Geçen yıl çıkmaya başlayan, her türlü sıkıntının üstesinden gelerek yoluna emin adımlarla devam eden önemli bir dergi var önümde; iki aylık kitap kültürü dergisi; “Şiraze”. ‘Kitabın kendisini almayan, değerlendirmesine, eleştirisine muhabbet gösterir mi?’ sitayişine, şehir efsanesine aldırmadan yola çıkan Sedat ve İhsan Sert ile genel yayın yönetmeni Kudret Ayşe Yılmaz, yayın danışmanı Necmettin Turinay her sayıda odağa alınan dosya konuları dışında yeni çıkan kitapların tahlil-eleştiri ve değerlendirmeleri, okumayla ilgili meseleler/hatıraları isabetle seçerek okur yazarla buluşturuyor.
Kasım ayına girdik, Şiraze’nin yeni sayısının duyurusu yapıldı. Dile kolay yeni çıkan 14. Sayı ile bir yıldan uzun bir süredir okuma ve yazma yolculuğundalar. Allah yollarını açık etsin.
İlk sayıda editörlük, 2’de tercüme eserler, 3’te çocuk kitapları, 4’te kitap ödülleri, 5’te kitaptan sinemaya, 6’da Neden Yazıyoruz?, 7’de kitabın muhafızı sahaflar, 8’de eskimeyen eserler, 9’da Sezai Karakoç, 10’da ‘Eser Yazarın Aynası mıdır?’, 11’de ‘Dergiler Derdimizdir’ dosya konuları yer almış Şiraze’de.
Şiraze’nin halen kitapçılar ve internetten temin edebileceğiniz bir önceki sayısı ise ‘Eleştiriye Nereden Başlayalım?’ Yani şahsen benim gönül verdiğim eleştiri sanatıyla alâkalıydı. Genel olarak hem dergiyi ve çizgisini daha yakından tanımaya rehberlik etmesi babından, hem de eleştirinin yol haritasını ana hatlarıyla vermesi bakımından bu sayıdan bahsetmek istiyorum.
Şiraze’nin 13. sayısı da her zaman olduğu gibi Necmettin Turinay hocanın başyazısıyla başlıyor. Bu sayıdaki ‘Edebi Eleştiri, Kuramlar ve Nesnellik Arayışları yazısı eleştirinin genel bir çerçevesini çiziyor. Yazıyı okurken Fethi Naci’den, Hüseyin Cöntürk’e, Memet Fuat’a yakın zaman Türk edebiyat eleştirisinin üst düzey kalemleri eşlik ediyor. Öyle alışılageldik övme, bilindik tekrarlardan ibaret değil bu kıymetli yazı. Meselâ; Turinay Hoca Hüseyin Cöntürk’ün hakkını teslim ettikten sonra; “Ne var ki Hüseyin Cöntürk’ün dili basbayağı kuru, ifadesi küt, estetik zevk ve sanatsal sezgi bakımından bir o kadar da fukara.” diyebiliyor.
Daha önce de hakkında yazdığım, atıflarda bulunduğum Necmettin Turinay hocanın eleştirel tavrı klişe ve tekrarlardan uzak, konu kavram yahut kişilerin eğrisiyle doğrusuyla ele alındığı ilkeli bir tavır. Bu nedenlerle istifade ederek ve keyifle okurum bu yazıları. Bir derginin danışmanı, başyazarı bu çizgideyse derginin çapını siz hesap edin!..
Necmettin Turinay hocanın yazısından sonra hikâye türünde çalışmaları ile de bildiğimiz gazeteci, yazar ve eleştirmen Ömer Lekesiz’in Uğur Tanyeli imzalı mimari ağırlıklı bir kitabını ele aldığı metinle dergi sayfalarında gezinmeye devam ediyoruz. Lekesiz’in iyi bir okuryazar olması yanında gezip görmeye ve fotoğrafçılığa ilgisini herkes bilir.
Dergideki usta yazarların kalemlerinden çıkan kitap eleştirisi ve değerlendirmesi odaklı metinlerle kitabın nasıl ele alınacağı, hangi kıstaslarla değerlendirilmesi gerektiği gibi hususlarda da bilgi edinebiliyoruz. Şiraze bu yönüyle sadece akademisyenlerin, hocaların ve usta eleştirmenlerin değil, sıradan okuryazarların, yazmaya ve edebiyat eleştirisine gönül verenlerin de ziyadesiyle istifade edebileceği bir dergi. Atabey Kılıç hocanın odağına taşıdığı çalışkan kalem İskender Pala’nın A-71 adlı romanı hakkındaki yazı meselâ. Fantastik ögelerle desteklenmiş roman hakkındaki yazısında Atabey Kılıç, okura eşlik eden müziğin öneminin altını çiziyor, keşfedilmesi gereken bir alışkanlık olduğunu ön plâna çıkarıyor metninde.
Eleştiriye gönül vermiş nacizane bir okuryazar olarak; bir edebiyat eleştirisi dergisinin istikrarlı bir şekilde yayınlanmasından, ilk sayıdan bugüne çizgisini bozmamasından oldukça memnunum. Umarım ömrü uzun olur Şiraze’nin ve başka yol arkadaşlarının.
