslında bugün insanlık olarak “dijital bir ontoloji”nin eşiğindeyiz. Teknoloji artık sadece hayatımızı kolaylaştıran bir araç değil; düşünme biçimimizi, dilimizi ve en nihayetinde kültürümüzü yeniden inşa eden bir “kurucu özne” haline geldi. TYB olarak bizim her zaman vurguladığımız bir gerçek var: Kültür, insanın kalbiyle ve zihniyle ürettiği canlı bir organizmadır. Bugün ileri teknolojinin kültür hayatımızdaki konumuna dair birkaç temel noktayı tespit etmemiz gerekiyor.

İleri teknoloji, bilgiye erişimi muazzam bir hıza ulaştırdı. Ancak bu hız, beraberinde bir “yüzeyselleşme” tehlikesini getirdi. Kültür; demlenmeyi, durup düşünmeyi ve derinleşmeyi gerektirir. Yapay zekâ bize saniyeler içinde binlerce sayfalık veriyi özetleyebilir; ama o verinin içindeki “hikmeti”, “irfanı” ve “duyguyu” süzüp bize veremez. Kültür hayatımızda teknoloji şu an bir “kolaylaştırıcı” gibi görünse de, eğer dikkat etmezsek zihni tembelleştiren bir “ikame aracı” haline gelebilir.

Elbette kaybettiklerimiz de var. Mesela, en büyük kaybımız “insanî dokunuş” ve “sahicilik”tir. Bir yazarın kelimeleri seçerken yaşadığı sancı, bir şairin mısrasına yüklediği o şahsî ıstırap, yapay zekânın matematiksel hesaplamalarında yoktur. Biz teknolojiye karşı değiliz; ancak teknolojinin “insansız bir kültür” inşa etmesine karşı durmalıyız. ChatGPT gibi araçlar birer “asistan” olabilir ama asla bir “mütefekkir” olamazlar. Kültür hayatımızda ileri teknolojinin konumu; kadim değerlerimizi geleceğe taşımak için bir köprü olmak zorundadır.

“KÂĞIDIN KOKUSU” DEDİĞİMİZ O KADİM ALIŞKANLIĞIMIZ BİR SARSINTI YAŞIYOR

SORU: Dijital hayat, kültür edebiyat dünyamızı da kuşkusuz yakından ilgilendiriyor. Dergiler, gazeteler kapanıyor, kitap dünyasının geleceği belirsiz deniyor. Kültür edebiyat dünyası bir kulvar mı değiştiriyor?

MUSA KAZIM ARICAN: Dergilerin veya gazetelerin fiziksel olarak kapanıyor olması, edebiyatın veya fikrin bittiği anlamına gelmez. Ancak “kâğıdın kokusu” dediğimiz o kadim alışkanlığımız bir sarsıntı yaşıyor. Biz Türkiye Yazarlar Birliği olarak şunun farkındayız: Edebiyatın ruhu bakidir; sadece giydiği elbise değişmektedir. Dijitalleşme, edebiyatı daha “hızlı” ve “erişilebilir” kılarken, ne yazık ki beraberinde bir “derinlik kaybı” riskini de getiriyor.

Bugün en büyük tehlike, dijital mecraların sunduğu hızın, tefekkürün önüne geçmesidir. Bir dergi sayfasına dokunarak, sindirerek okumak ile bir ekranı kaydırarak okumak aynı zihnî disiplini inşa etmiyor. Fakat kitap dünyasının geleceği belirsiz değil; aksine “nitelikli olanın” hayatta kalacağı yeni bir elekten geçiyor. Kitap bitmez; sadece biçim değiştirir. İnsan var oldukça “anlatma” ve “anlama” ihtiyacı devam edecektir. Bizlere düşen görev, teknolojinin imkânlarını reddetmek değil; kadim geleneğimizi dijitalin diliyle yeniden ifade edebilecek genç kuşaklara yol açmaktır. Kâğıdın ve mürekkebin kutsiyetini dijitalin hızıyla harmanlayıp, kültürel sürekliliği sağlamak zorundayız.

D. MEHMET DOĞAN KELİMELERE RUH VEREN, “KELİME EHLİ” BİR DERVİŞTİ

SORU: Türkiye Yazarlar Birliği uzun yıllardır faaliyetlerini devam ettiren bir sivil toplum kuruluşu. Merhum D. Mehmet Doğan’ı o yıllardan günümüze değerlendirdiğinizde neler söylemek istersiniz?

