SDG’nin Halep’te oluşturmaya çalıştığı kurtarılmış bölge imtiyazları son derece ilkel ve dünyanın hiçbir yerinde geçerliliği olmayan iktidar alanları. Bunu Kürtlerin bir hakkı olarak görüyor olması aslında her şeyden önce Kürtlere hakaret. Bunun Kürtlere sağlayacağı hiçbir avantaj olmayacağı gibi Kürtleri bir şehir içinde iki mahalleye hapsederek bütün şehrin nimetlerinden faydalanmaktan da menetmiş oluyordu. Burada kazanan sadece bu hapishanenin, bu kurtarılmış bölgenin gardiyanları, SDG militanları oluyordu. Bu tarz bir yapılanmanın ne kadar faşizan bir baskı kurabileceğinin tarihte sayısız örnekleri vardır. Halep şehri içinde merkezi devletten bağımsız bir silahlı örgütün keyfi varlığının tanınmasını talep ediyordu SDG.
Oldu olacak, Halep’teki Türkmen bölgeler de, Hıristiyan bölgeler de her biri etkili oldukları yerde kendi özerkliklerini ilan etsin böylece bırakın ülkeyi her şehir kendi içinde on parçaya bölünsün, bir mahalleden başka bir mahalleye geçiş bile vizeyle olsun. SDG’nin Halep’in iki mahallesinde iddia ettiği haklar her şeyden önce Kürt halkını kapatmaya ve onların üzerinde bir mikro faşizan egemenlik kurmaya yarıyordu. Merkezi hükümete meydan okuma cüretkarlığını hangi güçle alıyorduysa, bütün hikâye iki günde bitmiş oldu. İki günde burada tesis ettikleri örümcek iktidarı dağıldı gitti.
BURADA SDG’DEN KURTARILAN HALEP OLMADI SADECE KÜRTLER OLDU.
Ama gelin de başında ulusalcılık yelleri esen bizimkilere anlatın. Halep’te Suriye hükümetinin tanıdığı sürenin dolmasıyla birlikte başlattığı operasyona veryansın eden bilhassa DEM’liler ve maalesef bazı muhafazakâr Kürtler ne dediklerinin, ne istediklerinin farkındalar mı gerçekten? Kürt meselesinde hiçbir zaman resmi politikaları onaylamamış ve onlara karşı her türlü eleştiriyi ve muhalefeti etmiş biri olarak ben bunda Kürtlere ait en ufak bir çıkar, bir yarar göremiyorum. Onlar ne görüyorlar, gerçekten merak ediyorum.
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasin-aktay/suriye-herkes-icin-ve-ancak-herkesle-birlikte-firatin-dogusunda-sdg-sosyolojiye-aykiri-4787431































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.