• İstanbul 33 °C
  • Ankara 34 °C

Yusuf Alparslan Özdemir: İçimizdeki Şeytan

Yusuf Alparslan Özdemir: İçimizdeki Şeytan

“Hayat ile fazla ünsiyet muayyen bir yaştan sonra insanları çok şey öğrenmekten, yani usulü dairesinde öğrenmekten uzaklaştırıyor.”

“Sual, istidat, tekâmül, müteessir, mefkûre, harcıâlem, ıstırap, mukavemet, mütemadiyen, teessür, itidal, tecessüs, tahayyül, hodbin, istirahat, muvaffakiyet, silsile”

Sabahattin Ali’nin ‘İçimizdeki Şeytan’ isimli romanı edebi açıdan nitelikli, dil kullanımı bakımından başarılı bir romandır. Başta Nihal Atsız’ın roman hakkında ilginç bilgiler verdiği yazısı olmak üzere destekleyici okumalar yapılmazsa öğrendiklerimiz eksik kalacak, hatta yanlış olacaktır. Bu pek çok roman okumasında olması gerekendir zaten.  

Atsız makalesinde bir zamanlar aynı ortamlarda bulunduğu, yakından tanıdığı Sabahattin Ali’nin ‘İçimizdeki Şeytan’ında hangi karakter üzerinden kimlere hücum ettiğini ve daha pek çok ilgi çekici bilgi aktarır, bu metnin romanın anlaşılmasına büyük katkıları olacaktır. Gerek romanın konusu, gerekse Sabahattin Ali’nin yüzündeki maskeyi çıkardığımızda ne gibi hakikatlerin gün yüzüne çıkacağını burada bulabilirsiniz, internette sayfamızın blogunda okuyabilirsiniz.

&&&

Sabahattin Ali iyi bir anlatım ustası olduğu kadar iyi bir şairdir de aynı zamanda. Yazımıza konu ettiğimiz romanında ve diğer pek çok eserinde dikkate alınması gereken bilgiler, manifestovari cümleler bulabilirsiniz de. Romandan iki kısa örnek verelim buna:

Bir mekânda oturan iki arkadaşın yanına gelen bir başka arkadaşlarının ‘siz burada mısınız?’ sorusu üzerine Nihat’ın ağzından “ Ne saçma sual değil mi? Türkçenin kendine mahsus bir manasızlığı… Dünyada hiçbir lisanda bu kabiliyet yoktur. Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti.”

Nihat’tan Ömer’e bir yaşam tavsiyesi; “Hayata, realiteye, menfaatlerine döndüğün zaman içinde ne şeytan kalacak, ne peygamber. Vücudunun ve ruhunun ne kadar basit bir makine olduğunu öğren, istediklerini tayin et ve bunlara doğru azimle ilerlemeye başla…”

Ömer’in tutkuyla bağlı olduğu ama olmadık çirkinlikler yaşatacağı Macide’nin kalbini kazanma adına güzel bir akşamda kayıkla baş başa bir gezinti ve bunu anlatan harikulâde terennümler; “Kayıktakilerin ikisi de susuyordu. Böyle bir gecenin ancak gençken ve ancak bir defa yaşanabileceğini ikisi de sezmiş gibiydiler. Böyle bir geceyi bütün varlığımızla içemeyişimizin sebebi, kafamızı birçok saçma şeylerin doldurmuş olmasıdır. On bin, yirmi bin sene evvelki insanlar gibi olabilsek, tabiatı onların gözüyle görsek, muhakkak ki şimdi burada böyle sükûnetle oturamazdık. Onlar güneşi, ayı, falanca büyük tepeyi veya filan bulutu ve yıldırımı babalarının hayrına mı Allah yaptılar? Onlar tabiatta saklı duran ruhu bizden iyi anlamışlardır. Halbuki bizim bunu yapmamıza imkân yok., neticesi olmayan hesaplar ve Allah kahretsin, karmaşık menfaat düşünceleri …”

Örnekleri çoğaltabiliriz. ‘İçimizdeki Şeytan’ dil ve anlatım bakımından da kayda değer bilgiler ve hatırlatmalar içerir. Meselâ “hususi” ve “şahsi”nin cümleye farklı anlamlar kattığını, günümüzdeki gibi ‘özel’ kelimesinin anlamı tam olarak karşılamayacağını, yahut ihtiyar kelimesinin de bambaşka anlamları haiz olduğunu… ve daha pek çok dikkat çekici bilgi okuru beklemektedir.

Tam da burada; ‘Minimini kafalarımızı ukalaca kitaplar, birbirinden çürük bilgiler dolduruyor” diyen Ömer’i yorumlamanın zamanıdır. Bize bizi anlatan, kendi kelimelerimizle ve değerlerimizle yansıtan eserler okuma listelerimizde olmalıdır. Ömür kısa, okunacak kitaplarsa çok, iyi seçim yapmak şart.

&&&

Kadim kelimelerimize dönmeden, akıldan ziyade ruhu/gönlü temel almadan edebiyatta ve eğitimde istediğimiz olumlu neticelere ulaşma çabaları beyhude kalacaktır. Bu güçlü dille bir de Türk’ün aslî kodlarını bilen/hisseden/yaşayan ve yaşatan edibimizin ruhunu eklediğinizde meydana nasıl bir eser çıkacağını varın siz tahmin edin. Yani Sabahattin Ali’de güçlü bir dil, güçlü bir edebi hüviyet var ama kutsalla ve milletin değerleriyle barışık değil. Bu şuurda olan Tanpınar’ı, Peyami Safa’yı, Yahya Kemal’i, Tarık Buğra’yı okuyunca karşılaşacağınız büyülü dünyayı hayal edin bir de…

 

 

Bu haber toplam 84 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim