Azgın bir azınlık sanki bir darbenin ayak sesleri gibi açıklamalar yayınlıyor.
29. yılında 28 Şubat darbesine yakından bakmak ve benzer darbelerin vuku bulmasının önüne set çekmek gerekiyor.
28 Şubat bitti diye kendimizi kandırmayalım.
28 Şubat fiilen bitti ama bizi de zihnen bitirdi. Sözgelişi, başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik. 28 Şubat’ın yol açtığı, yaşattığı travmanın kaçınılmaz sonucuydu bu.
Türkiye, iki asırdır çok büyük travmalar yaşıyor...
İki asırdır, bu ülkede “ipler”, bu ülkenin has çocuklarının elinde değil -hâlâ!
Türkiye, Fırat Kalkanı’yla birlikte bağımsızlığına kavuşma yolunda ilk tarihî adımı attı. Ama yolun başındayız henüz...
Tanzimat’tan 28 Şubat’a kadar bu toplum, dışardan dayatılan, içerde celladına âşık edilen elitler tarafından uygulanan travmatik ameliyatlarla hizaya getirilmeye, “adam edilmeye”, ehlileştirilmeye, mankurtlaştırılmaya çalışılıyor...
200 yıllık modernleşme (münhasıran laikleşme) tarihimiz, esas itibarıyla Türkiye'nin içeriden teslim alınması tarihidir; dışarıdan fiilen sömürgeleştirilemeyen bu toplumun içeriden zihnen sömürgeleştirilmesi, epistemik / zihnî köle yapılmasının serencamı.
ÜÇ BÜYÜK İHANET!
28 Şubat, yeniden mazlumlara, İslâm dünyasına öncülük edecek Müslüman Türkiye’nin gelişinin durdurulması girişiminin son ürpertici perdelerinden biridir.
28 Şubat, üç büyük ihanetin adıdır:
Birincisi, “irtica tehdidi” palavrasıyla, toplumun İslâmî kimliğinin yok edilmesi ihanetidir.
İkincisi, 28 Şubat, Türkiye'nin parçalanmasının zihnî, sosyokültürel temellerinin atıldığı bir ihanetin adıdır.
Üçüncüsü, İslâm'ın protestanlaştırılması ihanetinin dönüm noktasıdır.
Yazının devamı için: https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusuf-kaplan/29-yilinda-28-subat-darbesi-ve-uc-buyuk-ihaneti-4801262































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.