MUSA KAZIM ARICAN: TYB bugün yarım asra yaklaşan yürüyüşünde devasa bir çınar haline gelmişse, bu çınarın can suyu ve sarsılmaz kökü hiç şüphesiz merhum D. Mehmet Doğan ağabeyimizdir. Onu sadece bir “kurucu başkan” olarak anmak, onun medeniyet davamıza, dilimize ve irfanımıza kattıklarını anlatmaya yetmez. D. Mehmet Doğan, bizim için sadece bir yol gösterici değil, aynı zamanda bir sığınaktı. Ankara’nın o mütevazı TYB Genel Merkezinde, her daim açık olan kapısından girdiğinizde sizi karşılayan o vakur duruş, aslında bir devrin asaletini temsil ediyordu. Onun vefatıyla sadece bir yazarımızı değil; yaşayan bir kütüphanemizi, bir dil muhafızımızı ve en önemlisi bir ağabeyimizi kaybettik. Kalbimizde bıraktığı boşluk, ancak onun emanetine sahip çıkarak dolabilir. O, kelimelere ruh veren, Türkçeyi bir vatan bilen “kelime ehli” bir dervişti.

TYB’yi bir tabeladan ibaret görmeyip, onu Türkiye’nin en köklü ve sivil düşünce kuruluşu haline getirmesi, onun teşkilatçı dehasının bir sonucudur. Bizler TYB çatısı altında, onun “Mehmet Akif” hassasiyetini, “Türkçe” sevdasını ve “Anadolu” irfanını yaşatmaya kararlıyız. O, arkasında sadece eserler değil, bir şuur bıraktı. Merhum D. Mehmet Doğan’ın başlattığı bu kutlu yürüyüşü, onun ilkelerinden taviz vermeden daha ileriye taşımak bizim boynumuzun borcudur. Mekânı cennet, makamı âli olsun.

SORU: Kültür edebiyat alanında gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

MUSA KAZIM ARICAN: Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki; gençlik, bir milletin sadece geleceği değil, aynı zamanda bugünüdür. Edebiyat ise bir milletin hafızası, ruh köküdür. Gençlerimize her zaman şunu söylüyorum: Kendi dilini, edebiyatını ve kültürel kodlarını tanımayan bir zihin, evrensel düşünceler üretemez. Kültür ve edebiyatla bağ kurmak, sadece kitap okumak değil; bir medeniyet bilinci inşa etmektir. Gençlerimiz, kökleri bu topraklarda olan ama dalları dünyaya uzanan bir anlayışla edebiyata yaklaşmalıdır.

Gençlerimize okumayla birlikte yazmalarını da tavsiye ediyorum. Yazmanın ilk şartı, nitelikli okumaktır. Okumadan yazmaya kalkışmak, sermayesiz dükkân açmaya benzer. Gençlerimize “okuma disiplini” edinmelerini tavsiye ediyorum. Sadece popüler olanı değil; klasikleri, felsefî metinleri ve düşünce dünyamızı kuran temel eserleri satır satır sindirmeliler. Yazarlık serüveni bir sabır işidir. Kelime dağarcığını zenginleştirmek, Türkçenin o eşsiz lezzetine varmak ve tefekkür dünyasını genişletmek gerekir.

Bu aşamada, Ankara Valisi Sayın Vasip Şahin’in bizzat himaye ettiği Bilge Yazarlar Projesi’nden söz etmek istiyorum. Türkiye’nin kültürel kalkınma hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen Bilge Yazarlar Projesi, genç yetenekleri Türk edebiyatına kazandıran bir “yazarlık akademisi” olarak, Ankara’dan tüm Türkiye’ye örnek teşkil eden prestijli bir model haline gelmiştir. Ankara Valiliği koordinesinde; Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, TYB ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen bu proje, sadece bir kurs değil; lise öğrencilerinin ruh dünyasını kelimelerle inşa eden bir kültür ve medeniyet hamlesidir.

Proje, öğrencilerin gelişim aşamalarına göre üç temel grupta yapılandırılmıştır. Bu yapı, yazma tutkusunu akademik ve profesyonel bir disipline dönüştürür: Tohum ve Filiz grupları, yazarlık serüvenine ilk adımı atan gençlerin temel yetkinliklerini ASBÜ’nün akademik atmosferinde geliştirdiği bir zemindir. Fidan grubu ise yazma disiplinini bir üst seviyeye taşıyan yazar adaylarının, eğitimlerini TYB’nin yarım asırlık birikimi ve tecrübe havuzu içinde sürdürdüğü bir olgunlaşma durağıdır.