‘Moderrnizm’ güncelliğini ve hararetini yitirmeyen bir konu. Mehmet Fatih Birgül de Yapı Kredi Yayınları arasında yakın zaman önce çıkan ‘İlk Modern Osmanlı: Ahmet Vasıf’ın Fikri Gelişimi’ kitabını tanıtıyor. Birgül, kitabın yazarı Ethan Manchinger’in inceleme sırasında hakim ya da savcı rolü üstlenmeden meselelere ve anlatıma içten bakışını hemen hiç kaybetmemesini takdire şayan buluyor. Kitabı da Mehmet hocanın değerlendirmesini de okumakta fayda var.
‘Söz Yayınevinde’ köşesinin konuğu Ebabil Yayınları ve genel yayın yönetmeni Osman Özbahçe. Dergilerde pek görmeye alışkın olmadığımız Osman hocanın en azından böyle soruşturma veya kısa söyleşilerle dergilerde görünmesi beni her seferinde heyecanlandıran bir durum. Özbahçe’nin hele de sosyal medyaya asla yüz vermeyen duruşu beni etkileyen bir başka etken.
Ebabil’in yayın politikasından yeni projelere kısa da olsa tam teşekküllü sorulara verilen cevaplarda ne yaptığını bilen, ilkelerine ve duruşuna sıkı sıkıya bağlı bilgili bir editör portresine şahitlik ediyoruz bu bölümde.
Felsefenin olduğu yerde Ali Utku hoca olmazsa olmaz. Şehrimizin güzide kültür mekânlarından Çizgi’nin dillere destan felsefe serisinin de editörlüğünü yapan Ali Utku bu sayıdaki yazısında Nietzsche, Wittgenstein ve Lacan’la bir muhabbete çağırıyor okuyucuyu.
Ali Ayçil bugünlerde daha bir faal görünüyor. Dergâh’taki çalkantılı günleri çabuk atlatan Ayçil sosyal medya paylaşımlarında ve dergi yazılarında daha agresif bir dil kullanıyor gibi geliyor bana. Şiraze’de Edgar Morin’in geçen yıl çıkan kitabını merkeze alıyor ve yolumuzu değiştirmeyi teklif eden Morin’e elçilik ediyor.
Önyargılı davrandığım fakat dostum Mustafa Atikebaş’ın anlattıklarıyla geç de olsa bir şekilde yeniden keşfettiğim Atsız’ın hikâyelerini günümüzün başarılı hikâyecilerinden Yunus Nadir Eraslan değerlendirmiş bu sayıda.
Nihayet asıl konumuza ‘Eleştiriye Nereden Başlayalım’ a geldik. Dosya, hocaların hocası Günay Kut’un Eski Türk Edebiyatında Tenkit’i ele alan bir makalesiyle başlıyor ki bundan da dosya yazılarında konunun kronolojik sıra gözetilerek işleneceğini anlıyoruz.
Şiraze’nin yükünü çeken isimlerden Kudret Ayşe Yılmaz bir parça tartışma, bir parça da polemik kokan yazısında eleştirinin ve eleştirmenin özünü anlamaya ve doğru yorumlamaya davet ediyor okuru.
Sonrasında eleştirinin çeşitli yönlerinin farklı eleştirmenlere sorulduğu geniş katılımlı bir yazıya geliyoruz. Katılımcılar bugünkü eleştirimizin bir geleneğe dayalı olup olmadığı, eleştirmenin şahsi beğeni ve duygularından sıyrılıp nasıl adil bir eleştiri ortaya koyabileceği, bir eleştirmenin kalemini nasıl besleyeceği ve geliştirebileceği gibi eleştiri konusunu çepeçevre ve tüm boyutlarıyla saran sorulara cevap arıyorlar.
Mustafa Everdi’yi bilmeyen yoktur. Şiraze’de o da var. Benim de çok takdir ettiğim ve yazılarımda sık sık sık atıflarda bulunduğum bir kitap hakkında yazmış Everdi üstat: Eleştirmen ve şair Mehmet Erdoğan’ın Kopernik etiketli ‘Edebiyat ve Eleştiri Yazıları’. Hele hele Necip Tosun, İsmet Özel, Rasim Özdenören vd. hakkında pek duyamayacağımız türden yargı ve iddiaların olduğu kısımlar okura ‘Eleştiri işte böyle olmalı’ dedirtiyor. Everdi de kitaptaki yorumları cesur, samimi ve otoriter, hatta belirleyici olacağı umulan karakterde buluyor.
Hakkı Özdemir roman eleştirisini, Mukadder Gemici Profil’den çıkan ve yedi önemli eleştirmenle yapılan söyleşileri bir araya getiren Fatma Barbarosoğlu’nun ‘Yedi Söyleşi’ kitabını, Özlem Güngör rahmetli Orhan Şaik Gökyay’ın ‘Destursuz Bağa Girenler’ini, Asım Öz Terry Eagleton’un ‘Eleştirmenin Görevi’ni, Nevzat Çalukuşu ise Gürsel Aytaç’ın ‘Edebiyat Eleştirisine Eleştirel Bakışı’ kitabını, bir başka deyişle eleştirinin eleştirini ön plâna çıkaran yazılarıyla Şiraze’nin 13. Sayısında bir araya geliyorlar.
Bir dergiden böyle iki gün sürecek, uzunca bir yazıyla bahsetmek hiç yapmadığım bir şeydi ama ‘Şiraze’ için değer doğrusu. Bu kıymetli dergiyi büyük kitapçılarda, Konya’mızda da TDV Kitabevinde bulmak mümkün.
Unutmamak, ihmal etmemek ve okumak, takip etmek gerek Şiraze’yi…































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.