Azerbaycan’ın kültür başkenti kabul edilen Şuşa, tarihî dokusu ve manevi atmosferiyle festivale ev sahipliği yaparak etkinliğe ayrı bir anlam kattı.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen genç şairler, Şuşa’nın kadim sokaklarında aynı kültürün farklı seslerini şiir aracılığıyla buluşturdu. Farklı lehçelerde dile getirilen dizeler, ortak bir medeniyetin ve ortak bir gönül coğrafyasının yankısı olarak dinleyicilerle buluştu. Böylece şiir, yalnızca estetik bir anlatım değil; kültürler arasında köprü kuran güçlü bir dil olduğunu bir kez daha gösterdi.

Festival boyunca gerçekleştirilen şiir dinletileri, söyleşiler ve kültürel geziler, katılımcılar arasında kalıcı dostlukların kurulmasına imkân sağladı. Genç şairler hem birbirlerinin edebî birikimlerini tanıma fırsatı buldu hem de ortak kültürel mirasın geleceğe taşınması konusunda önemli bir bilinç geliştirdi.
Şuşa’nın tarihî ve kültürel atmosferinde gerçekleştirilen bu buluşma, festivalin en güçlü yönlerinden biri olmakla birlikte bizlere orada yaşanan savaşın izlerini yakından görme şansı tanıdı. Şiirin birleştirici gücü, Şuşa’nın taşıdığı tarihî anlamla birleşerek festivali sıradan bir edebiyat etkinliğinin ötesine taşıdı.

Geride kalan II. Türk Dünyası Genç Şairler Festivali, şiirin sınırları aşan dili sayesinde Türk dünyasının ortak kültürünü yeniden hatırlatan, dostlukları pekiştiren ve geleceğe dair umutları büyüten önemli bir organizasyon olarak hafızalarda yerini aldı. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçen başta Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Musa Kazım Arıcan ve Türkiye Yazarlar Birliği başkanı Muhammed Enes Kala’ya teşekkür ederken, Şuşa’da kurulan bu edebiyat köprüsünün, önümüzdeki yıllarda daha da güçlenerek yeni kuşaklara ilham vermesini temenni ederim.
































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.