Kısacası, Ankara’da yeni yazarlar yetişiyor; biz de bu toprakların sözünü çoğaltırken, anlamını ve seviyesini yükseltmeyi önceleyen bir kültür iklimini birlikte kurmaya çalışıyoruz.

DEVLETİMİZ, TÜRK DÜNYASINA ÖZEL ÖNEM VERİYOR

SORU: TÜRKSOY Yazarlar Birliği Başkan Vekili seçildiniz. TÜRKSOY Yazarlar Birliği’nin misyonu ve Türk Dünyası’ndaki yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

MUSA KAZIM ARICAN: Bildiğiniz üzere TÜRKSOY, “Türk Dünyasının UNESCO’su” olarak kabul edilen, kültürel varlığımızı yarınlara taşıyan çok hayati bir kurumdur. Kurum Genel Sekreteri Sultan Raev’in yönetiminde önemli faaliyetleri başarı ile gerçekleştirmektedir. Bu çatı altında kurulan TÜRKSOY Yazarlar Birliği ise, bu gönül coğrafyasının kelimelerle örülü en büyük köprüsü olma misyonunu taşımaktadır. Bizim temel gayemiz; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan o muazzam havzada, kalemleri ve fikirleri bir araya getirmektir. Türk dünyasındaki şairlerin, yazarların ve mütefekkirlerin birbiriyle tanışması, eserlerin karşılıklı tercüme edilmesi ve ortak Türk edebiyatının güçlendirilmesi önceliğimizdir.

Bu noktada şunu özellikle vurgulamalıyım ki; bugün Türk dünyasında bu denli güçlü bir kenetlenme yaşanıyorsa, bunda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sarsılmaz iradesi ve “Türk Devleti Teşkilatı” vizyonunun payı büyüktür. Sayın Cumhurbaşkanımız, sadece siyasî veya ekonomik anlamda değil, kültürel anlamda da Türk dünyasının bir ve beraber olması için en büyük gayreti gösteren liderdir. Onun her fırsatta dile getirdiği Türk dünyasına olan muhabbeti ve kültürel diplomasiye verdiği destek, biz yazarlar ve fikir insanları için en büyük motivasyon kaynağıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın açtığı bu ufuk sayesinde, bugün Bakü’den Aşkabat’a, Astana’dan Bişkek’e kadar edebiyatçılarımız kendi evlerinde gibi hissediyor, ortak geleceğimizi kalemleriyle inşa ediyorlar.

- Teşekkürler...

MUSA KAZIM ARICAN KİMDİR?

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, 1970’te Hatay/Dörtyol’da doğdu. İlk öğrenimini Karakese’de, ortaöğrenimini Dörtyol İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı; 1994’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1994–1995’te Diyarbakır Ergani’de öğretmenlik yaptı; 1995’te Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak akademiye intisap etti. Yüksek lisansını “Spinoza’da Din ve Tanrı”, doktorasını “Spinoza’nın Tanrı Anlayışı” başlıklı çalışmalarıyla tamamladı; 2010’da doçent, 2015’te profesör oldu. 2012’den itibaren Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde akademik çalışmalarını sürdürdü; 28 Şubat 2020’den bu yana Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü olarak görev yapmaktadır.

Arıcan’ın düşünce dünyası; din felsefesi, Türk-İslam düşüncesi ve modern felsefe okumalarını bir araya getiren, “hakikat–ahlak–adalet” ekseninde temellenen bir çizgide şekillenir. Spinoza üzerine yoğunlaşan akademik üretimi, çoğulculuk, özgürlük, eleştirel düşünme ve medeniyet tasavvuru gibi başlıklara açılır.

Yüzü aşkın akademik yayın, çok sayıda ulusal/uluslararası proje ve geniş bir konferans tecrübesiyle, üniversiteyi yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil; kültür, değer ve anlam üreten bir “medeniyet mekânı” olarak konumlandırır.

Akademinin yanı sıra sivil toplum alanında da etkin bir isim olan Arıcan; Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı olarak kültür, edebiyat ve düşünce hayatında kurumsal hafızayı diri tutan, yeni kuşaklara fikrî ve estetik bir ufuk açmayı hedefleyen çalışmalara öncülük eder.

Evli ve üç çocuk babasıdır.

Kaynak: https://www.milligazete.com.tr/roportaj/tyb-genel-baskani-prof-dr-musa-kazim-arican-milli-gazeteye-konustu-kultur-koku-mazide-olan-bir-atidir

Bu haber toplam 339 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim