Bir ülkenin yeryüzünde bulunduğu yer onun târihini de geniş ölçüde belirler. Bu bakımdan Türkiye ile İran’ın bulundukları mevkıyler de târih boyunca heriki ülkenin târihi üzerinde belirleyici rol oynamışdır. Hattâ Türkiye’nin daha Türkiye olmasından binlerce yıl önce, daha sâdece Küçük Asya iken bile. Eski Med ve Pers İmparatorlukları ile Anadolu’daki Helen hükümdarlıkları arasındaki savaşlar hep İran’ın Doğu Akdeniz’e açılma stratejisi sonucu patlak vermişdir. Başka bir deyişle İran, başında kim olursa olsun dâimâ Akdeniz’e açılmayı büyük hedeflerinden biri olarak görmüş ve Anadolu’da kim olursa olsun her devlet de buna bütün gücüyle karşı çıkmaya gayret etmişdir. Bu denkleme Sûriye de dâhildir, çünki Sûriye jeostratejik, kültürel ve târihî olarak Anadolu’yla bir bütün teşkîl eder. Anadolu’nun Sûriye ile fevkalâde güçlü bağlar içinde bulunmadığı her politik düzenleme, meselâ 1918’de Batılı güçlerin Türkiye’ye ve bütün bölgeye dayatdığı sistem, başından sakat doğmuşdur.
Bu bilgiler ışığında incelenince İran’ın bugün Sûriye üzerindeki nüfûzunu birinci derecede mezhebî yakınlıklara bağlamak doğru değildir. İran’da Şiî bir çoğunluğun, Sûriye’de ise ona çok yakın bir Nuseyrî azınlığın hâkim olması gerçi bu nüfûzun teessüsünde yardımcı olmuşdur ama gerçek sebeb Tahran’ın Akdeniz’e açılma sevdâsıdır.
Sonuç olarak bâzı yorumcuların Sûriye konusunda İran ile Türkiye arasında bir ittifâk teşekkül etdiği yolundaki değerlendirmeleri bence doğru değildir. Tam tersine kıyasıya bir rekaabet bahis mevzuudur.
Unutmayalım ki Türkiye ile İran arasında Osmanlı devri boyunca bitip tükenmeyen savaşlar da öyle bâzılarınca iddia edildiği üzere 1639 Yılı’nda, yâni 17. Yüzyıl’da Kasr-ı Şîrîn Andlaşmasıyla sona ermiş değildir. 1746’da ve 1823’de sona eren iki savaş daha vardır.
1514-1823 arası Türkiye ile İran toplam 87 sene muhârebe etmişdir. Bunlar din savaşı filan değil düpedüz politik ve jeostratejik savaşlardır. Zâten din savaşları da son tahlilde politik, hattâ çoğu kez ekonomikdir. Misâl: Haçlı Seferleri.
Hâlihazırdaki duruma gelince Türkiye’yi İran’a karşı bir askerî mâcerâya iteklemek isteyenler ya kötü niyetlidir ya da sıvama câhil!
Demokrasi gerçi bir “Batı” ürünüdür ama her ülkede “yerli” yapımı şartdır.
İthâl malı demokrasi olmaz!
16.08.2011 Star Gaz.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.