Ercan Yıldırım'dan
Safahat Okumaları’nı bugün bitirdik.
Geçen sene başladı Safahat Okumaları, 2 yıl sürdü.
Başlarda biraz talep vardı ama sonradan sayı gittikçe düştü.
Abdullah kardeşim bu seneki bütün derslere katıldı, hemen hemen.
Safahat Okumaları’nı İslam Enstitüsü Mehmet Akif Merkezi'nde Ertuğrul Düzdağ başlatmış. TYB'de ise D. Mehmet Doğan’ın öncülüğünde 1995 yılında yeniden düzenlendi. D. Mehmet Doğan, Necmettin Turinay, Nazif Öztürk ve ben bu seneki okumaları gerçekleştirdik.
Fakat ben kendi adıma Safahat’ı ders olarak anlatırken, işlerken çok daha fazla keyf aldım ve yeni şeyler öğrendim.
Mehmet Akif’in sempozyumlarda, kitaplarda değinilenden çok daha farklı bir insan, şair olduğunu gördüm.
Bir kere çok sahici.
İkincisi şiiri çok iyi biliyor. Hatta modern anlamda şiiri, modernlerden daha iyi biliyor.
Birçok konuda öncü ama bunu değerlendirecek kaç kişi var?
Felsefi yanı çok kuvvetli.
Dünya üzerine düşünceleri çok gelişkin.
İmanı çok sağlam.
Epistemolojik bakımdan da hayli donanımlı.
Söyleyiş çeşitliliği ve içerik derinliği çok az şairde bulunur.
Son şiirlerinde müthiş derecede yalnızlık ve kenarda kalmışlık psikolojisi içinde. İstiklal Marşı şairi, 60 yaşına kadar yalnız olduğundan bahsediyor.
Milli marşın şartlarının ve içeriğinin vatanından dışlanmasını yediremiyor hala.
İslam dünyasının çöktüğü kanaatinde ama hala bir ümid bulunduğunu da imanı nedeniyle düşünüyor. Bütün bu ve daha birçok görüşümün, kanaatimin kökleşmesinde bu okumaların çok faydası oldu. Okumalar her hafta belirtilen saatte yapıldı. Çok az iptal gerçekleşti, o da hava muhalefetindendi.
Bir keresinde geçen sene kış ayında, Ankara’da müthiş bir kar fırtınası olmuş, yollar tamamen kapanmıştı.
Safahat Okuması’nı bitirdim, çıktım. GMK Bulvarında çok az bir meyil de bile otobüsler ilerleyemiyordu. Yollar bomboş, asfaltta çok az kar var fakat araçlar mütemadiyen kaydıkları için trafik işlemiyordu. Strazburg Caddesi’nden Sıhhıye’ye çıktım. İnsanlar mahşer gibi hep aynı yöne Keçiören’e doğru yürüyordu. Çoluk çocuk, yaşlı ve kadınlarda vardı.
Ulus’ta, İş Bankası’nın biraz ilerisinde çok korktum. Dehşet bir kalabalık vardı. Kimsenin kimseye bir faydası yoktu. Herkes kendi başının derdindeydi.
Safahat Okumaları’nı İstiklal Marşı ve Akif’e ve tüm şehitlerimize Fatiha okuyarak bitirdik.
Son şiirlerindeki ızdırabı hala düşünüp hissederek, üzülüyorum…
Kur’an – ı Kerim’den ayrı bir hayat düşünmeyen İstiklal Şairi, Korkma diye başlamıştı…
Mısır’da kendisine kumda oyun oynama düştüğü için çok hayıflanıyordu.
En kötüsü de İstanbul görmüş şairin, ağustos ayında Mısır’daki sıcaklara tahammül etmek zorunluluğu…































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.